<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207</id><updated>2012-02-16T16:48:08.527-08:00</updated><title type='text'>Yeralti Nehirleri</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>76</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-4253329973449073590</id><published>2010-03-03T11:59:00.001-08:00</published><updated>2010-03-03T11:59:52.768-08:00</updated><title type='text'>Kizil Ask</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S46_s3EeBlI/AAAAAAAAAUk/8jRBTBv5b5M/s1600-h/aydinileri_kizilask.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S46_s3EeBlI/AAAAAAAAAUk/8jRBTBv5b5M/s320/aydinileri_kizilask.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Özgür Aşk ya da Aşk hapishanesinden çıkış yolu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alexandra Kollontai (1872-1952) Sovyet devriminin az sayıdaki kadın önderlerinden biriydi. St. Petersburg’da burjuva bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Gençliğinde kendisinden beklendiği gibi bir sosyete hanımefendisi olmak yerine Marx ve Engels üzerine çalışmayı yeğledi. 20 yaşında evlenmesiyle birlikte evliliğin gayet berbat bir durum olduğunu anlaması ve kocasının zayıf liberal politikalarını hazzedememesi yüzünden onu terkedip Zürih’e ekonomi okumaya gitti. Orada Alman Komünist Partisi kurucularından Rosa Luxembourg’un düşüncelerinden etkilendi. 1917’de Rusya’ya dönen Kollontai Tekstil fabrikalarında ve çeşitli atölyelerde çalışmaya başladı, fabrikalardaki çalışma koşullarını yakından gördü. Bu fabrikalarda, her şey gibi temizlik ve sağlık hizmetleri de göstermelikti. Bununla, ölen işçi çocukları, yaşama elverişsiz işçi evleri, sağlıksız beslenmenin yol açtığı ölümler gizlenmeye çalışılıyordu. Gördüklerinden çok etkilenen Kollontai bu koşuların düzeltilmesi için mücadeleye girişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alexandra Kollontai işçi sınıfını yakından tanımaya sınıf mücadelesi üzerine devrimci görüşlerini ileri sürdüğü çalışmalarını yayınlamaya başladı. 1917’de Kollontai ilk devrim hükümetinde kadın bakan oldu. Kollontai Bolşevik hükümetindeki tek kadın bakan olarak kadınlar ve özgür aşk için kampanya başlattı, başlattığı kampanya ve sonrasında savunduğu ve mücadelesini verdiği aile kurumu, evlilik, aşk, kadın sorunu vb. konulara dair bakış açısı ve erkeklerle olan ilişkilerinde son derece rahatlığı Lenin ve Stalin tarafından hoş karşılanmadı. (Bu nedenlerle Stalin döneminde Sovyetler Birliği dışında görevlere atandı.) Devrimden sonra devlet yönetiminde de aktif görevler üstlendi. Devlet Yardımı Halk Komiseri Kurulu’nda görev alan Alexandra Kollontai, daha sonraki yıllarda büyükelçi olarak pek çok ülkede Sovyetler Birliği’ni başarıyla temsil etti. (O, bu yanıyla dünyada ilk kadın büyükelçi unvanına da sahiptir.) Başarılarının karşılığı olarak pek çok kez ödüllendirilen Kollontai, yaşamının son yıllarında anılarını ve mücadelesini kaleme aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Mart 1952’de geçirdiği bir kalp krizi sonucu yaşama veda etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk hapishanesinden çıkış yolu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığı eğitim ve yaşadıkları onu yazarlığa yönlendirdi. İnceleme-araştırma çalışmalarının yanı sıra edebi eserlere imza attı. Özellikle romanları Sovyetleri ve kendi yaşantısını yansıtan konulardan oluşuyordu. Kimi zaman roman kahramanlarını da yakın çevresinden seçiyor kimi zaman kendisini de romanın kahramanı olarak yazıyordu. Özellikle Kollontai, Kızıl Aşk adlı romanın baş kadın kahramanı Vasilisa, devrim sonrası sosyalizmi inşa ederken, eski toplumun tüm alışkanlıklarının nasıl da su yüzüne çıktığını, eski ve yeni değerlerin çatışmasını tüm açıklığıyla veriyor. “Vasilisa, bir komün evinden sorumludur. Çıkan sorunlardan öylesine bunalır ki bir gün "Herkes yalnızca kendisi için çalışıyordu. Çoğunluk için yaşamak gerektiğini anlamak istemiyorlardı... Haksızlığı yapan kimlerdi? Kendi yoldaşları, işçiler!.. Onu en çok rahatsız eden ve üzen buydu. ´Burjuvalar´ olsa hiç dert etmeyecekti." Bunları söyleyen Vasilisa bir yandan da "Devrimin bayram tatili" olmadığının farkındadır. Kollontai da öyle. Bu nedenle o, kurdukları yeni toplumdaki proleter kılığına girmiş burjuva ideolojisiyle acımasızca hesaplaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özelikle NEP dönemi politikalarıyla mücadeleye girişir. Burjuva ideolojinin tümüyle beslendiği erkek egemenliği de bu yüzden mücadelesinin eksenini oluşturur. Eski toplumu erkek, yeniyi ise kadın temsil eder burada. Kollontai; Vasilisa´nın çok sevdiği "eşi, yoldaşı, sevgilisi Volodya (Vladimir) "aracılığıyla, sosyalist toplumdaki erkek egemenliği ve burjuva ideolojisini gözler önüne serer. Volodya, sosyalizmden, geriye dönüşün tüm niteliklerini taşıyan bir erkek tipidir. Yeni ‘düzene’ hemen ayak uydurmuş, proleterliğini "lambalar ve yatak örtüleriyle değiştirmiş" tir. Eşinin çalışmamasını tercih eder. Her gün yeni bir eşya alınan evde, Vassilissa´nın "sevgisiyle mutlu" olmasını ister. Kanatları bağlı Vasilia´nın "Kanatlarını bağlayan neydi? Sevgi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevinç mi?" diye sorar Kollontai. Vasilia´yı bağlayan sevgidir, biraz da anaçlık. Sevdiğinin içinde bulunduğu çürümeyi görüp, onu kurtarma telaşı! Oysa Volodya için çok geçtir. Artık o, işçilerin sırtından yaşam düzeyini yükseltip, beklentilerine yanıt verecek bir sevgili (Nina’yı) bulmuştur. Vassilissa daha fazla zaman yitirmeden, uçmayı dener ve başarır. Viladimir’in onu aldatmasını ve onun burjuva yaşam alışkanlıklarını kabul etmez. Komün evine, yoldaşlarının arasına döner. Hamiledir. "Çocuğu babasız mı büyüteceksin" diye soran arkadaşına, "Sanki erkekler gerçekten ´baba´ymış gibi... Niye tek başıma? Parti, devlet onu yetiştirecek" diye yanıtlar. Yakında komünün yeni bir kreşi de olacaktır üstelik.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kollontai, yaşamı boyunca kadınların üzerinden çocuk bakımının tüm yükünün alınması için mücadele eder. Annelerin, toplumun ve devletin sorumluluğunda korunmasından yanadır. Kollontai; kadınlar, çocukları olduğu için mutsuz değil, mutlu ve özgür olsun ister: Karşı cinse duyulan coşkunun, sevginin kadınların kanatlarını bağlamasına, onları sakatlamasına engel olmak ister yazdıklarıyla. Bu yüzden de kadın kahramanlarının hemen hepsi "çok sevdikleri" halde, kanatlarını bağlayan sevgiliye sırtlarını döner, yeni yaşamın kollarına atarlar kendilerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-4253329973449073590?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/4253329973449073590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/03/kizil-ask.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4253329973449073590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4253329973449073590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/03/kizil-ask.html' title='Kizil Ask'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S46_s3EeBlI/AAAAAAAAAUk/8jRBTBv5b5M/s72-c/aydinileri_kizilask.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-7817588586500494253</id><published>2010-03-01T03:03:00.000-08:00</published><updated>2010-03-01T03:05:42.919-08:00</updated><title type='text'>Savas sanati</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S4ue6GTji8I/AAAAAAAAAUc/VVgRE-Z6CDk/s1600-h/yitik_savas_sanati.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S4ue6GTji8I/AAAAAAAAAUc/VVgRE-Z6CDk/s320/yitik_savas_sanati.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Dağları, ormanları, dar geçitleri, çıkmaz yolları ve bataklıkları bilmiyorsan; silahlı bir güçle manevra yapamazsın. Yerli rehberler kullanmadıkça arazinin yararlarını bilemezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşın beş kuralı vardır: Ölçme, değerlendirme, hesaplama, kıyaslama ve zafer. Mevzi ölçmeyi, ölçme değerlendirmeyi, değerlendirme hesaplamayı, hesaplama kıyaslamayı, kıyaslama ise zaferi doğurur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Planlarını anlamak için onları gözden geçir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer aklını tamamen düşman üzerinde yoğunlaştırırsan, bin mil uzaktan bile askeri önderini öldürebilirsin. Bu, görevini başarıyla yerine getirmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşitsen, gücün varsa savaş. Sayıca az isen, mümkünse uzak dur. Durumun parlak değilse, mümkünse hemen kaç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı bir hareket başına vurulduğunda kuyruğu ile, kuyruğuna vurulduğunda başı ile, orta kısmına vurulduğunda hem başı, hem kuyruğu ile hareket eden hızlı bir yılan gibi olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben savaşırken herkes taktiklerimi görebilir; fakat hiç kimse asıl zaferin kaynağı olan stratejiyi göremez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Mükemmellik her savaşta çarpışarak kazanmak değildir. En iyi strateji savaşmadan kazanmaktır.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilirsen, her savaşta tehlikedesin'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar bir kez birleştiler mi,cesurlar tek başlarına ilerleyemez,korkaklar ise tek başlarına geri çekilemezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlarını kendine yakın tut, düşmanlarını daha da yakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı: http://tr.wikiquote.org/wiki/Sun_Tzu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sun Tzu'nun Savaş Sanatı adlı kitabından alıntılar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük ustalık zayıf ve beceriksiz gözükmektir. - Sf:27&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi savaşçılar düşmanın ayağına gitmezler, düşmanın kendi ayaklarına gelmesini sağlarlar. - Sf:31&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini ve düşmanını iyi tanıyorsan zafer senin için asla tehlikede değildir. - Sf:34&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerlerine kendi çocukların gibi bak, o zaman senin uğruna ölüme seve seve atılacaklardır. - Sf:34&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların içindeki kötülük tohumlarını doğruluğa, talihsizliği kazanma hırsına dönüştürmek dünyanın en zor işidir. - Sf:61&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşma arzusu kuvvetli düşmana saldırma. - Sf 63&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir komutanın yapacağı beş hata felaket getirebilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkatsiz cesaret, yok olmaya götürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkaklık, düşmana esir etmeye götürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acelecilik, hakaretlerle kışkırtılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeref düşkünlüğü, utanmaya götürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamlarına aşırı düşkünlük, endişe ve tereddüte götürür. - Sf:65&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirgin bir anlaşmayla gelmeyen barış önerisi tuzak belirtisidir. - Sf:68&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerlerini kaçışın olanaksız olduğu noktalara sür ki, ölesiye savaşsınlar. Ölümle karşı karşıya olan bir askerin beceremeyeceği iş yoktur. Ölüm tehlikesi ile karşı karşıya olan askerler de subaylar da güçlerinin zirvesine çıkarlar. - Sf:76&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerlerine planı değil görevi söyle. - Sf:79&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan doğası gereği zora düşmedikçe yeteneklerini sonuna kadar kullanmaz. - Sf:79&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehrileri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-7817588586500494253?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/7817588586500494253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/03/savas-sanati.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7817588586500494253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7817588586500494253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/03/savas-sanati.html' title='Savas sanati'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S4ue6GTji8I/AAAAAAAAAUc/VVgRE-Z6CDk/s72-c/yitik_savas_sanati.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-6936590871179050017</id><published>2010-02-19T04:51:00.000-08:00</published><updated>2010-02-19T04:52:30.423-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Manusyan</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S36JUWQUrhI/AAAAAAAAAUU/9rX7nEa6a-c/s1600-h/bir-ozgurluk-tutsagi-manusyan-melinee-manouchian.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ct="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S36JUWQUrhI/AAAAAAAAAUU/9rX7nEa6a-c/s320/bir-ozgurluk-tutsagi-manusyan-melinee-manouchian.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir Özgürlük Tutsağı, Tehcirden göçmenliğe, II. Dünya Savaşından faşizme, Tarih çarkının bireyi öğüten onca sivri dişlisi üzerinde yükselen bir yoldaşlık öyküsü... II. Dünya Savaşı yıllarında, işgal altındaki Pariste, faşizme karşı verilen Direniş mücadelesinin liderlerinden Misak Manuşyanın yaşamı... Aşkı özgürlükten, inancı mücadeleden ayırmayan bir partizanın ölüm mangası karşısında sonlanan kavgası... Umutların, hayal kırıklıklarının, şüphelerin ve korkuların da olanca çıplaklığıyla gözler önüne serildiği bir anlatı... Dostu, sevgilisi ve yoldaşı Meline Manuşyanın kaleminden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misak Manuşyanın 1906da Adıyamanda başlayan hayatı, I.Dünya Savaşının, İspanyol İç Savaşının, komünizm düşmanlığının ve otoriter rejimlerin Fransaya savurduğu binlerce yabancınınkiyle, Pariste kesişiyor. Dilini bilmediği, sokaklarını tanımadığı bu şehirde, Manuşun şiiri, müziği, edebiyatı elden bırakmadan kültürünü yaşatma çabası, zamanla tüm halkların özgürlüğünü koruma mücadelesine, insanları yaşatma mücadelesine dönüşüyor. Misak Manuşyan ve 22 dava arkadaşının 21 Şubat 1944te kurşuna dizilerek sonlanan hayatları, direnişi şiddetten ayıran çizginin özgürlük mücadelesi anlamına geldiğini, özgürlüğün olmadığı yerdeyse ne bir halkın, ne de bir aşkın kendini gerçek anlamda var edebileceğini bir kere daha gösteriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fresnes Hapishanesinde geçirdikleri üç ay boyunca, 23ler uzun uzun sorgulanır, yani işkence görürler. Yargılanmaları sırasında taşıdıkları yara izleri de bunu kanıtlar. Sorgulamalarda, eylemlerinden ve bunları niçin yapmış olduklarından başka bir şey söylemezler. Pişman olduklarına dair tek bir söz çıkmaz ağızlarından; aksine, sırf görevlerini yerine getirdiklerini söylerler. Her biri, onları harekete geçiren ortak nedenlerin yanı sıra, kendi özel gerekçelerini açıklar. Mesela Yahudiler, onları toptan ortadan kaldırmak isteyen Nazi barbarlığına karşı kendilerini savunduklarını; Ermeniler, Birinci Dünya Savaşı sırasında Almanların onayıyla katledilmiş halklarının özgürlüğünü korumak için savaştıklarını; İspanyollar, ülkelerinde ortalığı kasıp kavuran faşizme karşı çarpıştıklarını; İtalyanlar, Hitlerin müttefiki Mussolini tarafından kovuldukları memleketlerine dönebilmek amacıyla silaha sarıldıklarını; Polonyalılar, Hitlerin haritadan sildiği vatanlarının yok olmaması için mücadele ettiklerini belirtirler. Hepsi de, işgalci Nazilere karşı halklarıyla omuz omuza savaşırken, kendilerine kucak açmış olan Fransaya karşı görevlerini yerine getirdiklerini söylerler. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-6936590871179050017?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/6936590871179050017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/02/bir-ozgurluk-guvercini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6936590871179050017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6936590871179050017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/02/bir-ozgurluk-guvercini.html' title='Yeralti kollektifi Manusyan'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S36JUWQUrhI/AAAAAAAAAUU/9rX7nEa6a-c/s72-c/bir-ozgurluk-tutsagi-manusyan-melinee-manouchian.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-666642005107673263</id><published>2010-02-03T10:18:00.000-08:00</published><updated>2010-02-03T10:18:04.934-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Sergey Mihalovic EINSTEIN</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S2m91nEz8tI/AAAAAAAAAUM/ffkmVHzqnng/s1600-h/517YcAFoY3L__SS500_.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S2m91nEz8tI/AAAAAAAAAUM/ffkmVHzqnng/s320/517YcAFoY3L__SS500_.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;"Insanin gorulmemis derecede kucumsedigi ve captan dusuruldugu gunumuzde, kisinin en acil ve en soylu gorevi olaylari sarkilastirmak olmali .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuskusuz bu gercegin bilincine varacak,insanin insanca sözüne ve onun bulbulleri bile susturabilecek orkestrasina katilma yurekliligini gosterecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayli insan var demis Louis Aragon.Iste Eisentein bir yasam boyu yamak istedigi ezilenlerin sosyalist filmleri yapmak.Einstein en basindan bolsevik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir devrimcidir,Ekim devrimi sürecinde omrunu bir mermi gibi kizil mufrezelere de görev alir.Potemkin Zirhlisini izlemisinizdir 1905 devrimci baskaldir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günlerini.O tarihsel kosullarda kullandigi ileri teknik ve donanimla,devrimci sinama yapanlara örnek olmustur Einstein.Ama tum bunlari yaparken de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ögrenmistir ustalarindan Meyerhold sinema ve görselik tekniklerinin uzmanidir bildiklerini Einstein'eda ögretmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pothenkim Zirhlisi'daki devrimci kurgu tasarimi,ritim,efektler,muzik izleyenleri buyulemis ve mucadeleye de kazandirmistir.1905 devrim yillarinin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görsel temasidir flim.Baldiri ciplaklarin bolsevik partisi önderliginde,fasist beyaz ordularina karsi sinifa karsi sinif perspektifinden bize anlatir.Öyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ki Nazizmin karapropaganda uzmani Gölsberg alman SS subaylarina talimat verip bir flim yapmalarini ister.EINSTEIN bir cok projelerini de yasama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geciremez ama bir cok filmde yapar KAPITAL ile Lenin ödülünü alir.1944 yillarinda Korkunc Ivan seneryolastiri ve cok elestirilir.11 Subat 1948 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yilinda yasama bir cok eser birakarak aramizdan ayrilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;yeralti nehirleri film kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-666642005107673263?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/666642005107673263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/02/yeralti-kollektifi-sergey-mihalovic.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/666642005107673263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/666642005107673263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/02/yeralti-kollektifi-sergey-mihalovic.html' title='Yeralti kollektifi Sergey Mihalovic EINSTEIN'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S2m91nEz8tI/AAAAAAAAAUM/ffkmVHzqnng/s72-c/517YcAFoY3L__SS500_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-6943778815336589957</id><published>2010-01-30T02:26:00.001-08:00</published><updated>2010-01-30T02:26:56.036-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Anton Cehov</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S2QJZiLwT2I/AAAAAAAAAUE/PIjD9xwZ838/s1600-h/cehov_150_yasinda__20100130_111031.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S2QJZiLwT2I/AAAAAAAAAUE/PIjD9xwZ838/s320/cehov_150_yasinda__20100130_111031.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yazık ki yazık!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar çok kişi var, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahım!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Dünya’da,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anton Çehov’u okumamış;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu hiç, hiç tanımamış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun adını bile duymamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık ki yazık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık değil kuşkusuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Anton’a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık! Okumamışlara;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun öykülerinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık! Seyretmemişlere;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun piyeslerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu hiç tanımamışlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun adını bile duymamışlara,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne büyük bir şanstı bana,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çehov’u keşfetmek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocam Rauf Mutluay’ın aydınlığında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gençlik yıllarımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun ilk öykülerini okumuştum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On yedi yaşlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmeden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk öykülerini yazdığını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz on yedi yaşlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Vişne Bahçesi” piyesini okumuştum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmeden, yazdığını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veremden, kan kusa kusa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm döşeğinde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve henüz kırk dördünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çehov, bir yazardan çok öte,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dertleşebileceğim bir dost,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa dengi bir arkadaş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenilir bir sırdaş oldu bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla soludum, bozkırın şiirsel havasını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla tanıdım, kölelikten kurtulmuş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradan Rus insanını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla tanıdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On dokuzuncu yüzyılın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüşen toplumunu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişen insanını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla tanıdım insanın derinliğini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla tanıdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla tanıdım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın ve hayatın özünü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çehov, 29 Ocak 1860'da özgürlüğe kavuşmuş bir kölenin torunu, dindar bir bakkal babanın oğlu olarak Rusya'nın güneyindeki Azov Denizi kıyılarındaki taşra kenti Taganrog'da dünyaya geldi. Beş çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu olan Çehov, dindar ve otoriter babasının baskısıyla kilise korosunda ilahi söyledi, ticarette başarı sağlayamayan babasının yerine dükkân işleriyle de ilgilendiğinden lise eğitimi uzadıkça uzadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çehov'un zor koşullar altında geçen çocukluk yılları, hikâyelerine de yansıdı, hikayelerinde çocuklara geniş yer vermesine ve hep hüzünlü, incinmiş çocukları anlatmasına neden oldu. On yıl boyunca lisede Yunan ve Latin klasikleriyle temel bir eğitim gören Çehov'un, "Kılıflı Adam" ve "Edebiyat Öğretmeni" adlı hikâyeleri bu döneme aittir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çehov'un babasının 1876'da iflas etmesi üzerine ailesi Moskova'ya göçtü, Çehov ise ağabeyi ile birlikte eğitimini tamamlamak için Tagangrog'da kalarak liseye devam etti. Burada geçirdikleri üç yıl boyunca, henüz çok genç olmasına rağmen kendi hayatını kazandı. Tüm bu zorluklara rağmen bu dönem Çehov için önceki yaşamına göre daha katlanılabilirdi. Hayatında bakkal ve kilisenin olmadığı bu yıllarda Çehov, zamanını okumaya ve yazmaya ayırıyor, hayata, sosyal çevresine daha eleştirel bir gözle bakabiliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1879'da liseyi bitirdi ve Moskova'ya ailesinin yanına döndü, Moskova tıp fakültesine kayıt yaptırdı. Çehov, tıp öğrenimi sırasında ailenin geçimine katkıda bulunmak için çeşitli mizah dergilerine kısa öyküler, küçük güldürüler yazıyordu. Çehov'un içinde bulunduğu çıkarcı, ikiyüzlü ve gerici çevre ile yazdığı derginin sahibinin sürekli mizah yazıları istemesi ve sansürün eklenmesi, yazdığı yazıları bir zorunluluğa dönüştürüyordu. Bu durum onun edebi kişiliğini köstekliyordu; ancak para kazanmak zorundaydı. Aralarında "Memurun Ölümü" gibi sonradan Çehov klasiği sayılacak öyküsünün de bulunduğu bu ilk ürünler yazarın beklemediği şekilde başarıya ulaştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar, bu dönemde yazdığı yazılarını "Melbourne'ün Masalları" adlı kitapta toplayarak üniversiteyi bitirdiği yıl ilk kitabını yayımladı. Gerçekçi akımın Rus edebiyatındaki temsilcilerinden olan Çehov, yazarlığının bu ilk yıllarında "Çehonte" ismini kullanmıştır. Harçlık çıkarmak için yazdığı bu yıllar için sonrasında bir eserinin önsözünde şöyle demiştir: "Çehonte birçok şeyler yazmış olabilir, ama Çehov bunları kabul etmek zorunda değildir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çehov, üniversiteyi bitirir bitirmez hekimliğe başladı. "Cerrahlık", "Cansız Ceset", "Kaçak" adlı hikâyeleri bu dönemine aittir. Çehov için yazarlık, doktorluğun ardından ikincil olarak geliyordu. Doktorluk vaktinin büyük kısmını aldığından yazmasına engel olmaya başlayınca ve eserlerinin şöhreti iyice yayılınca, doktorluğu bırakıp yazarlığa yöneldi. Ancak Çehov'un hikayelerinde doktorluğunun izleri görülür, hatta pek çok kimse onun Çarlık Rusya'sını anlatışını, bir doktorun hastalığı teşhis edişine benzetir. Çehov'un bilime olan bağlılığı şu sözlerinden de anlaşılabilir: "Darwin'i okuyorum. Ne haşmet! Müthiş seviyorum onu." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anton Çehov, 1887'de "Alaca Karanlıkta" adlı öykü kitabıyla Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin ödülünü kazandı. Aynı yıl ilk büyük tiyatro oyunu dört perdelik "İvanov", Moskova'daki Korsch Tiyatrosunda sergilendi ve ilgi toplamayı başardı. Bu yıllarda yazdığı diğer tiyatro oyunu "Vanya Dayı"nın ilk varyantı olarak nitelendirilen "Orman Cini" ise böyle bir başarıya ulaşmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunlarından çok öyküleriyle ün kazanan Çehov, 1892'de ünlü öyküsü "6. Koğuş"u yayınlandı, aynı yıl kendini en rahat hissettiği halkın yanına, Nijni Naugored vilayetinde baş gösteren kıtlıkla savaşmak için kurulan yardım teşkilatlarına katıldı. Çehov'un "Melihova Dönemi" olarak adlandırılan aynı yıl Melihova adlı bir köye yerleşti. Yaratıcılığının zirvesinde olduğu bu yıllarda yaşayışı oldukça sadeydi. Daima halka yakındı ve sosyal işlerle uğraşıyordu. Bu da onu mutlu ediyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlığı iyice bozulan Çehov'un, hastalığı iklim tedavisi istiyordu bu nedenle Yalta'ya taşındı. Yalta'da devrin büyük yazarlarının ve sanatçılarının ziyaret ettiği Çehov, en çok Tolstoy ve Gorki'yle görüşüyordu. Yazar, bu yıllarda Moskova Devlet Tiyatrosu oyuncusu Olga Knipper'le evlendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1895'te "Martı" oyununun üzerine çalışmaya başladı ve ilk versiyonunu yazdı. Hemen hemen aynı yıllarda, 1898'de kurulan Moskova Sanat Tiyatrosu'nun kurucuları Nemiroviç-Dançenko ve Stanislavski de tıpkı Çehov gibi geleneksel dram sanatı anlayışına karşı çıkıyor, tiyatroda doğallığı, içtenliği, yıldız oyunculuk anlayışına karşı toplu oyunculuk anlayışını savunuyorlardı. "Martı"nın Moskova Sanat Tiyatrosu'nca sahnelenmesi ve kazandığı olağanüstü büyük başarı, Çehov'un oyun yazarlığında ve Rus tiyatrosu bakımından bir dönüm noktası oldu. "Martı"nın ardından Çehov diğer ölümsüz yapıtlarını bir bir kaleme almaya başladı. 1899'da Vanya Dayı'nın ilk gösterimi yapıldı, Toplu Yapıtlarının ilk cildi yayımlandı. 1901'de Üç Kızkardeş sahnelendi, 1904'te Vişne Bahçesi Moskova'da sahnelendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlığı gittikçe kötüleşen Çehov, doktorlarının tavsiyesiyle gittiği Almanya Bodenwagler'de 1 Temmuz gecesi genç yaşta, hayat sahnesinden sevenlerini son kez selamlayarak ölümsüzleşti. Çehov'un bütün yapıtları ölümünden 40 yıl sonra 20 cilt halinde yayımlandı. Bu yayının 8. cildinde sayısı birkaç bine ulaşan mektupları yer alıyor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-6943778815336589957?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/6943778815336589957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/01/yeralti-kollektifi-anton-cehov.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6943778815336589957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6943778815336589957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/01/yeralti-kollektifi-anton-cehov.html' title='Yeralti kollektifi Anton Cehov'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S2QJZiLwT2I/AAAAAAAAAUE/PIjD9xwZ838/s72-c/cehov_150_yasinda__20100130_111031.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5570001079233330722</id><published>2010-01-12T08:40:00.000-08:00</published><updated>2010-01-12T08:40:56.939-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Asim Bezirci</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S0ymEqecj-I/AAAAAAAAAT8/ZK9IEhbCdBk/s1600-h/c120900ah5.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S0ymEqecj-I/AAAAAAAAAT8/ZK9IEhbCdBk/s320/c120900ah5.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Asim Bezirci Halk ve sosyalizm adli eserinde emekci kültür ve sanati söyle tasfirler;Son zamanlara degin tüm yazdiklarimi elestirel gözle tekrar gözden gecirdim ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni seyler görüdüm.Yillardir ben burjuvazinin aydin tabakasina yazilar yazdim,1955 yilindan beri edebiyat ve sanat dergilerinde,genelde aydinlarin ilgi alanlarina yogunlastim,onlarin anlayabilecegi bir uslupla yazdim.Ve sözünü ettigim tüm konulari bilimsel sosyalizmin isigi altinda onlari aydinlatmaya calistim,edebiyat alaninda ki bicimsel,bireyci,gerici davaranislara,sosyalist edebiyat ve kütürden sapmalara karsi,elestirel yaklastim,acik,bir dil tarz ile.Ama siniflar mücadelesinin motor gücü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emekciler yeterince anladilarmi,kavradimlar mi,neyi sever ve okurlar diye hic kaygilanmamistim.Simdi cok ama cok kaygilaniyorum.Artik ise kendimi degistirerek yol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;almaliyim.Ve artik ezilenlerin penceresinden bir baska dünya sosyalizme dair yazilar yaziyorum de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isci sinifinin bagimsiz bir sinif olarak ortaya cikmasi 18 yüzyil ortalarinda tarih sahnesinde pratik olarak kendisini hisettirir.Bilimsel soyalizmin ilk teorisyenlerinden cok az etkilendiler.Sinif haraketinin sosyalist teori ve pratikle beraber gelismi bu sürecte baslar.Bati Avrupa isci hareketleri tarihi sosyalist akimlarin dogusunun buralar olmasi Marks,Engel,Lenin ilk saptamalarini Bati Avrupa isci sinifina yöneltmelerinin nedenleri de burada aramak gerekiyor.Sinif hareketinin organik baglari,gelisim seyirleri ülkeden ülkeye tarihsel farkliliklar arz etsede,sosyalist akimlarin gerceklerini gizleyemez.Iste bizim ülkemizde sinifsal gelisim cizgisi Bati Avrupa isci sinifinin gelisimi ve sosyalist hareketin ve aydinlanmanin önemli gelisimleri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmasinda ragmen sosyalist akimlar sistemin icinde eriyip gitmislerdir.Mustafa Suphi ve yoldaslari bu süreci gelistirirken Kemalist Rejim tarafindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;katledilirler.1960-1970 sürecinde ise gerici fasist siyasal iktidar devrim mücadelesinin gelisiminde rol alan devrimci akimlarin siyasal önderlerini ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;infaz,ya idam,yada iskencede katlederek önünü kesmistir.Sosyalist fikirlerin dogup gelisme süreci tamda Deniz,Mahir,Ibrahimin yasadiklari kosullarda ete kemige bürünür,gecmisi olmayanlarin gelecegide olmaz.Bu sürecte ki isci-köylü ve genclik hareketleri inisli.cikisli önemli gelisimler göstermistir 15-16 haziran direnis bunun en üst boyutunu gösterir.Iste bu üc teorisyen eliyle önemli bir devrimsel bir birikim miras birakilmistir.Ancak sosyalist hücreleri ve isci hareketi arasinda ki organik bag yani aydinlar ve ezilenler arasinda bir birliktelik asla yasanmamistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isciler,köylüler,gencler ve ezilen halklari kendi olanaklari ile mücadeleyi sosyalist akimlarlar bulusturmus,aydinlar ise simdi ki gibi hep tartisip durmuslardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asim Bezirci böylesi bu süreci kalicilastirarak bize isik tasimistir bu kitaplariyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kine ez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bezirci 1927 yılında Erzincan, nereye o da ilkokul katıldı doğdu. Bir yoksul ailenin oğlu, o, Erzurum, o yüksek okul bitene kadar izlemiş yatılı okul için iki burs yer kazanmak için 126 başvuru sahiplerinin iyi bir servet vardı. Daha sonra, o İstanbul, Türk Dili ve Edebiyatı olarak incelenmiştir. Mezuniyetinden sonra, 1950 yılında Gerwek yazmak dergisi için başlangıçta başladı. Onun makaleler nedeniyle daha sonra Hükümeti tek başına baskıcı politikaları sekiz DP altında süredir kendisine karşı cezai işlemler başlatılan ve daha önce bütün prosedürleri beraat etti gözaltında ay geçirmek zorunda kaldı. 1955 yılından bu yana, o tamamen edebiyat ve edebiyat eleştirisi için adadı. Diye düzenlenmiş ve pek çok Türk yazarların eserlerini, bazı Avrupa şair ve yazar olarak türk çevrilmiş yayınlanan gibi, o Osmanlı dönemi, modern Türk edebiyatı kadar çevrilmiş. Asım Bezirci Yazarlar Birliği TYS ve Barış Komitesi üyesi bir yönetim kurulu üyesi oldu. O 68 kitap ve sayısız dergilerde yayınlanan makalelerin bir eser bırakır Ve Iki Temmuz Semah dönenlerin sehrinde&amp;nbsp; Brono gibi yakilarak katledirler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5570001079233330722?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5570001079233330722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/01/yeralti-kollektifi-asim-bezirci.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5570001079233330722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5570001079233330722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/01/yeralti-kollektifi-asim-bezirci.html' title='Yeralti kollektifi Asim Bezirci'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/S0ymEqecj-I/AAAAAAAAAT8/ZK9IEhbCdBk/s72-c/c120900ah5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-8744994390987252132</id><published>2010-01-02T11:25:00.001-08:00</published><updated>2010-01-02T11:25:48.873-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" height="28" id="divplaylist" width="335"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=10001544-e17" /&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=10001544-e17" width="335" height="28" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-8744994390987252132?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/8744994390987252132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/01/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/8744994390987252132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/8744994390987252132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2010/01/blog-post.html' title=''/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-4849427084366508264</id><published>2009-12-24T12:43:00.000-08:00</published><updated>2009-12-24T12:43:54.158-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Erich Hanke</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SzPSV6JePhI/AAAAAAAAATM/M3WhFrtq8T4/s1600-h/5293.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SzPSV6JePhI/AAAAAAAAATM/M3WhFrtq8T4/s320/5293.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Illegal yasam calismasi nedir ? Illegal calisanlar nasil insanlar?Neden gizli calismak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zorundalar.Nasil yasarlar.Duygu ve düsünceleri nelerdir.Bu sorunun cevabini Demircioglu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitabinda ayrintilariyla okuya bilirsiniz.Kitapta ki Hüseyin Demircioglu tüm yönleriyle anlatilmakta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben ise size Hüseyin,e Hitler Fasizmi Döneminde yazilan,YER ALTINDAN NOTLAR.Erich Hanke,ni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitabini Hüseyini anlatir gibi okuyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Illegal calisma ölüm.aclik,savasim,zindan.sevdiklerinden ayrilma degildir...En yüksek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halka ve davaya baglilik temelinde donanmis ve son derece iyi örgütlenmis ve gizli polis ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ajan.isbirlikci cetelere ragmen basariyla gerceklesen örgütlenme faliyetlerinin bütünüdür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Illegal calisma sanati.Halka karsi gizli degil,sömürü ve zülüm düzenine karsi illegal calisma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük zorluklarin üstünden gelecek olan bu cekirdek örgütlenme devrime baglilikta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her seyi göze alirlar bunun binlerce kanitini sunarim okuyanlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erich Hanke 1911,de Berlinde dogar.Insaat duvar ustasidir.17 yasinda politik calismaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;katilir.19 yasinda Almanya Komünist Partisine katilir.Berlin ve cevresinde cesitli parti örgütlerinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;calisir ve yöneticilik yapar.Ilk olarak Kasim 1932,de gözaltina alinir alinisini söyle anlatir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne ise yariyor su senin politik calisman.Senin durumun iyi neden.Evin,isin araban ve bahcen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;var...Sen bugüne kadar ki politik yasami kitaplardan ögrendin.ancak sinif düsmanlarini baskalarindan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duydun,simdi ise ben bu yasamla karsi karsiyayim,simdi direnme ve karsi koyma zamanidir der zülüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edenlere-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve öyle yapar serbest birakilinca yeniden kaldigi yerden devam ede,eksikliklerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha iyi kavrayarak atilir bir adim öne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve burjuvazi yeni hükümeti Kurmakla Hitleri görevlendiri ve fasizim citayi yükseltir.AKP(Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünist Partisi) bu kirli ittifaka karsi Almanya isci sinifini genel grev-genel direnise cagirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal demokratlar ve sendika yöneticileri AKP,nin birlesik cephe cagrisina ve genel grevi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;engeller.Ilk önce komunistleri götürdüler,sonra sosyal demokratlari,sonra Yahudileri,Cingeneleri,sonra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ortalikta sesi duyacak kimse yoktu der bir bilim adami.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onbinlerce komünisti hasp eden Fasizm sonra,diyer tolumsal kesiler yönelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplama kamplarina atilir,iskence görür,binlercesi öldürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanke illegal calismada yapilmamasi gereken hatalar sonucu yakalanir ve 9 yil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sürecek olan cezaevi yasami baslar.Kizil ordunun 8 Mayis,ta Berline girmesi sirasinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cezaevinden kacar,parti calismalarina yeniden baslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hitler fasizmi döneminde azgin yok etmeye karsi,az sayida komünistin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insancil kavagasini anlatan yeralti yasamindan notlari söyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Örgütlenme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Fabrikalarda hücreler kurma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bildir,Afis,gösteri,basim,matbaa vd.yaraticiligi anlatiyor bu kitap.Gizlilik kurallarina&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uymanin öneminede vurgu yapiyor.ama korkakca geri cekilmeyle degil,sabirli,sakin,düsünceli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"korkaklik bulasicidir....Ama Cesaret ve Fedakarlikta Bulasicidir ve sayisiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin,leri anlatir biz insanlara....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-4849427084366508264?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/4849427084366508264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-erich-hanke.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4849427084366508264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4849427084366508264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-erich-hanke.html' title='Yeralti kollektifi Erich Hanke'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SzPSV6JePhI/AAAAAAAAATM/M3WhFrtq8T4/s72-c/5293.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5210094830582432607</id><published>2009-12-24T05:08:00.000-08:00</published><updated>2009-12-24T05:08:39.135-08:00</updated><title type='text'>Yeralti nehirleri 3</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SzNnzo2pikI/AAAAAAAAATE/V7IXaOOMptk/s1600-h/8930_1229387102108_1452010656_30650677_8332050_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SzNnzo2pikI/AAAAAAAAATE/V7IXaOOMptk/s320/8930_1229387102108_1452010656_30650677_8332050_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Yeralti nehirleri Antarktika'da buz kütlelerinin kilometrelerce altında bulunan göllerin birbirlerine nehirlerle bağlı olduğunu söylüyor iste bizim gülümsemelerimiz,Her ayri hehirlerin bir kuruma riskine karsilik milyonlarca yıldır tamamen buzlarla kapalı olan göllerde eşsiz canlı türlerinin bulunduğu minarellerden olusur yeralti nehirleri,yüreklerimiz barikat baslarinda ates cemberi icinde dans eder,destansi direnislerini hep ates cemberi icinde planlariz ve yeni bir atesin yeralti ile bulusmasini saglamaktir damla sözcüklerimiz.Her nehir inceden ince bir damladir,yeni damlalarla bulusmaya hazir,her kurumaya karsi sirasini devretmeye hazirdir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri.Aslina yanlizca bir simgeyiz icimizde ki ask hali gibi.Diyalektik bir gercegiz tarihimize neden olan obrukların, yüzeye yakın yerlerde kayaçları eriterek yılda 250-300 metre ilerleyen yer altı nehirleri nedeniyle oluştuğumuz pratik bir realitedir siir gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yeşil saçlı küçük bir derenin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akışında unuttuk çocukluğumuzu" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yalnızca onurun sularıyla yeşeren &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehirlerin ezgili saçlarını &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sabah soluğuyla tarayan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşler mi dondu buzul sessizliğinde"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her damlalar halinde akmaya basladigimizda topraga bereket veririz,hic bir zaman eksilmeyiz topraktan,filizden,ölüm yoktur dudaklarimizda.Cünkü yeralti nehileri hic&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölmeyen,yasamin direnc noktalarinda tutkulu bir ask halidir yasamimiz bizim,düslerimiz yagmurda yürürken göz yaslarimizla damlalarin bulusmasi var ciplak bedenlerimize voltajlar verilirken,her yanimizda ava zelal heye,bunu icin asla kurutamazlar bizi.Hangi tarihsel dönemec öldügümüze taniktir iste Dicle,Iste Firat,Murat,Munzur,Zap,Berdan,Lara,Tuna,Tunca da Pirimizin iziyle dimdik ayakta,kurumak düssüz ve tarihsiz kalamaktir.Oysa yeralti nehirleri Prameheuslasmis bir Ikarus gibidir direngenligi.Bu yüzden obruklarin capi yanlizca bir isarettir baskaldiriya dair,o büyük güne damlalarimizi akitmak ve tarihin durdurulamaz devrim nehirlerine sözümüz var.Yeralti nehirleri üc temel gelisim cizgisi;Bir sahada yeraltı suyu vardır diyebilmek için üç ana koşulun bir arada olması gerekir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Beslenme sahası, yani yağmur sularının üzerine düşerek yeraltına bir kısmının sızacağı saha. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Poröz yani boşluklu bir ortam. Bu ortam kum, çakıl gibi taneli formasyonlar veya kaya çatlakları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olabilir. Kayalar içerisinde yeraltı suyu taşımaya en uygun olanı kireç taşlarıdır. Atmosferden bir miktar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CO2 alan yağmur suyu kireçtaşı üzerine düştüğünde yatay tabaka ve düşey çatlakları olan kireçtaşına &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sızmakta ve zaman içerisinde çok büyük boşluk sistemlerini oluşturmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistemlerde yeraltı nehirleri, gölleri bile meydana gelebilmektedir. Bu sistemlere karstik sistem &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;denilir ve bunlar yeraltı sularının en bol bulunabileceği ortamları teşkil ederler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Üçüncü ana koşul ise boşluklu veya çatlaklı ortama sızan suların yeraltında depolanabileceği, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birikebileceği bir yapının var olmasıdır. Bütün bu şartları en iyi anlatmanın yolu içine kum ve çakıl &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doldurulmuş bir banyo küvetidir. Burada banyo küvetinin yüzeyi geçirimsiz tabakayı, kum ve çakılın üst &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzeyi beslenme sahasını, içindeki kum-çakıl boşluklu ortamı (yani akiferi), banyo küvetinin yapısı ise &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rezervi yani yeraltı suyu deposunu oluşturur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu örnek bazı ana kavramları kolayca anlatmak için verilmiştir. Esasında olay tabiatta çok daha &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karmaşıktır. Yeraltı suları dinamik bir yapıya sahiptir, beslenir, depolanır, boşalır. Su tablasının belli bir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğimi vardır ve toplanan su belli bir istikamete hareket ederek membaları beslemektedir ;Iste yeralti nehirleri diyalektik tarihsel metaryalizm gibi üc örnekle bir biri ardina siralanmis,digerinin mirasi üzerinden güclenmis ve yeri geldiginde bir adim öne cikan ve doganin yasasi geregi yasanmasi gereken bir organizmadir bir aractir.Tipki yasamimiz gibi.ama önceliklerimizin mücadelemizde önemli bir yeri olmalidir.Yeralti nehirlerinin vasiyet kavga yoldasi diyerek tüm donanimlarimizi,meziyetlerimizi,tasarimlarimizi,azami-nihai program taslagimizi icsellestirmissek,siire ses,türküye vokal,gülüslerimizi insanilestirmissek o zaman yeralti nehirleri sol yanimizda bir dogum sancisdir hep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilirsin ki en büyük acılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep ayrılıkla başlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir serüven olur her ayrılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl anlatsam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayamazsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce hüzün tutar ufukları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğin başına keder yağar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra çağlayarak geçer zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl koştursam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakalayamazsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakarsın ki yaralar kapanmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinmeye başlamış bile sancılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir acılı şiir kalmış geriye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de sesini yitirmiş anılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl açıklasam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavrayamazsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz ki birlikte çıkmıştık yola&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El ele&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kol kola&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve çocukça&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ilk sabaha varmadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bıraktın beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalıp gittin karanlıklara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl uyandırsam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyanamazsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık ne yırtılmış bir resim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kırılmış bir çerçeve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekip giden bir yolcuyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha döndüremez geriye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şiir bir dünyadır çünkü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybolursun kaybettikçe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlayamazsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşka yumruk sıkan bir intihar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da gözü yaşlı bir mektup&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç dönüşebilir mi sevgiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmek ki bir yürek işidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl tanıtsam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıyamazsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez yazıldı bu acının şiiri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılıp geçti suların tarihini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gücünüz yetmez artık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehirleri durduramazsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeralti nehirlerinin düslerini tutusturur ya geceleri,ele tutusan bir sevgili gibi yakamozlarla sevisen,iskence tezgahlarinda cirilciplak direnis tarihi yazarsin ya,iste biz o tarihinide yazmak icin cüretli aka aka nehirler diyoruz be gülüm.Atesin ve günesin sofrasinda yildizlar vurulunca Diyarbekir önlerinde askin en tutkulu aninda bir mitralyöz gibidir ömrümüz Zilan.Nehiler büyümenin hizindadir,sömürüye,esitsilige karsi damla nasirli ellerin nehirle bulusmasini sabirsiz,her an tasan bir irmak gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nehirleriz.O yeralti nehirlerinin bulusacagi OKYONUS'un mühtesem güzelliginde özgür bir ülke kuracagiz,yeraltini yasatmak icin ömrü daglarda gecen KAWA'nin cocuklari.Birlesen Grev,baris daglarinin ask hali sevdalari ve sevdali gerillalarin askini yasiyoruz,hemde iliklerimize kadar Dicleyiz.iliklerimizde Munzur akiyor apak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilincimiz bir Firat'tir simdi molotoflanmayi bekleyen.Cünkü bir yeralti nehirdir simdi ömrümüz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5210094830582432607?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5210094830582432607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-nehirleri-3.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5210094830582432607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5210094830582432607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-nehirleri-3.html' title='Yeralti nehirleri 3'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SzNnzo2pikI/AAAAAAAAATE/V7IXaOOMptk/s72-c/8930_1229387102108_1452010656_30650677_8332050_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-4471986246418445578</id><published>2009-12-22T03:34:00.000-08:00</published><updated>2009-12-22T03:34:31.982-08:00</updated><title type='text'>Yeralti nehirleri kollektifi Seyh Bedrettin</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SzCusnStAaI/AAAAAAAAAS0/uzd1o-JKi88/s1600-h/untitled.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SzCusnStAaI/AAAAAAAAAS0/uzd1o-JKi88/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bu göl İznik gölüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durgundur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlıktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kuyu suyu gibi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içindedir dağların. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim burada göller &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dumanlıdırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balıklarının eti yavan olur, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sazlıklarından ısıtma gelir, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve göl insanı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sakalına ak düşmeden ölür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cenneti dünyaya aradı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedreddin cenneti dünyada arayanlardandır. Bedreddin sevgiyi, insanın bütün kötülüklerden kurtulması, yücelmesi olarak anladı. Eşitlik ve kardeşlik düşüncesini hep ön planda tuttu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedreddin sömürünün olmadığı, eşit, ezilen-ezen çelişkisinin yaşanmadığı bir dünya özlemini dile getirdi. Bedreddin'e göre; dünyanın toprağı ve bu toprağın bütün ürünleri insanların ortak malıdır. Bedreddin bunu şöyle ifade eder: “Ben senin evinde kendi evim gibi oturabilmeliyim, sen benim eşyamı kendi eşyan gibi kullanabilmelisin. Çünkü bütün bunlar hepimiz içindir ve hepimizin malıdır. Bu ayaklanmanın diğer bir farkı da 13. yüzyıl boyunca Anadolu’daki ayaklanmaların öncüsü, esin kaynağı olmasıdır. Devlet düzenini zora dayanarak sarsmasıdır.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedreddin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ak bir koyun postu üstüne &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oturmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hattı talik ile yazıyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;«Teshil»i. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşısında diz çökmüşler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve karşıdan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir dağa bakar gibi bakıyorlar ona. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem ki bu kerre mağlubuz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görüşlerini Anadolu’ya müritlerinden özellikle Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal aracılığıyla yaydı. Bedreddin, Osmanlı'nın adaletsiz düzenine isyan etti. Börklüce Mustafa Aydın’da, Torlak Kemal ise Manisa’da Osmanlı ordusuna karşı direnişler gerçekleştirdi. Şeyh Bedreddin 1420 yılında Rumeli’de önce Eflak, oradan da Deliorman'a gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım'ın dediği gibi: “Bedreddin yiğitleri şehzade ordusunun/ Karşısına çıktılar/ Dikişsiz ak libaslı, Baş açık, Yalnayak ve yalın kılıçtılar./ Mübalağa cenk olundu./ Aydının Türk köylüleri/ Sakızlı Rum gemiciler/ Yahudi esnafları, on bin mülhid yoldaşı/ Börklüce Mustafa düşman ormanına on bin balta gibi daldı.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım, savaşın sonunu şöyle anlattı: “On binler verdi sekiz binini.../ Yenildiler Yenenler, yenilenlerin/ Dikişsiz, ak gömleğinde sildiler kılıçlarının kanını.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedreddin, Osmanlı'ya esir düştü. Bedreddin, “Madem ki bu kerre mağlubuz netsek, neylesek zaid. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayri uzatman sözü./ Madem ki fetva bize aid verin ki basak bağrına mührümüzü...” dedi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;idam edildi. Başı tıraşlı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalın kaşlı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ince uzun boylu Börklüce Mustafa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kartal gagalı Torlak Kemâl.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakmaktan bıkıp usanmayıp &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakmağa doymıyarak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İznik sürgünü Bedreddine bakıyorlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Bedrettin isyanı, her ne kadar dini bir olay gibi gösterilmek istense de yapılan araştırmalar isyanın, sosyo-ekonomik bir olay, yoksul halkın ekonomik taleplerle yaptığı bir ayaklanma olduğunu ortaya koyuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve hayati&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı hakkında bilinenler büyük oranda torunu Hafız Halil'in yazdığı Menakıbname'ye dayanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde Yunanistan topraklarında bulunanSimavna kasabasında doğmuştur. Kesin doğum tarihi bilinmemekle beraber çeşitli kaynaklarda 1358, 1359 veya 1365 olarak verilir. Büyükbabası Abdülaziz Selçuklu soyundandır. Menakıbname'ye göre son Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubad'un yeğeni ve veziridir. Babası İsrail ise Rumeli'yi fethe girişen ilk gazilerdendir. Daha sonra Simavna kadısı olur. Annesi Rum asıllı bir Hıristiyan iken Müslüman olan Melek Hatun'dur. Edirne'nin Osmanlılar tarafından alınmasından sonra ailesi ile buraya yerleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Bedreddin eğitimine Edirne'de babasının yanında başlar. Hocası Molla Yusuf sayesinde fıkıh ilmiyle tanışır. Hocası ölünce Bursa'ya gider, astronomi ve matematik alanlarında büyük şöhret kazanan Koca Efendi diye de bilinen Bursa Kadısı Şeyh Mahmud'den ders alır. Daha sonra Konya'da Feyzullah'tan mantık ve astronomi dersleri alır. Daha sonra dönemin İslam dünyasının ilim merkezi olan Kahire'ye gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menakıbname'ye göre 8 Aralık 1382 tarihinde Kahire'ye varır. Burada Memluk Sultanı Berkuk'un dostu ve danışmanı olan dönemin ünlü alimlerinden Ekmeleddin el-Bayburti'nin öğrencisi olur. Sultan Berkuk Bedreddin'i oğlu Ferec'in özel hocalığına tayin eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sultan Berkuk'un sarayında geçirdiği üç yıl zarfında Hüseyin Ahlati ile tanışır ve düşüncelerinden etkilenir. Berkuk Bedreddin ve Ahlati'ye birer Habeş cariye sunar. Menakıbname'nin yazarı Hafız Halil'in babası İsmail'i bu cariyelerden biri olan Cazibe doğurur. Diğer cariye Mariye (Meryem) ise Ahlati'nin öğretisini özümsemiştir. Bedreddin, Mariye ile yaptığı konuşmalarda kendisini gülün dikeni gibi gördüğünü söyler: "Anı gül gördi vü kendüni diken". Ahlati Bedreddin'in tasavvuf yolunda yol göstericisi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin Ahlati bir süre sonra Bedreddin'i Tebriz'e yollar. Burada Anadolu seferinden dönen Timur'la karşılaşan Bedreddin, ilmiyle Timur'u ve maiyetini etkiler. Timur kendisiyle beraber gelmesini istese de Bedreddin bunu kabul etmez ve Kahire'ye döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlati ölümünden hemen önce Bedreddin'i halifesi ilan eder. Ancak müritlerinin bazıları buna tepki gösterir. Bedreddin altı ay sonra Mısır'ı terk eder. Menakıbname bu ayrılışın sebebini Rumeli'ye dönme arzusu olarak gösterse de, müritlerin muhalefeti ve Mısır'ın içinde bulunduğu siyasi karmaşa da bu kararın sebeplerinden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedreddin önce Halep'e sonra Karaman ve Germiyan Beyliklerinin topraklarına gider. Gittiği yerlerde tanınmaktadır. Buradan Menderes Vadisi boyunca ilerleyerek Aydın'a gelir. Menakıbname'ye göre, yolu üzerindeki Nizar köyünde en önemli müritlerinden Börklüce ile tanışır. Daha sonra Tire üzerinden İzmir'e geçer. Menakıbname'de İzmir'den, Hıristiyan nüfuslu Ceneviz hakimiyetindeki Sakız Adası'na geçtiği anlatılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kütahya ve Domaniç üzerinden Bursa'ya yaptığı yolculuğu sırasında Sürme köyünde diğer önemli müridi Torlak ile tanışır. Gelibolu üzerinden Trakya'ya geçer ve Edirne'ye ulaşır. Kahire'den Edirne'ye kadar gittiği her yerde müritler toplamıştır. Birkaç ay sonra Bursa ve Aydın'a tekrar gider, sonrasında yedi yıl Edirne'de kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada Osmanlı Devleti Fetret Devri'ndedir. Bedreddin Musa Çelebi'yi destekler. Musa Çelebi Edirne'ye hakim olunca onu kazasker yapar. Bu görev sayesinde Bedreddin Balkanlarda yaşayan halkla yakın ilişkiler kurar. Musa Çelebi'nin kardeşi Mehmet Çelebi karşısında yenik düşmesiyle 1413'te ailesi ile birlikte İznik'e sürgün edilir. Kendisine 1000 akçe maaş bağlanır. Bu sırada Aydın ve Manisa'da Börklüce ve Torlak 'in yönettiği isyan patlak verince, kaçarak İsfendiyar Beyine sığınır. Sinop üzerinden Eflak'a gider. Daha sonra Edirne'ye dönmeye karar verir. Sultan Mehmet isyanların başındaki kişi olarak gördüğü Şeyh Bedreddin'i Edirne'ye varamadan ele geçirir. Bir heyet tarafından yargılanan Bedreddin'in, malı ve ailesi korunmak şartıyla idamına karar verilir. Serez çarşısında asılır ve burada defnedilir. Ölüm tarihi çeşitli kaynaklarda 1416 veya 1420 olarak verilir. 1961'de kemikleri, Divanyolu'ndaki II. Mahmut Türbesi haziresine defnedilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-4471986246418445578?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/4471986246418445578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-nehirleri-kollektifi-seyh.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4471986246418445578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4471986246418445578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-nehirleri-kollektifi-seyh.html' title='Yeralti nehirleri kollektifi Seyh Bedrettin'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SzCusnStAaI/AAAAAAAAAS0/uzd1o-JKi88/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5251142325279597158</id><published>2009-12-21T10:30:00.000-08:00</published><updated>2009-12-21T10:30:23.171-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Zeki Ökten</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sy--mztw--I/AAAAAAAAASs/CLfAUE0Uq5o/s1600-h/untitled.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sy--mztw--I/AAAAAAAAASs/CLfAUE0Uq5o/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Gülüslerin aydinlati karanligi esmer cocuk&lt;br /&gt;ve postallar arasinda coculari coplayanlara selam vermem dedin&lt;br /&gt;Umudu sürü yoksul cocuk&lt;br /&gt;her safak vakti&lt;br /&gt;nehirler gibi akacagiz&lt;br /&gt;ülkemizin günesli yüzüne bir gün.&lt;br /&gt;Aralık'ta hayata gözlerini yuman yönetmen Zeki Ökten bugün son yolculuğuna uğurlandı. Toplumun gösterilmeyen yüzünü aktarmaya çalışan değerli yönetmen Zeki Ökten'in cenazesi bugün toprağa verildi.Ökten için ilk tören, sanatçı dostları tarafından Beyoğlu Sineması'nda düzenlendi. Törende, Ökten anısına film gösterimi yapıldı, ardından sevenleri ve yakınları O'nu anlattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben işkencecilere selam vermem &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki Ökten'in asistanlığını yapan yönetmen Zeki Demirkubuz, Ökten'le 25 sene önce tanıştığını belirtti. Demirkubuz, bir dönemin suskunluğuna ses olabilmek için Güneşli'de film çektiklerini anlattı. Demirkubuz, "Ökten toplumun acısından hep kendisini sorumlu tutardı. Kimsenin sesini çıkaramadığı zamanlarda ses filmi çekiyorduk" dedi. Ökten'le ilişkilerinin ağabey-kardeş gibi olduğunu anlatan Demirkubuz, Ökten ile bir anısını şöyle anlattı: "Kahvede otururken bir onbaşı selam verdi ve Ökten başını çevirdi. Ben şaşkınlıkla 'Neden kafanı çevirdin filmi yasaklayacaklar' dediğimde bana dönüp 'Ben bu ülkenin çocuklarına işkence yapanlara selam vermem dedi'" şeklinde konuştu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki Ökten kimdir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki Ökten 1941 yılında doğdu. Toplum için sanat anlayışla hareket eden Ökten, bir çok iyi yapıta imza attı. 1978 yılında senaryosunu Yılmaz Güney'in yazdığı, Türk Sineması'nın başyapıtlarından olan "Sürü" adlı filmi çekti. Bu film uluslararası başarılara imza atarak 11 ödül aldı. 1979'da Locarno Film Festivali ve 1980'de 10. Uluslararası Antwep Film Festivali'nde "En İyi Film" ödülü de bunlar arasındadır. Ardından yine Yılmaz Güney ile birlikte çalıştığı "Düşman"ı çekti. Bu film de yurtdışında ilgi gördü. Bu filmin ardından 1982 yılında başrolünde Genco Erkal'ın yer aldığı "Faize Hücüm" geldi. Bu film ile Antalya Film Festivali'nde "En İyi Film" ve "En İyi Yönetmen" ödüllerini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5251142325279597158?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5251142325279597158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-zeki-okten.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5251142325279597158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5251142325279597158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-zeki-okten.html' title='Yeralti kollektifi Zeki Ökten'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sy--mztw--I/AAAAAAAAASs/CLfAUE0Uq5o/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-9145485128658297078</id><published>2009-12-21T04:28:00.000-08:00</published><updated>2009-12-21T04:28:09.605-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Cernisevki</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sy9pzu9mXJI/AAAAAAAAASk/d76-KLeqbcM/s1600-h/untitled.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sy9pzu9mXJI/AAAAAAAAASk/d76-KLeqbcM/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Lenin Ne yapmali adli o tarihsel romani sorguladiginda,Lenin yoldas'ta Nasil yapmali adli eserini yazdiginda Cernisevski'nin Rus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarisel gerceliginin dilayektigi der.Genc bir devrimciyken yoldas Lenin ve devrimsel sürece basladiginda tüm rus gencligi gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okudugu bu romandan muthis etkilenmis.Kitabi okuduktan sonra devrimci olmaya kareri netlesir.Tipki Yilmazkaya'nin gibi.Yil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mazkaya'nin daha da öfkesini bilemesine neden olan su olayi kendi dilinden dinledik hepimiz"Henizin bildigi gibi bir gazetenin man&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;set haberlerinde gördük,asgalik parababalari pastalarinin üzerine altin serpistirerek yemesi benim bu sistemi gerekli yanitimi hizlandirdi.Iste&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o yüzden kapitalizm,emperyaliszme,fasist sömürgeciligi karsi savasmak boynumuzun borcudur.Iste Cernisevski'nin bu essiz kahramani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi sebatli,fedakar,cesur ve yilmaz olmayi,özel hayatlarimizi isci sinifinin yüce davasi cikarlarina göre amac edinmis secki halk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kahramanlari tipki romanda ki Rahmetov gibi,hayata,ihanete,kaygaya,ve sevgiye,bütün zorluklara ragmen ezilenlerin safinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durabilmek,mücadelenin en cetin muharebelerine,acilara dayanabilmek icin celik bir kollektif irade gereklidir.Burjuva yazarlari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ebedi eseri dünya klasikleri icinde degerlendirmiyorlar cünkü 19 yüzyilda ki ikinci yarisinda ki devrimci tarihsel gelisimi bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;romandaki halk kahramanlarinin etkisi cok büyüktür.Bir tüm olarak bu devrimci bas yapitin dünyayi devrimcilestirmesinde ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etkisini,devricilesen kusak bilemek zorunda"Nasil Yapmali"yi okuyarak rotasini cizmeli.Rahmetov,Kirsanov,Lopukhov'un rotasindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilerliyor ve Cernisevski yarattigi karakterler bizde cok var,güvendigimiz deniz gülü,mahir gülü,ibrahim gülü,hasan ocak,dursun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karatas,Ataman Ince,Hüseyin Morsümbül,Hüseyin Demircioglu,Habib Gül,Cüneyt Kahraman,Karasungur ve Yilmazkaya gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onbinlercesi gibi.Düsmanlari karsisinda asla boyun egmediler,halka her sart ve kosulda yürünecek hatti gösterdiler,devrimci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amaca bagliliklari gibi özellikleriyle harfi harfine isimlerine yarasir Rahmetovlar yarattilar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük rus devrimcisi Cernisevski o tarihsel dönemin devrimci sinif ideolojisinin özgün yanlarina karsitlik,o cagin yeni insani yarat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mayi rus devriminde ve dünya devrimci tarihinde gördük,hayat dolu,mücadele dolu,ölürken bile siirler okuyarak ölüme meydan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okuyanlarin kisilikleri var bu romanda.Onlar,düsmanlarinin ve olanaksizliklara asla teslim olmadilar,kormadilar,yasam edisesinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;n uzak hayatlarini yüce bir ideal olan devrim ve sosyalizm ugruna adadilar,yigit insanlardi.Cernisevski söyle der"Bu ise basladiklari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaman,o denli siki calisiyorlardi ki,basaracaklarindan yüzde yüz emindiler"Ne kadar hakli ve hala tarihsel gercekligimize uygun bu icinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste Cernisevski'nin yarattigi bas kahramanlar devrime ve halka sonsuz baglilar,onlarin yasamlarin hala var olmasinin abi-hayati&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burasi."Nasil Yapmali"hala güncel ve egiticidir.Genc emekci cocuklarimizin okumasi gereken bir bas yapittir hala.Nasil Yapmali.Ve Mayakovski bu siirler size&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söyle seslenir umutca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya Siz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bardaktan boya serptim, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günün haritası üzre ben örtü vurdum; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;donmuş etle dolu bir tabakta gösterdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çarpık elmacık kemiklerini okyanusun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teneke bir balığın pulları üstünde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni dudakların okudum çağrılarını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya siz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir noktürn çalabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;miydiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;flütünde saçak boruların ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ez kime...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Temmuz 1828 de Saratov’da bir papaz çocuğu olarak doğdu. 1846’da Petersburg Üniversitesinde Yüksek öğrenime başladı. Özellikle bu yıllarda, 1848 Avrupa devrimlerinin Rusya’da da devrimci bir gelişmeyi mayalamaya başladığı bir dönemde, Çernişevski’de bu fikir ve eylemlerden etkilenmeye başladı. Çernişevski Petersburg’da Dil ve Tarih bölümünde kendi düşünce yapısını geliştirmeye başladı. Materyalist dünya görüşü ve ekonomi konularında kendini geliştirmeye çalıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1853’te Petersburg’da Anayurt dergisinde yazmaya başladı. Daha sonra ise ekonomi, felsefe, tarih, siyaset ve edebiyat gibi birçok dalda makalelerini yayınlayacağı Çağdaş dergisine geçti. Bu dergi kısa bir süre çıkmasına karşılık neredeyse tüm devrimci potansiyeli çevresinde toplamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marks o dönem Çernişevski’nin yapıtlarını heyecanla okumuş ve onu “Büyük Rus bilgini” olarak nitelemiştir. Marks, Çernişevski’nin eserlerinin ve siyasal çalışmalarının, Rusya’yı çağın toplumsal ve siyasal hareketiyle bütünleştirdiğini söylemiştir. (Lenin’in de gerçek bir Çernişevski hayranı olduğunu bu arada belirtelim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çernişevski bu dönemde, Rus devrimci düşüncesinin bir dönemini etkileyecek olan “Narodnizm”in ideolojik politik kökenini, bir diğer Narodnik Herzen’le beraber attı. 1854’te yayınlanan “Adressiz mektuplar” adlı makalesi çarlık sansürü tarafından yasaklandı. Bu dönemle beraber Çernişevski 1861 Reformlarının içyüzünü ve Çarlığın gerçek yüzünü kitlelere anlatmaya çalıştı ve kitleleri çarlık düzenine karşı ayaklanmaya çağırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmalarını çarlık baskısı ve sansürü nedeniyle yeraltından yürüten Çernişevski, hayatı boyunca gelişecek olan bir köylü devrimi düşüncesini kararlılıkla savundu. Çernişevski’nin devrimci faaliyetleri karşısında Çarlık da Çernişevski’yi durdurmak için baskısını arttırdı. Ve 7 Haziran 1862’de yakalanarak Petropaviosk kalesine kapatıldı. 19 Mayıs 1864 Mrtninsky meydanında Çernişevski’nin halkın önünde pişmanlığını belirtmesi için bir tören düzenlendi. Ancak o çarlık karşısında diz çökmektense ömür boyu zindanda kalmayı tercih etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sibirya’da 20 yıl kürek cezasına mahkum edildi. Tüm bu zaman boyunca yorulmak nedir bilmeden çalışmalarına devam etti. 1883’te 1 yıl Sibirya’dan ayrılmasına izin verildi. O ise bu yılı yazınsal faaliyetlerini hızlandırmak için bir fırsat haline getirmeye çalıştı. Ancak yazması gene yasaklandı. Gene de birçok konuda yüzlerce makale yazdı. Makalelerin çoğu “Andreyev” adıyla yayınlandı. Diğer çalışmaları ise ölümünden sonra gün ışığına çıktı. Tüm bir dönemin devrimci hareketine yön veren ve hatta o dönem hakkında, “Onun habersiz olduğu ya da yönlendiriciliği dışında tek bir devrimci faaliyet yapılmamıştır” denilen bu büyük fikir adamı ve devrimci, 17 Ekim 1889’da doğduğu kentte yaşama gözlerini &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-9145485128658297078?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/9145485128658297078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-cernisevki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/9145485128658297078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/9145485128658297078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-cernisevki.html' title='Yeralti kollektifi Cernisevki'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sy9pzu9mXJI/AAAAAAAAASk/d76-KLeqbcM/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-3836861552908336948</id><published>2009-12-16T00:47:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T00:47:04.061-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Cemal Süreyya</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Syieay8_QbI/AAAAAAAAAQk/CZWOP2HB5fY/s1600-h/Cemal_S%25C3%25BCreya.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Syieay8_QbI/AAAAAAAAAQk/CZWOP2HB5fY/s320/Cemal_S%25C3%25BCreya.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdi&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;utançtır tanelenen&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;sarışın çocukların başaklarında.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ovadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çeviriyor o küçücük güneşimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşarak evlerden taraçalardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelip sesime yerleşiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesimin esnek baldıranı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sesimin alaca baldıranı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kuşlara doğru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fildişi: rüzgarın tavrı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağ: güneş iskeleti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahta heykeller arasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;denizin yavrusu kocaman &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Önce acıyla, yoksullukla büyüdük. Sonra terk ettik, evler kuşatıldı, delik deşik edildi düşler; düşleri kurşuna dizilmeyenler sevdiklerini gözaltında yitirdiğini gördüler. İşbirliğini kabul etmedi hiç biri, başka kentlere yolculuk başladı, kamyon kasaları içinde, dağları seyreğiler son kez, ama Karer’i hep sevdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlarını yoklarını bırakıp gitmek zordu. Süzüldü gözyaşları, gelincikler, taze buğday kokusu beriler, elveda çocukluğum burada kaldı hep. Gökyüzü, yıldızlar, güneş, küçük pencerem hoşça kal lastik ayakkabılarım. Çerciler siz de hoşça kalın ask &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanlışı düzeltircesine açmış; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelmiş ta ağzımın kenarında &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşur durur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güverteleri uçtan uca orman; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldım çiçeğimi şurama bastım, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bastım ki yalnızlığımmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.Cemal Süreyya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olağan üstü bir gün, terki diyar eyledik bir kamyon kasasında. Ama kalabalık değildik, babam, annem ve biz iki kardeş. Sabah erkenden iki döşek, birkaç yorganla bu kamyon kasasında yola çıktık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün kısa, gece uzundu. Ne geceler huzurlu, ne gündüzleri artık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykularımızı, göz yaşlarımızı akittik bereketli topraklara sığındık, kentlerin varoşlarına. İstanbul, İzmir, Mersin, Ankara’ydı yeni yerleşim alanlarımız. Şimdi toz duman, yoksulluğumuz postallarla ezilmişti, yanmış, harabeye çevrilmiş köklerimiz, hapsedilmiş dağlarımız, köylerimiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken başlayan sabahların çoğunda didik didik edildi eşyalarımız. Güneş daha yeni gülümserken, bizleri köy meydanında topladılar, elinde kızılcık sopası bulunan, yakasında yıldızı da vardı, etrafa küfür ve tehdit savuruyordu ve tartaklıyordu tüm gençleri. Yaşlılar ve biz çocuklar dona kalmıştık. Çok uzun zamandır gülmeyi unutmuştu bu köy, gözyaşı hiç eksik olmadı. Bu sabah bu meydanda Fadime ananın oğlunu alıp götürdüler, birazdan yanında olur dediler. Yine de direngendi Fatma ana ve Hanifi amca, yüksek ulu Hesarbaba’ya bakarak bir şeyler söylediler, duyamadım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her köyün bir saati var ya, ya da günü ve yahut takvimi, zorbalığın takvimi gidin diyorlardı buralardan "şu gün, şu saat, şu an" yoksa? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprağa tırnaklarını kanatırcasına geçirerek hayır dediler, dağlarda parlayan günesin ısınları, tank paletleri altında, namluların ucu da olsa terk etmek istemediler. Dağlardan kokan menekşe kokusu, yüzlerinde umut, gözlerini gökyüzüne çevirerek asla dediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kursun sesleri, ölenler, yaralananlar, dipçik darbeleriyle kafaları patlatılanlar, çiçekler devrildiler birer birer,toplu göç başladı, ölülerini oracıkta gömerek, yaraları oracıkta sararak sırtlayıp çocukları terk ettiler. Gittiler, yeryüzü Hüseyin’in klamina şahit olacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi kentlerin yanında göç etmek zorunda bırakılanlar yasamı eğreti barakalarda, umudu saksıda büyütecektiler. Karer ve köyler artık bu kent varoşlarını içten kuşatacaklardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen sık sık gülen gülerken de &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevecen bir akdeniz çizgisini &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol yanına ağzının &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İliştiren çocuk özenle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabana mı atıyorum yani seni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabana mı atıyorum saat altı buçukları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk ve Allah'ın en eski baskısını &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değil, değil bunların biri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimin gemileri kuş istiyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılıp kapandıkça sevdam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapanıp açılıyor bir mavi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahmaran süt istiyor kefeninde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç aylık ölmüş çocukların &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kerem ile Arzu geliyor Aslı ile Kamber &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay kana kana batıyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kendi dilinden yasami&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Cemal Süreya 1931'de Pülümür'de(Dersim))doğdu.1938'de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik'e sürgün edildi. 9 ocak 1990 tarihinde İstanbul'da ölmüştür.Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi maliye ve iktisat bölümü'nü bitirmiştir.Maliye Bakanlığı'nda müfettişlik, darphane müdürü, Kültür Bakanlığı'nda yayın kurulu danışma üyeliği, Orta Doğu İktisat Bankası yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuştur.Yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük, çevirmenlik yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Papirüs dergisini üç kez çeşitli aralıklarla çıkardı...Pazar Postası, Yeditepe, Oluşum, Türkiye Yazıları, Politika, Yeni Ulus, Aydınlık, Saçak, Yazko Somut, 2000'e doğru gibi yayın organlarında şiir ve yazılarını yayımladı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...ikinci yeni şiirinin en önemli isimlerindendir...geleneğe karşı olmasına rağmen geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi...kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı,yoğun, diri imgeleriyle ikinci yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemal Süreya 38 sürgününü bir şiirinde şöyle anlatıyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bizi kamyona doldurdular. Tüfekli iki erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ülkü tamer onun için şu dizeleri yazmıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı Bin birinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece cemal'i,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, Başa döndü sonra, Kadını yeniden yarattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-3836861552908336948?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/3836861552908336948/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-cemal-sureyya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/3836861552908336948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/3836861552908336948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-cemal-sureyya.html' title='Yeralti kollektifi Cemal Süreyya'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Syieay8_QbI/AAAAAAAAAQk/CZWOP2HB5fY/s72-c/Cemal_S%25C3%25BCreya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-6126549569098667567</id><published>2009-12-14T11:11:00.000-08:00</published><updated>2009-12-14T11:11:25.010-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Erol Zavar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyaNxD8WiVI/AAAAAAAAAMo/4TSu1VYELHA/s1600-h/untitled.bmp" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" rs="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyaNxD8WiVI/AAAAAAAAAMo/4TSu1VYELHA/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ölümü Ektim Randevu Yerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beklemekten Ağaç Olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zembereği boşalmış sözcüklerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akreple yelkovan öpüşüyor onikide&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün ziller vaktinde vuruyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tembellik edip gitmeyeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakma ölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de gecikeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizlik çökmüş kentin sokaklarına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Martılar uykuya dalmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kar bütün izlerini örtmeye hazır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Randevularımıza sadığımdır sektirmem saatini ama bu sefer tembelliğim tuttu, ölüm daha çok beklersin beni…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kış ölümün vaktidir derler ve tecrübelerimden bilirim kışın ölene söverler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakma ölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben ardımdan sövdürmem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu randevuya asla gelmem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şiirin içinden tren de geçebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçak da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vapur da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün teknolojik ölüm aletleri de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama hiç birine binmeyeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakma ölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelmeyeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben ne olacağını merak ederken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani filmin en güzel sahnesinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sinemadan çıkar gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayattan çıkıp gidemem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakma ölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adın çok soğuk gelemem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca mazeretim varken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşama dair,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölümü aklımdan bile geçirmem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seviyorum seni hayat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm kötü sürprizlerini de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün seninle zindanlarda "zeybek oynuyorum" can yoldaşım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceyi aydınlatan newroz atesi gibi izini,izimizi sürüyorum.Zilan bu ya;nereden gelip,nereye gittiği belli olmayan bir Kelebek gibi, Munzur suyu misali bir süt gibi apak,Abi-Hayat diyor ya Deniz Gezmis iste öylesine.Sonra ışık demetleri, sahilde yakamozlar, seranomi söyler tel örgülerin dışında o asiti kızı&lt;br /&gt;Gözpinarlarim da tarihin zapt edilemez direngenliği, yorgun düsen düşüncelerim nizamiye kapısında voltaya ilesmis bedenim yanınızda.Açılır açılır en umutsuz yerin de kırmızı gül demet demet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir güvercin gibi iceri süzülüyorum,önümde görüş kabini, sonra bayanlar koğuşu, açılır bir bir zülüm kaleleri, hani bir söz var ya Sevgili Erol her söz gerçeklerde gizlidir, yoğunlaşan kalem,yazilan pervane,sansürsüz cümleler ve dizeler.Yakamoz yoldaşça sevişmeler zamanı zindanlar.Doyumsuz heyecan, kelepçeli eller sorguda, bazen elektrik akımları düzenlenir düşlere, akımlar da Zelal ve Asme gelir gözlerimize, Munzur, Gözeler, Hergep, Cewlik Murat suyu ve Dicle sonra Firat seni.&lt;br /&gt;Çözümlemek için üc mum yaktım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biri azadi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biri dixazin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biri asiti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine biri var ki Erol Zavar.Direncin ve umudun sesleri doldurdu Hergep'te ki ve zindanda ki tarihe,bir anekdot düştü.O sesler havar, havar.Her zaman yanında olacak,sana merhaba diyecek insanlar.merhaba Erol Zavar&lt;br /&gt;Erol Zavar kanser tedavisi dışarıda yapılmalı ve hasta tutuklular serbest bırakılsın. Erbakan'a kiyak, Erol Zavar'lara ölüm reva görülmesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-6126549569098667567?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/6126549569098667567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-erol-zavar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6126549569098667567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6126549569098667567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-erol-zavar.html' title='Yeralti kollektifi Erol Zavar'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyaNxD8WiVI/AAAAAAAAAMo/4TSu1VYELHA/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-6720392439277784950</id><published>2009-12-13T14:14:00.000-08:00</published><updated>2009-12-13T14:14:07.897-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Orhan Veli Kanik</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyVnAZZbIdI/AAAAAAAAAMg/j2xDe_7VMUs/s1600-h/untitled.bmp" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyVnAZZbIdI/AAAAAAAAAMg/j2xDe_7VMUs/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Nazim Hikmet"Söz yok,devrimci sair olmak güzel bir duygu,ben sosyalist sairim der.Disarda&lt;br /&gt;eve bir soguk yagmur sinyali veriyor,belki de sizler nemli hava soluyorsunuz bu saatte.&lt;br /&gt;Grup Yorum,un "Yildizlari Kusandik"cd,sini dinliyorum....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazim tüm yasami ve siirlerinde ki pratigide eylemci devrimcidir.Gül,kavga ve sevda&lt;br /&gt;dolu dizeleri Nazim usta ask ve sevdayi kusandirdi siir ve kavgayi sevenlere.&lt;br /&gt;Anadolu siirine,hem bicimsel bir haz,hemde devrimci bir soluk verdi nazim usta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;,Siir ve mücadele duygularla yürütülemezler,gün gelir ici bos geriye sadece duygular kalir.Naim,ede katilmamak imkansiz siir birazda duygudur&lt;br /&gt;ama her sey degildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatmak istedigimiz konular,yazacagimiz siirler ayaga kaldirmali herkesi,kavgayi ile gülü&lt;br /&gt;aski ve sevdayi,ölmeyi ve sevmeyi ama kendi topragimiza has olmali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siirin kökü kavgadadir"Nevzat Celik mücadele icindeyken metriste bir siir yazmisti ve sevgili&lt;br /&gt;Ahmet Kaya,nin okudugu" ve yurdumuzun Anadolusunda.Pirsultan,dan Seyh Bedreddine,Nesimi.ye&lt;br /&gt;oradan A.Arif,e,Enver Gökceye,Neruda,ya,Can Yücel,e,A.Yücel,e ve Muratgan Mungan,a&lt;br /&gt;Safak Tamer,e&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogu,dan Bati,ya,Kuzey,den Güney,e ucsuz bucaksiz yayilan topraklara,o topraklar üzerinde&lt;br /&gt;kurulmus medeniyetlere,ve vardiyalarda ki baldiri ciplaklarin düslerine,tersanede ki ölümlerin&lt;br /&gt;alinterine,analarimizin gözyaslarina, tüm dünyadaki sevgili kardeslerimizin ellerine.Insanoglu&lt;br /&gt;hangi dili,hangi renk,te,dinden olursa olsun,yüregimize ve kavgamiza,onun tarzini okumak ve&lt;br /&gt;kavramak biz siir severlerin yolu olmalidir yeralti nehirleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysel öykümüzü,düslerimizi,sevdalarimi ve kavgalarimizi bir toplumsal varlik olarak görerek&lt;br /&gt;anlatmissa sairler,bu onlarin toplumsal düslerimizi anlatiyor ve umutsuzluk bize yasak olmalidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sey elestirile bilmelidir,Ayhan yazmaya devam gözüm herkes birakin yazsin ve uslupta&lt;br /&gt;yazarak uyaralim özel mesajlarla hepimiz icin gecerli.&lt;br /&gt;Siir bireyselligi toplumsallik icinde ele alinmalidir,hem yaratacagimiz dil ve tarz Karer,ce ile&lt;br /&gt;insanligi ikna edici olmali.Fatma,nin yazitlarinda bireysel karamsarlik var evet karanliklar ve&lt;br /&gt;geceler var olacaktir ama unutmayalim ki geceleri aydinlatan yildizlarda var,özellikle kutup&lt;br /&gt;yildizi,ozan Ruhi Su söyle demis"Sabahin bir sahibi var"sabahin sahipleri emekcilerdir karanliklari&lt;br /&gt;aydinlatan.&lt;br /&gt;Nazim Usta hem kendinden bahs eden siirler yazmistir,hem milyonlarca emekcilerden,hem&lt;br /&gt;topraktan,hem mapushaneden sevgiliye ,hem ezilenlerin özgürlük düslerini resmetmis dilinde.&lt;br /&gt;Tüm "Geceler firtinasina tutulanlara su satirlar büyük dev adamdan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine kitaplari ve türküleri,bayraklariyla geldiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dalga dalga aydinlik oldular&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yürüdüler karanligin üstüne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meydanlari zaptettiler yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyazit,ta sehit düsen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;silkinip kalkti kabrinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve elinde günes gibi tasiyip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarasini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yikti Sahmeran,in magarasini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha gün o gün degil,derleyip dürülmesin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bayraklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinleyip,duydugunuz cakallarin ulumasidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saflari siklastirin cocuklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kavga fasizme karsi,bu kavga hürriyet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kavgasidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sair,sanatsal yaraticiligini esas aldigi sinifsal karakterde bulur,kendi düsünsel pratiginden süzer ve biz emekcilere yansitir.Tüm sanatlar gibi siir de insanin ic-dünyasina,duyusal dünyasina aittir.Sair ve siir bu anlamiyla emekci,kavgaci,hürriyetci ve direnise davettir bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siir rüyanin ötesinde,duygunu ve intiharin ötesinde toplumsal bir baskaldiridir bunu Pirsultan siirlerinde de görmek mümkün.Mesala Neruda siirlerini fasizme karsi her direniste,barikatta görmek mümkündür.Ispanya&lt;br /&gt;ic savasinda NO PASARAN direnen emekcileri görmek istiyorsak Neruda siirlerinde var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baska seylerde var"8 Mayis fasizmin Stalingrad yenilginin adi"Alacakaran&lt;br /&gt;lik siirinde Neruda cok iyi tasfirler&lt;br /&gt;Mayakovski ise imge ve ezginin yaninda,bir sözcügün diger emekci cümlelerle kaynasmasi icin ,ses ve ahenk,uyumu esas almistir.Öyle bir ritim yaratmistir ki devrimci marslara imza atmistir.&lt;br /&gt;Bu akimlardan bir etkilenmeyen ise Garipciler akimidir,bireysel,yanlizlik,kadercilik hep egemendir.Cünkü toplumsal yasamda emekci krakterleri zayiftir.&lt;br /&gt;Iste bir O.Veli siiri ALTINDAG&lt;br /&gt;Biri bir koca görür rüyasında:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz lira maaşlı kibar bir adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenir, sedire taşınırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mektuplar gelir adreslerine:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şen Yuva Apartmanı, bodrum katı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutu gibi bir dairede otururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çamaşıra gidilir artık, ne cam silmeye;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulaşıksa kendi bulaşıkları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukları olur, nur topu gibi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elden düşme bir araba satın alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılay Bahçesine gidilir sabahları;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumda oynasın diye küçük Yılmaz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kibar çocukları gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(13 Nisan 1914 – 14 Kasım 1950), Türk şair. Melih Cevdet ve Oktay Rifat‘la birlikte Garip Akımı‘nın kurucularındandır. Şiirde ölçü, uyak ve sanatlı söyleyişlere karşıydı. Orhan Veli, her şeyin şiire konu olabileceğini savunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğu İstanbul’un Cihangir ve Beykoz semtlerinde geçti. İlkokulu Galatasaray Lisesi‘nde yatılı olarak okudu. Babasının Cumhurbaşkanlığı Bando Şefi olması üzerine dördüncü sınıfta iken ailesi İstanbul‘dan ayrılınca Ankara Gazi Okulu’na geçti ve ertesi sene Ankara Erkek Lisesi’ne başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En yakın arkadaşlarından Oktay Rıfat , Melih Cevdet ile 16 yaşında tanıştı. Bu iki arkadaşıyla birlikte lise yıllarında hazırladığı Sesimiz dergisinde ilk yazılarını yayımladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1933 yılında liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’ne başladı. Ancak, 1935 yılında okuldan ayrılarak yüksek öğrenimini yarıda bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şair, 1936’da Ankara’ya döndü. Askere gidene kadar PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluk yaptı. Bu arada ilk şiirlerini 1936 yılı Aralık ayında Varlık Dergisi‘nde Mehmet Ali Sel adı ile yayınladı. 1941’de lise arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Garip adlı şiir kitabını çıkartarak Garip Şiir Akımının öncülerinden oldu. Şiirlerinde yalın bir halk dili kullandı, yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların şiirinin de yazılabileceğini gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci Dünya Savaşı nedeniyle askerlik uzatıldığı için 4 yıl askerlik yaptı. Askerlikten döndükten sonra 2 yıl kadar Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’nda çalıştı. Azra Erhat, Oktay Rıfat, Erol Güney ile ortak çeviriler yaptı. Ancak 1947’de bakanlıktaki “antidemokratik hava” nedeniyle Tercüme Bürosu’ndaki görevinden istifa etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Ali Aybar’ın yayımladığı Hür ve Zincirli Hürriyet gazetelerinde eleştiriler, kültür ve sanat üzerine yazılar yazdı. La Fontaine’in masallarını şiirsel bir dille Türkçeleştirdi. Nasrettin Hoca öykülerini de şiire dönüştürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Ocak 1949 tarihinden itibaren on beş günde bir yayımlanan Yaprak dergisini çıkarmaya başladı. 28 sayıyı tamamen kendi çabası ile çıkardı. 15 Haziran 1950‘ye kadar yayımlanan bu dergiyi parasal güçlükler nedeniyle yayımlayamaz olunca Ankara’dan ayrılıp, İstanbul’a döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1950 sonbaharında, bir haftalığına geldiği Ankara’da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura kafa üstü düşerek yaralandı. İstanbul‘a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi‘nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü. Ölümü, Türkiye’de o güne kadar hiçbir şairin ölümünde görülmemiş bir yankı buldu. Orhan Veli Kanık geniş katılımlı bir cenaze töreninin ardından Rumelihisarı Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-6720392439277784950?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/6720392439277784950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-orhan-veli-kanik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6720392439277784950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6720392439277784950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-orhan-veli-kanik.html' title='Yeralti kollektifi Orhan Veli Kanik'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyVnAZZbIdI/AAAAAAAAAMg/j2xDe_7VMUs/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-2905937964833590059</id><published>2009-12-13T04:18:00.000-08:00</published><updated>2009-12-13T04:18:56.970-08:00</updated><title type='text'>Yeralti nehirleri kollektifi Safak Tamer</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyTbpb-ZwkI/AAAAAAAAAMQ/ab9IVAG-DHs/s1600-h/13056_1055438282854_1732765922_104543_7422503_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyTbpb-ZwkI/AAAAAAAAAMQ/ab9IVAG-DHs/s320/13056_1055438282854_1732765922_104543_7422503_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Safak Tamer siirleri alkolizm,umutsuzluk degil emekci vardiyalara sesleniyor,o siirlerin de gercek yasamlar ve olaylardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özgürlük düsleri kuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safak Tamer;alinteri,göz nuru,tersane havtalarinda,deri havzalarinda,iskence de,kampüslerde,daglardan seslenir,umudun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;menekselerini,acelyalarini,newrozlarini,techirleri naksediyor siirlerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi kez iskencede,kimi kez sehpada,kimi kez barikat baslarinda,kim kez kürt halkinin zilgitlarinda,kimi kez kalbinin tam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;orta yerinde haykirir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarabi bir tat var gecede&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;usul usul yudumluyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kapimizi caliyor deniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;coskuyla kucaklasiyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyor ki ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreklerimiz daha engin be cocuklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ucsuz maviliklerden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;utangac gülümsüyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neoliberal kapitalizm kosullarinda bireyin diz cökmesi,bireyi anlatan roman nasil satilmissa,romanin simgesi paraysa,siirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alanida daraltilmistir der sair.Günümüz siiri inancsizligi,rantciligi,umutsuzlugu,hiclesmeyi siiridir.12 Eylül siirleridir kast ettigim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama direnenlerde var, kendini his ettirir,saksida boy verir,basaklasir safaklar Nazim,H.Hüseyin,A.Arif,Neruda,N.Siyahikan,E.Gökce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vd.gibi.Ama emekci sairleri gibi,onun direnmesinde gizli safaklar.Su dizeler gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cikagelirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sarsiliriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cehennem mezarlarda depremlerle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cikagelirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aralanir gecenin perdesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;firari dügünler kurulur ellerimize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cikagelirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;savrulur harmani acilarin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okyonuslar dolusur gönlümüze&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cakagelirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halay tadi gözlerinizle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sesimizi sunariz size&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hergep direnisidir yeniden sahlanan,böyle anlasilmalidir Safak Tamer'in siirleri.Cocuklara sorun beni/yarali kuslara/zindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avlularinda duyun sesimizi/direncli fabrikalardan/barikat boylarindan/az sonra ölecekmisiz gibi/bin ömür yasadik biz/ve üstelik/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;az sonra ölecekmisiz ne gam/varsin hüznü damitsin yildizlar demis sair.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direngecli,umutlu ve devrimcidir gelecege dair söyledikleri safakca,acili ve sancilidir yarinlara yürüyüs sapina kadar der&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iskencelerden,zindanlardan,mezarliklardan gecmektedir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isyana duranlarin yolu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama umut daima vardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarali bir kusun türküsünde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;göcüge tutsak madencinin yüreginde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;umut daima vardir umut&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mavi bir isik demetiri der sair.umut daima vardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safak Tamer devrimci bir tutukludur,kavganin sairidir o,F tipidir safak vakti carmiha gerilen ve o kavga neferidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hergeptir o yüreklerimizi isyana sürükleyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatim yoktu bu yil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;telasli bir yildizdan duydum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vaktin yeni yil mustuladigini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki sicak damla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;koca bir caglayana dönüstü kalbim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siire kostum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölmüsüm meger susuzluktan sonra....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Safak Tamer bu iste simdi kelepceli bir tutkudur F tipi hücrelerin de.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-2905937964833590059?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/2905937964833590059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-nehirleri-kollektifi-safak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2905937964833590059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2905937964833590059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-nehirleri-kollektifi-safak.html' title='Yeralti nehirleri kollektifi Safak Tamer'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyTbpb-ZwkI/AAAAAAAAAMQ/ab9IVAG-DHs/s72-c/13056_1055438282854_1732765922_104543_7422503_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-2978038674545915131</id><published>2009-12-11T10:26:00.000-08:00</published><updated>2009-12-11T10:27:59.402-08:00</updated><title type='text'>yeralti kollektifi Muratgan Mungan</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyKO2HaEjYI/AAAAAAAAAMI/QgwRKbB0x_I/s1600-h/untitled.bmp" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyKO2HaEjYI/AAAAAAAAAMI/QgwRKbB0x_I/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahmud ile Yezida birbirine düşman iki köyün; Müslüman ve Yezidi köylerinin  gençleridir. İki genç evlenmek için umutsuzca çareler arar. Mahmud dilek  ağacının yanında, Yezida’nın saçlarına kırk gün boyunca birer tane örgü  vuracaktır; kırkıncı gün kırkıncı örük tamamlanır. Yezida Mahmud’a kaçmaya ikna  olmuştur en sonunda. Bu arada Müslüman köyün ağası devletin yeni çıkardığı  toprak reformundan etkilenmemek için Yezidi köyünün arka tarafındaki bataklığı  kurutup, tarla yapmaya karar verir. Yezidilerin tepki göstermemesi için Yezidi  köyünün dairelenmesine karar verilir. Böylece Yezidi geleneklerine göre, çizilen  daireden çıkamayacak olan Yezidi halkı müdahale edemeyecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köy  dairelenir; Yezidi halkı yastadır. Bu arada Mahmud’un köyün ileri gelenlerinden  biri olan Teyfo Ağanın kızıyla evlenmesini ister köyün ağası Havvas Ağa. Bu  isteği Teyfo Ağanın toprak talebinde bulunmaması içindir, çünkü Teyfo Ağa’nın  kızı Güllüşah, Mahmud’a deli gibi aşıktır, uğruna kendini asmaya bile kalkmıştır  ve Mahmud’un ağabeyi, Havvas Ağa’nın yeğeniyle evlenmiştir. Havvas Ağa çıkarları  için, Mahmud’un ailesine çıkışır. Fakat Mahmud bu evliliği kabul etmez, karşı  çıkar. Daha sonra Yezidi köyünün etrafındaki daire silinir ve Yezidilerden bir  tepki beklenir. Bu arada Mahmut Yezidi köyünde görülmüştür, dilek ağacına yeşil  mendil bağlarken. Yezidiler tarafından öldürülmüş, ağaca yeşil mendil bağlayan  eli kesilmiş, köye hudut yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irmağın kenarında dolaşırken  Yezida, sevgilisinin kesik eliyle karşılaşır. Çıldırır, kendini parçalar. Ölüm  dairesini çizer ve kendini hapseder. Annesi Raşa Ana  gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;RAŞA-&lt;/b&gt; Nasıl bir sevdalık hakkıdır ki, ölümle ödenir  Yezida?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;YEZİDA-&lt;/b&gt; Bu nasıl törelerdir ki sevdayı ölümle ödetir  aney?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saatlerde hep siirlere yolculuk yaparim.Rahatlatirir düsündürür ve&lt;br /&gt;yazdirir.Munganin daha önce beni etkileyen Mahmud ve Yezida ile Hüseyin&lt;br /&gt;Demircioglunun Ölüm Orucu arasinda ki o ölüm cemberini daha iyi anladim&lt;br /&gt;diyebiliri.mistik,ruhban,isyan motifleri var siirlerine,insana dairlerinde iste&lt;br /&gt;Kum saati,den sectigim bir siir,umarim begenirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üc yol yan yanadir&lt;br /&gt;ne yana düser kan kalesi&lt;br /&gt;kimin rivayetiyle yürür simdi&lt;br /&gt;mezapotamyanin belleginde&lt;br /&gt;hep diri  duran&lt;br /&gt;kesikbas&lt;br /&gt;hikayesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ömrü yetmez anlatanin&lt;br /&gt;ya susar,ya susar&lt;br /&gt;yeniden basladigi yerde&lt;br /&gt;gecilmis uzun yollar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her destanin cogalmis bacaklari&lt;br /&gt;ey alinmis yollara iz birakanlar&lt;br /&gt;cöl sirtinda kendi ufkuna vakif olanlar&lt;br /&gt;Yusuf,un kuyusu kalbinde idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murathan Mungan, 2l Nisan 1955’te Istanbul’da doğdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğu ve ilk  gençlik yılları, memleketi olan Mardin’de geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve  Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü bitirdi. Aynı bölümde “master”ını  tamamladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara’da Devlet Tiyatroları’nda ve Istanbul’da Şehir  Tiyatroları’nda “Dramaturg” olarak çalıştı. 1987’de günlük gazete olarak  yayımlanan Söz gazetesinde,“Kültür-Sanat Sayfası” editörlüğü  yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1988’ten beri serbest yazar olarak çalışmakta ve halen Istanbul’da  yaşamaktadı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyKOqFVI9gI/AAAAAAAAAMA/qvKHlfr7RRw/s1600-h/untitled.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-2978038674545915131?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/2978038674545915131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-muratgan-mungan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2978038674545915131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2978038674545915131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-muratgan-mungan.html' title='yeralti kollektifi Muratgan Mungan'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyKO2HaEjYI/AAAAAAAAAMI/QgwRKbB0x_I/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-6977938922861821720</id><published>2009-12-11T10:13:00.000-08:00</published><updated>2009-12-11T10:13:59.298-08:00</updated><title type='text'>Yeralti  kollektifi Federico Garcia Lorca</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyKL2u2SjuI/AAAAAAAAAL4/Snh1mz1Uah4/s1600-h/Lorca2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyKL2u2SjuI/AAAAAAAAAL4/Snh1mz1Uah4/s320/Lorca2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ölümle başbaşa yürürken görüldü o&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkmadan tırpanından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Gene de kuleden kuleye güneş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekiçler örsde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örsde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demirci ocaklarının örsünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşuyordu Federico&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okşayarak, ölümle.Ölüm dinliyordu onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Daha dün mısralarımda canyoldaşım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru avuçların şaklıyordu senin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha dün mısralarımda,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha dün kırağını verdin şarkıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ağlatı'ma gümüş tırpanının keskinliğini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni şakıyacağım, sende artık kalmayan eti,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmayan gözlerini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgarın dağıttığı saçlarını şakıyacağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O öpülen kırmızı dudaklarını..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm, güzel çingenem, ölümümsün dün de bu gün de,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah! Ne kadar rahatım seninle başbaşa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçime çekerken Gırnata'nın havasını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim Gırnata'mın! ' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1936,da Ispanya,ya zorla girdi fasistler/Ispanyanin kizil gülleri/36 Temmuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayinda ic savas basladi.Bu sirada Lorca Grenada,dir.bu kent fasizmin ilk ele&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gecirdigi kent olur.Tehlike canlari baslamis,canlar calmistir.Lorca tehlikededir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostu sair Luis Rosales,in evine siginir.16 Agustosta bir ihbar sonucu eve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapilan baskinla gözaltina alinir.Sucu Sovyet devrimine yardim ve yatakliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fasizm ona sunu söyler baskalarinin silahla yaptigini sen kaleminle yaptin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iki ve yahut üc gece gözaltinda kalir kalir büyük usta Lorca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Agustos gecesi yanina bir ögretmen,iki devrimci boga gürescisiyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sierra eteginde ki Viznar köyüne götürürler,sabaha dogru kursuna dizilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir su pinarinin yanina diger öldürülenlerle beraber gömülürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1898,de Graneda dogdu,Graneda Franko fasizmi tarafindan katledildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Federico Garcia Lorca ölümü siirleri gibi kavga ve isyan yüklüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tek kahraman var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oda aci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yaz gecesi kadar koyu ve ucsuz bucaksiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah cingeneler kenti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yaninda bayraklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söndür yesil isiklarini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;korucular geliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah cingenelerin kenti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kim görürde unutur seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kosuyor kizlar peslerinde sac örgüleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karar baruttan güllerin patladigi havaya dogru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah cingenelerin kenti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzaklasiyor korucular&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir sessizlik tünelinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atesler sararken seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni anlimda arasinlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim tanir unutur seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni anlimda arasinlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suladi sesin yüregimin kumulunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;su sirin tahta kulübede&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cicek acti bahar güneyinde ayaklarimin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akti icime o tatli uzak ses&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o tatli ses tazeledi beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatli uzak boguk ses&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karanlik yarali bir geyik kadar uzak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve karada bir hickirik kadar tatli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatli ve uzakta,iliklerimde der bize ask tadinda lorca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-6977938922861821720?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/6977938922861821720/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-federico-garcia.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6977938922861821720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6977938922861821720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-federico-garcia.html' title='Yeralti  kollektifi Federico Garcia Lorca'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyKL2u2SjuI/AAAAAAAAAL4/Snh1mz1Uah4/s72-c/Lorca2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-6652119191017507549</id><published>2009-12-10T14:21:00.000-08:00</published><updated>2009-12-10T14:21:23.602-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Gülsüm Cengiz Akyüz</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyF0Um_J0VI/AAAAAAAAALw/KHpehdOa9Qk/s1600-h/15805.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyF0Um_J0VI/AAAAAAAAALw/KHpehdOa9Qk/s320/15805.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Döne döne yağıyor kar,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;usta bir ressam gibi sallayarak fırçasını.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Örtüyor sokakları, çıplak ağaç dallarını.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Yoksulluğunu çatıların,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;insanları —köşebaşlarında çaresiz—&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;çocukları, üşüyen serçeleri dallarda&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;—örtüyor—&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bir masal görüntüsünde.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Döne döne yağıyor kar,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;katarak önüne erkenci çiçekleri&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;iniyor bir dostun mezarının üstüne &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;—öleli bir yıl oldu—&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Döne döne yağıyor kar,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;kırbaç gibi patlayarak yüzlerde.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bir serçeyi boğazlıyor&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;bir yerlerde birileri.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;—sıkışıyor yüreğim—&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Döne döne yağıyor kar,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;bitmemiş şiir gibi &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;sıkarak yüreğimi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Birisi ağlıyor uzaklarda,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;dinleyerek öyküsünü&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;karda asılmış bir genç kızın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Borcum var insanlara,tanidik tanimadik&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;borcum saymakla bitmez,diye yazmis sair,disarda firtina ve yagmur elele tutusmus,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;camlarimi islikliyor,vardiya paydosa düstügünde bu saatlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sairinin kendisini borclu hissederek yazmasi bana Dörtleri Gecesi adli okudugum kitabi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;animsatti Kemal Pir,adli devrimci Diyerbakir zindanlarinda sehit düsmeden vasiyet etmis olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya bir gün aranizdan ayrilirsam Mezar tasima borclu diye yazarsiniz.Bu dizeler de,bu sözler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yabanci gelmiyor bilgi hazneme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cünkü halka inanc ve baglilik ile sadakat böyle bir borcun altina girenleri saiiri Gülsüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akyüz dogal olmanin ötesinde devrimci bir düsünüs pratiginin teorik önermesini yansitmis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözleriyle.Siir ve yasam ölüm diyalektigimizdir,basucu isyanlari,barikat düsleri,gemileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir baska dünya,ya sürme sürüvenidir devrimci sair ve siirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El yordamiyla yürüyorum alacakaranlikta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir elimde aci,bir elimde umut&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani basimda sevgi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inancin isigi önümde lamba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havada barut kokusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüyleri kan icinde sercenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karda kanli ayak izleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avcilar iz pesinde,derken 12 Eylül siyah ve gri,den dersler verir bize,idamlar,ihanet,kan,gözyasi ve ölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm bulara karsi Umut,da var der,sevgi,lamba,isik ve direnenlerden bahseder Gülsüm Akyüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simsiyahkaranlik bir ortamda devrimin izini süren insanlarda var,her zaman.Bu direnc gülleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karanliga isik demetleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DGM,de bir aksam üstü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tel örgünün bir yaninda sen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yaninda ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir durusma sonrasi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cezaevi arabasini beklerken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;paylasiyoruz tutsakligi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arkasini dönüyor asker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;asip tüfegini ucuna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o nizami suratini der Sevdamiz Ciceklenir Zula,daki siirinde 12 Eylül karanligini resmeder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayata.Kayip cocuklari,idama celme atanlari,tutsak asiklari ve karanligin bilimeyen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atesböceklerini anlatir bana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksamdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iniyordu hüzün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siirin kapilarini zorlayarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iceride bir ogul-kiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;disarida binlerce ana vardi..diyen devrimci yeralti nehirlerinin devrimci sairi Eylül karanligina öfke kusanir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülsüm Cengiz [Akyüz], 1949 -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isparta'ya bağlı Sütçüler'de dogdu. istanbul ilköğretmen Okulu'nu bitirdi. 14 yıl süreyle İstanbul ve Balıkesir'de Öğretmenler yaptı. Daha sonra bu görevinden ayrılarak yayıncılıkla uğraştı. Çeşitli ansiklopedilerde Editörlük ve sonra yönetmenlikten Demet Yayıncılık'ı kurdu. Ardından Çeşitli gazete ve dergilerde çocuk Yayınları Editörlüğü, radyo programcılığı ve Çocuk Sayfası Aziz yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşlar Kralı Kim Olacak (1990 ile) adlı eseriyle Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı mansiyonu, Makas Kesmez iğne Dikmez Olmasa Ellerimiz (1997) TOBAV Çankaya Belediyesi ödüllerini, AYŞE'NİN Günleri (1993) ile de Almanya'nın Mainz kentinde "Sıradışılık Ödülü" nü vs kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehrileri kollektifi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left" class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-6652119191017507549?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/6652119191017507549/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-gulsum-cengiz-akyuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6652119191017507549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6652119191017507549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-gulsum-cengiz-akyuz.html' title='Yeralti kollektifi Gülsüm Cengiz Akyüz'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyF0Um_J0VI/AAAAAAAAALw/KHpehdOa9Qk/s72-c/15805.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5791824596483964529</id><published>2009-12-10T13:27:00.000-08:00</published><updated>2009-12-10T13:29:42.082-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Can Yücel</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyFnoyqKZPI/AAAAAAAAALg/YrxGbBVAqfs/s1600-h/untitled.bmp" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyFnoyqKZPI/AAAAAAAAALg/YrxGbBVAqfs/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;Sevdan içimde ki belki umuttur/ Kelepçe vurulmayan pranga ayaklarda dirençtir bu Saksida boy vermeye aday yüreğimin gözeneklerinde Hırçın magma dizginsiz bir bir bir fular molotof asi asi bir kardelen sakladığım zulada Newroz umuttur göğe bakan sairin kutup yıldızıdır, zindanda bölüştüğü HAYATTIR voltada sürgün vatandır Kelepçeli bir dili gibi Yasaklı Kırlangıç yeniden umut umut örendir karanlığı Aydınlığa özlemdir Dağlara soylenen türkü Başasagi GÖKÇE bir bir güvercindir ömrümüz vurulmayı bekleyen ,dize dize yasam hayat umut Azadi hasretle gelecek belki de bu göğe bakandır aksam yarın öbür gün sabah gün yine ondan sonra ki dus ile özlemdir yüreğimde sakladığım dize dize fidandır vermek Düşleri hala göğe&amp;nbsp; bakarak&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;saklayanlara ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şan Verdil ortalığa bütün bir sonbahar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O Çıplaklığında atın yine onlar koşacaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çocuklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yapraklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O Sarabi eşkiyalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar da benim olmasa Gayrı kimim var&amp;nbsp; demis Can baba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şair Can Yücel, 1926 yılında İstanbul`da doğdu. Türkiye'nin ilk Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in oğlu olan Can Yücel, orta öğrenimini Ankara Erkek Lisesi'nde tamamladıktan sonra, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü'nde okudu. İngiltere'de Cambridge Üniversitesi`nde eğitimini sürdüren Yücel, bir süre Londra`da BBC Radyosu`nda çalıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye`ye dönüşünde Bodrum`da turist rehberliği yapan Yücel, daha sonra İstanbul`a yerleşti ve bağımsız çevirmen olarak yaşamını sürdürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında "Yenilikler", "Beraber", "Seçilmiş Hikayeler", "Dost", "Sosyal Adalet", "Şiir Sanatı", "Dönem", "Yöne", "Ant", "İmece", "Papirus" adlı dergilerde yazdı. "Yeni Dergi", "Birikim", "Sanat Emeği", "Yazko Edebiyat" ve "Yeni Düşün" dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk şiirlerini 1950 yılında "Yazma" adlı kitapta toplayan Can Yücel, "toplumsal sorunların yarattığı izlenimlerin ağırlığından kurtulmak istermiş gibi" kimi taşlama, kimi bıçak ile işleyen duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baglanmayacaksin bir seye, öyle körü körüne. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O olmazsa yasayamam." demeyeceksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demeyeceksin iste. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşarsın çünkü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sevmezsen, çok acımazsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalıştıgın binayi, masanı, telefonunu, kartvizitini... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta elini ayağıni bile çok sahiplenmeyeceksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin değillermis gibi davranacaksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem hiçbir seyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarsız da yasayabilirmissin gibi davranacaksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok esyan olmayacak mesela evinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paldır küldür yürüyebileceksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ille de bir seyleri sahipleneceksen, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatılarin gökyüzüyle birlestigi yerleri sahipleneceksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzünü sahipleneceksin, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günesi, ayı, yıldızları... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O benim." diyeceksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir seylerin... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela gökkusağı senin olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlle de bir seye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela turuncuya, yada pembeye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da cennete ait olacaksın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sahiplenmeden, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ait olmadan yaşayacaksın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmis gibi, Hem de &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep senin kalacakmıs gibi hayat. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilişik yasayacaksin. Ucundan tutarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5791824596483964529?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5791824596483964529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-can-yucel_10.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5791824596483964529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5791824596483964529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-can-yucel_10.html' title='Yeralti kollektifi Can Yücel'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyFnoyqKZPI/AAAAAAAAALg/YrxGbBVAqfs/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-8016908053184268818</id><published>2009-12-10T13:17:00.000-08:00</published><updated>2009-12-10T13:18:14.531-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Jan Paul Sartre</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyFlSk-C_pI/AAAAAAAAALY/FFxDmCtvtZ4/s1600-h/591px-Jean-Paul_Sartre_FP.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyFlSk-C_pI/AAAAAAAAALY/FFxDmCtvtZ4/s320/591px-Jean-Paul_Sartre_FP.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Sömürgecilik Bir Sistemdir Jan Paul Sartre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reseau Jeanson üyelerine karsi askeri mahkemede acilmis bulunan davada sanik ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avukatlarin desteklemesi amaciyla 121 yazar ile sanatci,oyuncu,gazeteci ve ögretim üyeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarihe "121,ler manifestosu"adiyla bilinen 1960 tarihli bu önemli kitabi Karer.info okuyucularini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sömürgeci rejimin aydinlarinin Fransiz burjuvazine karsi verdikleri amansiz mücadeleyi ve bedeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlatiyor bu Hepimiz Katiliz belgesi yazari ise caniyla basiyla,ac ve issiz kalarak Cezayir halkina&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;destek veren Jean Paul Sartre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilginctir bu 121 kisiye kimliklerine bakilmadan calisma yasagi,seyahat kisitlamasi,memur olanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ise islerinden atildilar müthis bir bedelin basegmez kahramanlari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sömürgeci savas cigirtkanliginin yükseldigi ülkemizde aydin tavrinin nasil olmasi gerektigini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bu ugurda bedelin nasil ödenildigi anlatir,bu bizim gercek namuslu aydinlarimizi dista tutuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa,da son derece (1960) önemli bir hareket gelisiyor.Cezayir ic savasi,nda yeni bir dönüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;noktasi,bizi bizi alti yildan beri sürmekte olan krizi unutmaya degil,görmeye ittigi bir anda,Fransiz ve &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uluslararasi komuoyunu daha iyi bilgilendirmeye ihtiyac var(bizim aydinlar böyle yapmadilar hic)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yada kendimizi zorunlu hissediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giderek Cezayir isgaline ve savasa katilmayi redden ve Cezayir halkiyla dayanismayi gelistiren&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her kesime sorusturma aciliyor,ya haps oluyor ,yada mahkum veyahut isten atiliyor.Bu amaclari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karsi tarafca tahrif edilen yada aslinda görevleri bu insanlari savunmak olanlarca durum masum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gösterilmeye calisildigi icin,genelde anlasmamaktadirlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki iktidara karsi olan bu direnisin saygiya deger oldugunu ifade etmek yetmez.Onurlari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve gercege iliskin düsünceleriyle hareket eden insanlarin protestosu olarak gündeme gelen bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;direnis,icinde varolandugu kosularin ötesine gecen ve olaylarin baslangic noktasi ne olursa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olsun,yeniden ele alinmasi gereken bir öneme sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezayir,liler acisindan,askeri,diplomatik araclarla sürdürülen savas,ta kesinlikle cift anlamlilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söz konusu degildir.Bu bir Ulusal Bagimsizlik Savasidir.Pe ki bu savas.Fransizlar icin ne anlam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ifade ediyor.Yabanci bir ülkeye karsi yürütülen bu isgal hareketi olarak görür aydinlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da ötesi bu savasi ve isgali yürütülürken Fransa herhangi bir tehdit altinda degildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransiz olmamak icin savasiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu safasin bir Fetih savasi,üstelik irkciligin eslik ettigi emperyalist isgal oldugunuda söylemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yetmez diyorlar aydinlar.Cünkü her isgal ve savas hareketi yasasi geregi böyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gercekte devlet,temel bir tecavüzü ifade eden bu isgal karariyla,en temel insanlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onurunu ayaklar altina almistir.topraklari isgal edilen halklarin direnmesi mesrudur derler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransiz aydinlari(bizimkiler böyle demezler)kendisine karsi gelenleri polisiye ve komplolarla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;temizlik hareketine girisir Kontgerilla yöntemleri Cezayirde cok kullanildi,bizde ki gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bizler Cezayir halkina karsi silah kullanmayi reddedenlerin tavirina saygi duyuyor ve tavri hakli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Bizler ezilen Cezayir,lilere,Fransiz halki adina yardim ve destek sunan Fransizlarin tutumunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saygiyla karsiliyor ve hakli buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Sömürgeci sistemin yokedilmesine katkida bulunan Cezayir halkinin davasi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün özgür insanlarin davasidir..Imzalar yüzyirmibir kisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz Katiliz..der&amp;nbsp; Sartre bir yeralti nehiri gibi temizlenir sah damari VAROLUSCULUKTUR hayati &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Babasını ufak yaşta yitiren Sartre, annesinin ailesinin yanında büyüdü. Olgunluk sınavını Louis le Grand Lisesi'nde verdi. Daha sonraki eğitimini Ecole Normale Supérieure'de, İsviçre'deki Fribourg Üniversitesi'nde ve Berlin'deki Fransız Enstitüsü'nde sürdürdü. Çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı ve 1928'de Simone de Beauvoir'la tanıştı. II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından hapse atılmasının sonrasında Direniş hareketine katıldı. Sinekler adlı ünlü oyunu bu koşullarda yazıldı ve sahnelendi. Aynı sekilde, Varlık ve Hiçlik adlı kendi felsefesini açıkladığı ünlü yapıtı da bu sırada yazıldı.( 1943 ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1945 yılında öğretmenliği bıraktı ve " Les Temps Modernes " adlı edebi-politik dergiyi çıkarmaya başladı. Kitaplarının neredeyse tümü edebi ve politik sorunları işleyen kuramsal metinler olarak şekillendi. Sartre, savaş sonrası dönemde ise özellikle politik etkinlikleriyle öne çıkmaya başladı. Soğuk savaş dönemi boyunca birçok eleştirisine rağmen Sovyetler Birliği'ni desteklemiş, Fransa'nın Cezayir'e karşı yürüttüğü savaşa karşı çıkmıştır. Çıkardığı dergi, bu bağlamda yoğun bir etkinlik göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sartre, 1964 yılında kendisine verilmek istenen Nobel Ödülünü geri çevirmiştir. Bunun hem yapıtlarına hem de politik konumuna zarar verecegini düşünmüştür. " 121'lerin Bildirgesi " olarak bilinen bildirgeyi imzalamış ve 1961-1962 yılındaki büyük gösterilere katılmıştır. Ayrıca, 1966-67 yılları arasında Vietnam Savaşı'nda meydana gelen katliamları sorgulamak üzere kurulmuş olan Russel Mahkemesi'nin de başkanlığını yapmıştır. Politik etkinlikleri giderek yoğunlaşmış ve kendi iç-dönüşümleriyle birlikte şekillenmiştir. 1968 olayları Sartre'ın kendi fikirlerini ve geleneksel entelektüel konumlarını da sorguladığı bir dönem olmuştur. Sovyetler'in Prag'a müdahalesinin ve Fransa'daki öğrenci hareketlerinin üzerine, teorik politik alanı yeniden değerlendirmeye başlamış, 1973'te Liberation'u kurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1974 yılında Sartre'ın gözleri büyük oranda görmez oldu. Bu nedenle politik etkinlikleri yavaşladı, ancak her zaman yine de Batı'nın Doğu üzerindeki baskılarına karşı etkinliklerde bulundu ve insan hakları konusunda her zaman duyarlı oldu. Bu tutumuyla, Aydınların yeri ve rolü konusunda hem teorik hem de pratik bir örnek oluşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-8016908053184268818?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/8016908053184268818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-jan-paul-sartre.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/8016908053184268818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/8016908053184268818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-jan-paul-sartre.html' title='Yeralti kollektifi Jan Paul Sartre'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyFlSk-C_pI/AAAAAAAAALY/FFxDmCtvtZ4/s72-c/591px-Jean-Paul_Sartre_FP.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-7509780781118956649</id><published>2009-12-09T15:03:00.000-08:00</published><updated>2009-12-09T15:03:38.260-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Behcet Aysan</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyAsuQYf0SI/AAAAAAAAALQ/f235uZ8bfxM/s1600-h/beh%25C3%25A7et%2520aysan.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyAsuQYf0SI/AAAAAAAAALQ/f235uZ8bfxM/s320/beh%25C3%25A7et%2520aysan.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;kırgınım, saçılmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir nar gibiyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sessiz akan bir ırmağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geceden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;git dersen giderim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kal dersen kalırım&amp;nbsp; yeralti nehirleri....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni düsündügümde her Temmuz'da,bahar cicek sagiyor gökyüzüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garip bir sucluluk,eziklik durumu yasiyorum,yüregim öfke akitiyor beynime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sicak kavurucu Temmuz ayi,umut yüklü siirlerin geliyor aklima,bu Temmuz aksaminda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kirginim,sacilmis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sesiz akan bir irmagim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geceden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;git dersen giderim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kal dersen kalirim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu halklarinin iradesinin Siwas'ta atese verildigi,umutsuzlugun dal budak salinmasi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icin Ergenekoncular yine is basindaydilar,tipki Dersim,Kocgiri,Agri,Maras,Corum,Malatya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madimak,Gazi,1 Mayis,Kizildere,Halepce,16 Mart,1915'te oldugu gibi Anadolu halklar mezarligina&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dönüstürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve senin sesin Madimak'ta koynunda semah dönüyordu,tereddütsüzdün,ateste bir rüzgar gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okudun siirlerini yanan o merdiven basinda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söylenmemis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sahipsiz bir sarkiyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sararmis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eski bir resimde kalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki esmer bir cocugun dilinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki duygusalligimin sürgünde verdigi cümlelerdir bu yazdiklarim sevgili Behcet Aysan can.Kusura&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakmayacagini ve beni,benim gibileri anlayacagini cok iyi biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün derinlikler sig&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözcüklerin hepsi igreti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;degisen bir sey yok hic&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm haric&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayni gökyüzü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayni keder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yagmura durayim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve her Temmuz ikisinde aralayacagiz penceremizi,umudu,direnc yüklü siirlerin yolumuzu aydinlatacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha alacagiz atesten haberini,okudukca siirlerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavgayi,omuz omuza siir okumayi,slogan atacagiz güzellemelerle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani sevgili Behcet Aysan umud büyüyor hala,yavas yavas olsada,arka sokaklara kacanlar olsada,ahkam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kesenler olsada,baris,evrensel insan haklarindan tv'lerden yapsalarda köhne beyinsiz düslerinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;umud ateste semahla gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani devrim tüm sokaklara umud tasiyor hala,pusuda olanlar bunu anlayamazlar,sahte edebiyatcilar ise&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;asla,onlar mirasinizi yiyiyorlar can cekiserek,yani sen her Temmuzda devrimi yeniden örüyorsun.üretiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlar tükeniyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cicek sagiyorsun gökyüzünden,yeryüzüne bir Temmuz gibi,atesi koynunda sakliyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sana söz veriyoruz,her bahar cicekler sokaklarda bahari resmedecekler kipkizil.emekci Anadolu cocuklari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her renkten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ta ki her yer umud,her yer siir kesinceye dek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani o büyük sürüvenci Özgürlük ariyor senin gibi Behcet Aysan Hewal.merhaba Temmuzca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-7509780781118956649?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/7509780781118956649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-behcet-aysan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7509780781118956649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7509780781118956649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-behcet-aysan.html' title='Yeralti kollektifi Behcet Aysan'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyAsuQYf0SI/AAAAAAAAALQ/f235uZ8bfxM/s72-c/beh%25C3%25A7et%2520aysan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-8733633752536226602</id><published>2009-12-09T14:13:00.000-08:00</published><updated>2009-12-09T14:13:17.270-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Maksim Gorki ve Sanat</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyAg7kLDQdI/AAAAAAAAALI/kDj_SJri-pk/s1600-h/untitled.bmp" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyAg7kLDQdI/AAAAAAAAALI/kDj_SJri-pk/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Sanat ve edeiyat siniflar mücadelesinin ideolojik argumanlarindan enönemli bir aracidir.Ezen sömüren siniflarin cikarlarina hizmet ederek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerici-irkci bir niteligede bürünebilir,bürünürde.Ya da ezilen halklarin sömürüsüz bir dünya özlemi yaratma pratigine de hizmet ederek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halklarin mücadelesine devrimci bir nitelikte kazandirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak kapitalist-emperyalist bu toplumda ki üretim iliskilerine sinifsal duruslarina denk düsen bir niteliktir.Egemen erk burjuvazi asirlardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanat ve edebiyatin siniflar üstü oldugunu,yansiz ve tarafsiz oldugu palavrasini yaymistir.Bu sadece sömürücü erk olarak iktidarini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elinde bulunduran burjuvazinin kendi kar dürtüsünü ezilen milyonlara meshurlastirmak durumu bir kadercilik gibi kabüllenmelerini saglamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi sinifsal ahlaklarini"ahlaksizliklari-ni mesru kilmak icindir.Her toplumsal devinimde bu hep böyle olmustur,ama sosyalist toplum da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haric.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seyden önce sunu belirtmeliyim ki tarafsiz edebiyat ve sanat olamaz.Her sinif kendi sanatini-edebiyatini,aydinini ve kültürünü yaratir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak belli bir cagda devrimci düsüncelerin var olabilmesi icin devrimci bir sinifin varligi sarttir.Tarihin tüm dönemlerinde ki toplumlarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her sinif kendi kültürünü-edebiyatini yaratmistir.Cagimiz emperyalist-kapitalist caginda devrimci sinif isci sinifidir.Neden cünkü ileriye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dönük,gelisen tek sinif olma özelligini kazanir.Bu pencereden yani ezilenlerin durusundan bakarsak edebiyatin,devrimci edebiyatin sinif&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mücadelesinde önemli bir silah oldugunu rahatlikla görebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalist proleterya acisindan edebiyat,bireyler ya da topluluklar icin bir zenginlesme araci olmamalidir,diyemeyiz sadece;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edebiyat isci sinifinin genel davasindan bagimsiz,bireysel bir girisim olamaz sadece.Edebiyat proletaryanin genel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devrimci davasinin bir parcasi haline gelmeli,bütün proleteryanin politik olarak bilincli bütün öncüleri tarafindan harakete&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gecirilen o tek ve büyük sosyalist iktidar mücadelesinin bir vidasi ve carki olmalidir der...Parti Edebiyati.Lenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezilenlerin tarihi edebiyatcilara,böyle ezilenlerin safinda mücadele edenlere,yasamiyla,kavgasiyla,fedakarligiyla,örgütlü durusuyla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;proleteryanin sanati-edebiyati anlasiyisiyla bir proleter emekciden bahsediyorum;Maksim Gorki,kendiside bizim gibi emegi ile gecinen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayni zaman da parti iscisi olan Gorki,asla kendi sinifindan uzaklasmamis,daima ezilenlerin mücadelesine devrimci aydin durusuyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hizmet etmis ve eserler yaratmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir cocugumuzun yetismesine dogrudan katkida bulundu Gorki.Bütün hepimizin hocasiydi O .der Stalin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilk okumaya baslaginda emekci Gorki duygularini söyle ifade eder."Kitaplari önüme serdigi dünyanin tinsel zenginligi ve yenilikleriyle sevincten basim dönmüstü önceleri.Onlarin bana insanlardan daha yakin,daha ilginc,daha yararli oldugunu sandim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanilmiyorsam yasamin gerceklerine kitaplarin penceresinden bakmak gözlerimi kamastirmis,körlestirmisti beni.Ancak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ögretmenlerin en akillisi ve en ögreticisi olan yasam,benim o körlügümü gider di "der&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilk okumaya basladiginda kendi kücük penceresinin disinda da dünyanin kocaman bir penceresi oldugunu kefsetti.Her kitabi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bitirdiginde icinde bulundugu yasami daha iyi analiz ederek bunlari aktarmaya karar verir.Özellikle isci sinifinin bilimcileri,akdemisyenleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazar ve aydinlari olup olmadigini aratirmaya baslar.Bu örnekten yola cikarak kendine güvenini arttirir ve marksizme egilimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artarak gelisir.1899 yilinda ilk romani olan "isyanci"yla dünya capinda ün salar ve pesi sira"ayaktakimi arasinda" ve "kücük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burjuvalar" yazar ve ilk romaninda isyancilar yani ayak takimi ayaklanir ve Gorki 1905'te tutuklanir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste tamda bu dönemde hepimizin tutkuyla okudugu o bas yapit olan"ANA"yi yazar.Devrimci edebiyatin ölümsüz eserini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazdigi o günlerde Lenin'le iliski kurar ve bu iliski daha sonraki sürecte bir yoldasligiga dönüsecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1913-23 yillari arasinda kendi biyografik hikayesini anlattigi ünlü eserleri,Cocuklugum,Ekmegimi Kazanirken;Kitaplarin da kendi yasami&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi Rus yoksullarinin calisma ve yasam kosullarini,mücadelesini anlatir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1921-28 yillari arasinda sagligi nedeniyle Italya'ya bilincli gönderilir ve orada kalir.Son yillarini ise devrimci yazarlar yetistirmeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisini bir emekci olarak tanimlayan Gorki tüm yasami ve mücadelesi boyunca isci sinifini iktidarlari yürüttügü ayaktakimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ile birlikte yerini alir.Isci ve örgütlü bir aydin olmasi,edebiyatci-sanatci kimliginde her zaman isci sinifinin sorunlarini konusunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;izlememiz gereken ender aydinlardan biridir de Gorki.Edebiyat ve devrimci sanat yasaminda kim aydin,kim degili kavramamiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icin eserlerini yeniden incelememiz gerekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egemen siniflar burjuva ideolojisini kapitalis-emperyalist-sömürgeci toplumda egitim-kültür ve yasamimizin her alaninda da hakimiyetini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sürdürüyor.Burjuvazinin ve sömürgecilerin egemenligini sadece zora dayanarak yapmaz,daha etkili olan bu idelojik etkiye dayanarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sürdürür.Emekci aydinlarin kültür-sanat alaninda ki eserleri kapitalist-emperyalist-fasist-gerici toplumlarin bagrinda bize yürüyecegimiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolu gösteriyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-8733633752536226602?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/8733633752536226602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-maksim-gorki-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/8733633752536226602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/8733633752536226602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-maksim-gorki-ve.html' title='Yeralti kollektifi Maksim Gorki ve Sanat'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SyAg7kLDQdI/AAAAAAAAALI/kDj_SJri-pk/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5163381763950849406</id><published>2009-12-08T10:46:00.000-08:00</published><updated>2009-12-08T10:46:18.781-08:00</updated><title type='text'>Yeralti nehirleri 2</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx6e7_9nIBI/AAAAAAAAALA/qa3v2b8VAwI/s1600-h/Nehir_Yata.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx6e7_9nIBI/AAAAAAAAALA/qa3v2b8VAwI/s320/Nehir_Yata.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana Dersim demiştim, Dersim gibiydin sen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzünde uzun yaralı ve sürgünler tarihi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başına bırakılmış kayıp ceylanların dilbersin sen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mercan sabahlarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mameki akşamlarından koparmışlar sevmelerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne böğürtlen anılarım, ne ilkyazların şimdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vurulmuş bahar izleri taşıyan bir puşi misali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saklı çığlıkların öfkesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağların sessizleşip derinliğine düşünceye daldığı, karanlık mağaralardaki cila puf’ların gün doğumlarıyla aydınlattığından nöbetçi gerilla bir an görevli yoldaşlarını uyandırmak istercesine hızla nöbet yerinden içeri daldı. Ne bildiri başımı, ne pankart yapma hazırlıkları ve ne de bir pusu hazırlıkları, bu tip eylemlerin takvimi is bölümüne dayanır, planlanır: işte dağlarda bunları yapmanın koşulları yok denecek kadar az olmasına rağmen irade ve yaratıcılık, işbölümü, herkesin yeteneğine göre ilkesi. Şehirlerden, ülkelerden uzak, dağlar, patikalar, volkanlar, ağaçlar, derelere inat yaşam bir yeraltı nehirleri gibi akar her gün aynısını diyalektik olarak yalamadan. Öyle sıradan bir yasam değildir yeraltı nehirleri, özgürlüğünü kendi nasırlı ellerine almış, ama özgürlüğü elinden aldığı gibi, hiç özgürlüğü yok edilmemiş yeni tipte insanların yaşamıdır bu yeraltı nehirleri gibi. Tutsak edilen insani doğanın yaşamıyla yeniden üretmektir yaşamı iç içe. Bu yüzden iki kişiliktir aşk hali, içimizdeki çürüyeni öldüren de bu genetiktir.Umutlar mutluluğun yeraltı kaynaklarıdır, yarını bugünden büyüten, dirençtir, fedakarlıktır, tanımadığın insanları sevebilmektir, ölebilmektir esmer tenli bedenler için, yarını bugünden yaşamak için nehirleşmektir yeraltında bir kardelen gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçitleri tutulmuş ırmakları aşıp sana geldim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavuşmanın ateşi için, aşk şarabı kıvamında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir mülteci kederinde ayrılıklar biçip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasaklı dilimde özgürlük türküleriyle sana geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İste bu yüzden yeraltı nehirleri kimi zamanlar kıpkızıl bir şafak vakti, denizlere yakamozlar vurunca bam telinde özgürlüğü çekip alacak, ve devrim disiplinli, programlı, planlı büyüyen ve büyütülen bir yeraltı nehirleridir okyanuslarını bekleyen.Ve o yeraltı nehirleri bu düzeni değiştirme inancı taşıyanların sesi, soluğudur her vardiyada, yapılması gerekenleri halklaştıran, değiştirmenin yolunu kendi damlasında başlatan, büyüne devrim ateşini daha da Kawalaştıran bir öznedir yeraltı nehirleri. Yaşamı devrimcileştirmek için üç kibrit çöpüdür, on altı rüzgardır ölüm oruçlarında, işkencede kızıl bereli bir yıldızdır ser verip sif vermeyen, deniz gibi cağlaşmaktır mahirce, kolektif bir benliktir sorunların içinde çözüm gücü arayan. İşte bu damlaların irade birliğidir on eylül'de bu kutsal topraklarda yeraltında nehirleşen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şiirler: İlhami Sertkaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.yeraltinehirleri/"&gt;.yeralti nehirleri&lt;/a&gt; kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5163381763950849406?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5163381763950849406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-nehirleri-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5163381763950849406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5163381763950849406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-nehirleri-2.html' title='Yeralti nehirleri 2'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx6e7_9nIBI/AAAAAAAAALA/qa3v2b8VAwI/s72-c/Nehir_Yata.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-7186256246644006608</id><published>2009-12-08T10:43:00.001-08:00</published><updated>2009-12-08T10:44:08.074-08:00</updated><title type='text'>Yeralti nehirleri 1</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx6eWYMIO7I/AAAAAAAAAK4/BHiA1fRYLL0/s1600-h/nehir.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx6eWYMIO7I/AAAAAAAAAK4/BHiA1fRYLL0/s320/nehir.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;O zaman hızla açılacak karanlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dar kapılar pencereler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir şarkılarla yankılanıp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutlar buharlaşınca dönecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve büyük bir suskunluk olacak, yer altında aralıksız kazma-kürek sesleri içinde kulaklarınızı sağır edecek o uğultulu emek, yönünü arayacak o dehlizde kutup yıldızı, yeraltında nehirler rüzgarın yönüne akacak hep, setleri aşacak barikatlarda ve dalga kıranları yerle bir edecek, her kazma sesi bir fırtınayı müjdeleyecek, yeraltı nehirleri her fırtına sonrası iz bırakmayacak yakamoz düşünce denize, dalgaları açılacak, karanlık gediklere ışık taşıyacak madenci lambasıyla, özgürlüğe sevdalı çocuklar mavi okyanuslara sürecekleri takalarını. Denizlerin hazanlaştığı ve yaprakların renkleştiği bu an, garantiler dipten gelen dalgalar yaratacaklar. Yeraltı nehirlerinin anaforu depremler yaratacak nasırlı ellerinizde, zamanlara öfkeli saatlerde okyanuslara açılmayı bekleyen bir kağıttan turlanalar olacak, dalgaları kıran, ölüme meydan okuyan turnalar, ve kardeşleştirecek eylül'ü omuz omuza. Ast olan dünyayı değiştirmektirden öte insanlaşmaktır yeraltı nehirlerinde, yani Deniz, yani Mahir, yani İbrahimleşmektir. Çünkü gerçekçi olmayanlar imkansızı da başaramazlar üç kibrit çöpü gibi, kuru gürültülü damlalar çukurlardaki göletlere akarlar, bakılsa içinde her bakteri var. Okyanusun o en ıssız köşesine kırmızının, yeşilin ve sarının dupduru başeğmezliği yerine yosun bağlamış tonumu taşıyalım içimizde. Ve dışarıda yağmur yağıyor, ben dolaşmaktayım zindanda, bardaktan boşalırcasına yağan yağmur taneleri C-11 mazgalından yeraltı nehirlerine kavuşmak için tünelin son yüz metresini taşkınlaştırıyor, biriktiriyorlar öfkeyi, çoğaltıyorlar damlaları ve salıyorlar yeraltı tünellerinden özgürlüğü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaçlar çiçek açıp meyve verecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pırıl pırıl çıkınca güneş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevda türküleri söyleyip toprak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurlar yağınca gelecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada yağmur damlalarının organik birliğini derinde görebiliriz. Oysa ki derin ırmaklar geçtikleri yerleri temizleyerek götürürler, sabırla biriktirirler bir başka ülkenin adını, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyaya ışık saçmak için gece gündüz yeraltında çalışırlar. Sonsuz magma hareketleri arasında gökkuşağı altında yeraltı nehirlerinin maviliğine Munzur berraklığı taşırlar, hiç bir kirliliği barındırmazlar Dicle ve Fırat gibi, akan bir yıldız gibi ölmezler, su gibi çürümezler, çelik gibi sertleşirler yeraltı nehirleri. İşte tüm kızıl yeraltı nehirlerinin okyanuslara varacağı gün Devrim ve sosyalizm günüdür. Ve rüzgar kanatlı Rodrigolar kanatlanacaklar aydınlıkta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşle yanıp ayla gelecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıkanacak sevda suyuyla gönül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanıdır gül bülbüle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılan goncayla verecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-7186256246644006608?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/7186256246644006608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7186256246644006608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7186256246644006608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-1.html' title='Yeralti nehirleri 1'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx6eWYMIO7I/AAAAAAAAAK4/BHiA1fRYLL0/s72-c/nehir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-3540498948456292835</id><published>2009-12-08T04:59:00.000-08:00</published><updated>2009-12-08T04:59:50.268-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Louis Aragon</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx5Nqt6_5cI/AAAAAAAAAKw/vrzsezZt62I/s1600-h/2682984192_de98f49150.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx5Nqt6_5cI/AAAAAAAAAKw/vrzsezZt62I/s320/2682984192_de98f49150.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Sonu bilinmeyen bir yolda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buldum kendimi bir anda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direndim, yenilmedim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne fayda, sevemedin, Ne fayda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaresizliğin esiri olmuş hayatım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmez, tükenmez haykırışlarım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensizliğine, çaresizliğine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ömrümden ömür adarım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur, Aşkın tarifi yoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmkansız aşk çoktur, Mutlu aşk yoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur, Bedeli ödenmeyen hayat yoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her aşkın azabına uğrayan çoktur, Mutlu aşk yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur, Sevgisiz kimse yoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiyi tadan çoktur, Mutlu aşk yoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur, Aşka kapılan çoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevenin kini yoktur, Mutlu aşk yoktur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur, Sevmenin bedeli yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ödenen bir bedel varsa orda aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur, Aşkın asilliğine inanan yoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü bir gecelik aşklar masumluktan mahrumdur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur, Her aşkın sonunda üzüntü çoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırılan kalpler, yıkılan hayaller, Mutlu aşk yoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur, merhametten yoksun insan çoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın olmadığı yerde hayat yoktur, Mutlu aşk yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir romeo, Bir juliet bu hayata çoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk var mıdır ki bir de bana ulaşıp hayatımı taçlandırsın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk var mıdır ki beni benden alıp hayatıma anlam kazandırsın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu aşk yoktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoktur, yoktur....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kendimle uzlaşmak gibi bir arzum yok, olmadı da hiç. George Brassens'in bestelediği ve yaygınlaştırdığı "Mutlu aşk yoktur", 1943'de yazdığım bir şiirin dizesidir. Söz konusu mutsuzluk, işgal yıllarının mutsuzluğu. Fransa'nın içinde bulunduğu o acıklı durumda mutlu bir aşk olabilir miydi? Ortak bir mutsuzlukta bireysel mutlulukların olamayacağı teması, o zamanlar işlediğim bu tema, aslında hemen yazdığım tüm yapıtlarda da var. Gerçekten, bu şiirde ortaya çıkan sorun, mutlu aşkın olup olmayacağı değil, mutlu çiftin olup olmayacağıdır. Kadın-Erkek çiftini, erkeğin ve kadının en yüce şekli &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak düşündüğümü söylemiştim. Umarım gelecek günler kadın-erkek çiftine mutluluk taşır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Ekim 1897'de Paris'de doğmuştur. Siyasal eylemci ve komünizm yanlısı şair, romancı ve deneme yazarı. Bugünkü Fransız ozanlarının en önemlilerinden biri diye biliniyor. Önceleri, Dada akımının öncüleri arasında sayılıyordu, sonradan Breton, Soupaux ile birlikte bu yüzyılın en önemli şiir akımı olan Sürrealizm'in kurucularından biri oldu. Bugüne değin şiir, roman, eleştiri, deneme, çeviri olarak 61 kitap yayımladı. Aragon'un ünü, öte yandan, İkinci Dünya Savaşı'nda gizli karşı koyma hareketiyle daha bir büyümüştür. Le Paysan de Paris adlı romanı, gerçeküstücülüğün en güzel örneklerinden biri olarak gösterilmektedir. Charles d'Orléans'dan, Victor Hugo'ya değin uzayan bir şiir çizgisini sürdürür gibidir Aragon. Aragon açık yazan ozanlardandır, birçok şiirleri bu yüzden şarkı haline getirilmiştir. Aragon, romancı olarak da ün yapmıştır. Çağdaş romanların arasında önemli bir yer tutar. Birkaç çevirisi de vardır. 24 Aralık 1982'de Paris'te ölmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzüne kanatlandi yarali serce,bas ucunda sadece sevgilisi vardi,cünkü mutlu ask yoktur diyenlere inat.Zindan da voltaliyordu aklina söyledigi arguvan siirleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geldi,adimlarini daha da siklastirdi,nehir birden damlalar halinde akmaya basladi tipki su dizeler gibi Aragonca Elsa'ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Zaman sensin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman kadındır. İster ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep okşansın diz çökülsün hep&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir taranmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir upuzun saç gibi zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha beter seni kaçak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni yabancı bilmekten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrım ne ağırdır sözcükler. Asıl demek istediğim bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki benim saat-şakağımda vurursun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğulurum soluk alıp vermesen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Her söz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dudağımda bir dilenen zavallı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaba konuşmamdan gücenme benim. Bu konuşma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Bilmem ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana benzeyen zamandan söz açmayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı uzun bir süre garda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Korkuyorum senden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyorum yanın sıra gidenden. Pencerelere doğru akşam üzeri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Kapat kapıları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölmek daha kolaydır sevmekten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste bu yeralti nehirleri fasizme karsi umut dimdik ayakta diyerek Paris barikatlarina Hitler'i yenmek icin partizanca direngenlikle yazdiklarini sokaklarda pratiklestirmistir ayni zaman da o bir yeralti nehirleridir artik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-3540498948456292835?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/3540498948456292835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-louis-aragon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/3540498948456292835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/3540498948456292835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-louis-aragon.html' title='Yeralti kollektifi Louis Aragon'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx5Nqt6_5cI/AAAAAAAAAKw/vrzsezZt62I/s72-c/2682984192_de98f49150.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5365969927653851785</id><published>2009-12-08T01:17:00.000-08:00</published><updated>2009-12-08T01:17:42.582-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Wolfgang Amendeus Mozart</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx4ZqirOLiI/AAAAAAAAAKo/Qh7ALT_aEOo/s1600-h/mozart-karikatur.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx4ZqirOLiI/AAAAAAAAAKo/Qh7ALT_aEOo/s320/mozart-karikatur.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;daha dün annemizin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kollarında yaşarken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çiçekli bahçemizin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yollarında koşarken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi okullu olduk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sınıfları doldurduk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevinçliyiz hepimiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşasın okulumuz &lt;br /&gt;Iste bu sözler kime aiittir dense cok azimiz biliriz bu sözlerin kime ait oldugunu.Iste yeralti nehirleri gibi bu sözler Wolfgang Amendeus Mozart'a aittir kimdir bu sözleri yazan adam,neden sömürgeci derin fasist devlet sözlerini caliyor,yoksa günes dil teorisini olusturanlarin amaci baska halklara ait olanlarida araklamak degilmidir iste yeraltinda gercekler.Iste Goethe Mozart söyle tasfirlemis....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mozart müzik sanatında ulaşılmazlığın simgesidir. Şiirde Shakespear'in olduğu gibi. Onun sanat evreninde belirişi açıklanması olanaksız bir mucizedir." iste bu yazilanlar dogruluyor Goethe'yi&lt;br /&gt;oğlum; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sana bu mektubu bizim cehennemden yazıyorum &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yaşıma daha gireceğim neredeyse &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabii bundan haberin yok senin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kronometreye erken bastığın için &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni hep yakışıklı hatırlayacaksın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi bırakıp gittiğin yerde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eski güzel günleri düşünüp hayıflanacaksın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama dur! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen hatırlıyor musun beni? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki sen herhangi bir şeyi hatırlıyor musun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben yirmiydim tanıştığımızda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen beni en son otuzbeşimde gördün istanbul'da &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra sen kaş'ta öldün &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o akşam aynı anda geldik antalya'ya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen beni görmedin, ben sana bakıyorken &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben sana öyle dikkatli baktım ki oğlum ayrılırken &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen iyi ki görmedin beni &lt;br /&gt;27 Ocak 1756'da Avusturya'da Salzburg şehrinde doğdu. Babası Leopold Mozart, Salzburg Başpiskoposluğu Saray Orkestrası'nda keman çalan, bir çok besteler ve keman için bir metod yazan bir müzikçiydi. Oğlu Wolfgang üç yaşına geldiği zaman kendisinden beş yaş büyük olan kızkardeşi Maria Anna (Nannerl)'ın çaldığı klavsen parçalarını belleğine yerleştirip kendi kendine çalmaya başlayınca ondaki mucizevi özelliği farketti, hele bir gün minik Wolfgang'ın eline geçirdiği bir nota kağıdına daha kullanmayı bile beceremediği kocaman tüy kalemle konçerto çiziktirdiğini görünce, ona ciddi olarak klavsen dersleri vermeye başladı. yoksa gözgöze gelir gülerdik, eskisi gibi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmadık bir yerde gülerdik ya hani? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle olurdu yine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerimizi kaçırırdık ciddiyeti bozmamak için &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani sahnede olduğu gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen ağlarken bakamazdım sana &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sinirimi bozardın, gülerdim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü sen her boktan şikayet ederdin oğlum &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle çok şikayet ederdin ki &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonunda sıkılır gülerdim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra sen de sıkılırdın kendinden &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başkası gibi olmak isterdin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutlu olan bir başkası gibi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dert etmeyen biri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani, benim gibi biri Yasama yeralti nehirleri gibi baslayan bu dahi adam dogmus 1683 yilinda Viyan'a Osmanli sömürgecileri tarafindan isgal edilince Mozart'a ait eserleri calarak Türklestirmistir tipki Sari Gelin,Yagdir Mewlam su,Daha dün annemizin vb gibi.Iste sömürgeciji rejimin neden Mozart hayrani oldugunu Ahmet Say'in kitabnda da görebilirsiniz bu izleri.&lt;br /&gt;Mozart'ın otuzaltı yaşını doldurmadan 5 Aralık 1791'de Viyana'da öldü. Cenazesi fakir cenazeler için uygulanan biçimde kaldırıldı. Mezarının nerede olduğu ise bilinmemektedir. Söylenenlere göre, Mozart'ın tanıdığı insanlar arasından sadece altı kişinin katıldığı katedraldeki cenaze duasından sonra bu küçük kafile şiddetli yağmur nedeniyle mezarlığa kadar tabuta eşlik edemeyince cenaze aceleye getirilerek dilenciler için ayrılan bir mezara gömüldü. En fenası, bütün araştırmalara rağmen bu mezarın yeri öğrenilemedi, tabutun nasıl olup ta sahipsiz kaldığı ise ölüm sebebi gibi hiç bir zaman anlaşılamadı. &lt;br /&gt;hayır ben çok değiştim oğlum &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir başkası değilim artık &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vazgeçtim maymunların dünyasından &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bıraktım alkışları, istemiyorum kahkahaları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istemiyorum bir aptal gibi yaşlanmak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte belki de bu yüzden &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni en çok ben... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en çok ben özlüyorum! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arkadaşim!... der ve bir yeralti gibi yildizlara merdiven kurmak icin aramizdan ayrildiginda cok yoksuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5365969927653851785?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5365969927653851785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-wolfgang-amendeus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5365969927653851785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5365969927653851785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-wolfgang-amendeus.html' title='Yeralti kollektifi Wolfgang Amendeus Mozart'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx4ZqirOLiI/AAAAAAAAAKo/Qh7ALT_aEOo/s72-c/mozart-karikatur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-6691736729918325979</id><published>2009-12-07T13:45:00.000-08:00</published><updated>2009-12-07T13:45:24.668-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Anatoli V Lunacarski</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx13Z4mO7VI/AAAAAAAAAKg/NxBlfUg4L0o/s1600-h/loenatsjarski.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx13Z4mO7VI/AAAAAAAAAKg/NxBlfUg4L0o/s320/loenatsjarski.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;kente kapandık kaldık tutanaklarla belli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sirk izlenimlerinden seçmen kütüklerinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzlerimiz temmuzdan ötürü sallanır ve uzar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve her köşe bir tuzaktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birer darağacıdır her meydan saati&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öğle vaktini kesinlikle gösteren&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa hep güçlü dağları görmenin zamanıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çığlığım uzun uzun kalır içimde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani güller giyinmiş bir adam nerde ben nerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rüzgâr bir dirimi dört yöne bölerken tepelerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve gece duruşmasından yeni çıkmışken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabahın terazisi eksik tartar gölgemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık öyle açık ki kuşkuya yer yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tutanaklarda duvar diplerinde ve bazı yerlerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örneğin çukurova ve mekong köylerinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acıdır ağacın gölgesini yapan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunu herkes bilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kutsal acı besleyen acı sütünü emiyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yatıyoruz seninle terli döşeklerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saati seninle kuruyoruz bir çalar saati&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen donatıyorsun kalbimizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalbimiz çoğu zaman yeterli ve ürkek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi çoğunluğunu kendi üreterek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kente kapandık kaldık iki cadde iki alan bir saat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutsuzluk acıya varana kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık yeminimiz bir tatar gölgesi gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle bir gölge ki belki çok dardır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kısa vakitlerinde aceleci akşamın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık öyle açık ki kuşkuya yer yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acıya hep yer vardır aramızda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dört cepli yeleğim aynı kolaylıkla taşır her şeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bozuk paraları da umutsuzluğu da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aynı kolaylıkla tutmuş gibi olurum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güneşin yedi renk ayasını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da üst üste silah atsan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kent tepinir belki bütün kuşlar uçar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki değil mutlaka&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir tanesi mutlaka kalır demis Turgut Uyar......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazlicesmedeki cocuklugumuzun en yoksul oldugu anlari,Yeniyol,a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurulan Lunapark,i tüm Karer,li cocuklarla beklemekle gecerdi.Tanimadigimiz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dilini bilmedigimiz bu yoksul semtte hep yoksul cocuklar yasardi.Civilmi civil,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;afacan,paylasimci,kavgaci hepside isyan yüklüydüler.Dönme dolaplar,korsan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan,atli karincalar.Kimimiz boyaciliktan sonra,kimimiz para bulunursa hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonlari,kimimiz bayradam bayrama,bazen gözyaslarimizi sakladigimiz bir acisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kentin hizla bizi asimile ederek yuttugu bir kocaman timsah gibi,bizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün be gün yok eden cocuklugumu nereden aklima getirdim simdi,on is güc&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sikinti varken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bahar ögleni,nerenden su Lunapark neden demeyin iste ?..19&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzyilin son bahar sicaklari kavuruken bu günler gibi yeryüzünü,Avrupa,dan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asya,ya,Dogu,dan Bati,ya Kuzey,e ve Güney,e"Komünizm sinirlari zorlayarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yön tahlil etmeden yerküreyi kizillastirdi.Rus,yada Car otokrasisine karsi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;direnisi en ön saklarda kizil karincalar ordusu kurmustu,Car gericiligi kendi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iktidarina savas acan bu cocuklara zindan,iskence ve sürgünle cezalandiriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste Car,a karsi direnenlerden biride adini Lunapartan alan Lunacarskiy,di.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu direnis sonucu sürgüne yollanir,oradan ise Avrupa,ya gider.Yasam devrimciler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icin epey zordur.Bir yandan Rus devrimcileri kendilerini yenilerken,bir yandan da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rus gericiligi ve karsi-devrimci kusatma altindaydilar,bu kosullarda Rus komünistleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devrimci calismayi güclendirmeye calisiyorlardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lunacarski Avrupa,ya bu kosullarda yerlesti,yasaya bilmesi icin maddi gereksimlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ihtiyaci vardi,diyer devrimciler gibi ve bunlari elde etmek icin cok güzel ve ilginc bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yöntem buldur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa,da cocuklar icin bir park kurar Lunacarski,devrimci calismalarin ihtiyacini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve maddi cisintilari asmak icin kullanilan bu park adinibu iki heceden aliyor.LU-NA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste Lunaparkin gercek öyküsü bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Agustos sicaginda Agustos böcegi gibi tembel bir parka kitap okuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya gazi pasa duyarsa.yazari derinci bir yazar.tembellik yapiyorum anlayacaginiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lunacarski,Sovyetler Birliginin sosyalist kültürüyle yasayan önemli portrelerden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biridir,üstün zekasiyla Ekim devriminden sonra Egitim Isleri Komiserligi görevini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üstlenir,Devrimci Lunaparki yaratan bu kültür adami 58 yillik yasaminin büyük bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bölümünü devrimci kültüre adayan bir kültür fizolofudur bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1875,te dogan;Anatoli Vasliyevi Lunacarski.1897,de RSDIP,e katilir.Bolsevik-mensevik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrismasinda kizilbolseviklerin saflarinda kalir.1905 yenilgisinde"altin arayicilarina katilir"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Subat devriminden sonra yeniden bolsevik parti saflarina katilir.1933 yilinda Büyükelci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak Ispanya,ya gönderilir.Görevini yerine getirmek icin Madrid,e giderken Fransa,nin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mentone kentine Lunapark sehrinde ölür..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar ki bir yeralti nehridirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her gün bin beladan kurtulur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bin engelden gecerler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen durulur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yayilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerinirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen cosar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köpürürler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karalardan görünmeden kimseye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;denizlerden günesi gösterirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okul yolunda bir ögrenci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isyerinde bir grevcidir artik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okunan kitapta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazilan defterdedirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yükseleln bilincte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve eriyen cevherdirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer altinda o nehirler -o yeralti nehirleridir Lunaparktaki cocuklar gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-6691736729918325979?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/6691736729918325979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-anatoli-v-lunacarski.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6691736729918325979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6691736729918325979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-anatoli-v-lunacarski.html' title='Yeralti kollektifi Anatoli V Lunacarski'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sx13Z4mO7VI/AAAAAAAAAKg/NxBlfUg4L0o/s72-c/loenatsjarski.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5339640726167240453</id><published>2009-12-07T01:51:00.000-08:00</published><updated>2009-12-07T01:51:20.555-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Ramazan Yukarigöz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxzQCnQJcNI/AAAAAAAAAKY/tess12thfSM/s1600-h/fft5_mf138124.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxzQCnQJcNI/AAAAAAAAAKY/tess12thfSM/s320/fft5_mf138124.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ey soyumdan ve askimdan yana olan kalbim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seyden umut kesilir,her kirik sen ufalinca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa son provasini yapiyoruz büyük destanin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuz bir bicimde alacak herkes katilinca..yeralti nehirlerine demis ya sair iste bu kararliliga dair idam edilip yillarca saklanan o mektup yeralti nehirleri gibi zihinsel tasarimlarimiza unutmayin diyor-unutturmayin dercesine bir siir gibi ölüme gülerek gidenlerin cekilen tüm acilara,sizlanmadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elde hic umut kalmadan direnisi anlatiyor o an.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;... "böyle bir kararın benim hakkımda verileceğinden emindim. ama diğer arkadaşlanmınkini beklemiyordum. bundan sonrası da politik gelişmelere bağlı, ancak sonuç ne olursa olsun, ben onurlu bir şekilde karşılarım gerekirse, yani infaz söz konusu olursa darağacına çıkarken tüm dünya halklarını selamlamasını, bizden sonra gelecek arkadaşlarıma örnek olmasını bileceğim. bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. ben türkiye halklarının sınıf mücadelesine katıldığım anda her devrimci gibi hayata sözlü, ölüme nişanlıydım. onun için sonuç etkilemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizlere teselli vermek istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü gözyaşlarını halk düşmanlarına karşı gizlemesini bilen, onlara karşı siyasi ve ekonomik düzensizlikten dolayı her geçen gün kin ve nefretle dolan halkımızın bir parçasısımz. bir oğul kaybetmiş olsanız bile binlerce oğul kazanacaksınız. tüm devrimciler sizlerin oğulları, kızları ve kardeşleri olacaktır. (...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kısa fakat benim değer yargılanma göre onurlu bir yaşamım oldu. ideallerimden asla taviz vermedim. kimseye ihanet etmedim. silahımı teslim etmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halkın içersindeyken onlara ve sizlere yardımcı olmaya çalıştım. halkımızın sınıf mücadelesinde en ön saflarda çarpışmaya çalıştım. sizleri sömürü ve bunun sonucu olan yoksulluktan kurtarmak istedim ve şimdi bunu bizden sonra gelecek nesillerin sürdüreceğinden nihai hedefimize &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vaniacağından eminim sizlere başka şeyler de yazmak isterdim ama yazamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm gültepe halkına ve türkiye halklarına selam. ben halkımın mutluluğu için sa vaştım. adım hüzünle birlikte anılmasın"Biz diyoruz ki size yeralti nehirleri gibi akin yeryüzüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben şimdi diyorum ki bir bak şu alanlara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sokaklara köprülere kiremitsiz damlara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;taşlara sopalara aman vermez silâhlara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şehir haritasına trafik lâmbasına kan içinde adamlara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kan içinde adamlara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kan umutsuzluktur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ona kendini hazırla &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kadar yalnız olduğumuzu hatırla &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;açlıkları yoklukları kırımları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-örneğin sensiz olmak ömrümün bir akşamında- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir bölgeden birine giden orduları uçaklarla &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalanlar ihanetler karmakarışık limanlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki şeyin apansız karşı karşıya geldiği dünyada &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben şimdi diyorum ki &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buna inanmak gerek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir susam gibi boyuna sulamak umutsuzluğu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve direnmek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep direnmek devam etmek adına &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyorum ki acılığı eksilmesin ağzımızdan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boyuna tükürmek için &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boyuna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5339640726167240453?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5339640726167240453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-ramazan-yukarigoz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5339640726167240453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5339640726167240453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-ramazan-yukarigoz.html' title='Yeralti kollektifi Ramazan Yukarigöz'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxzQCnQJcNI/AAAAAAAAAKY/tess12thfSM/s72-c/fft5_mf138124.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-7833444317352157633</id><published>2009-12-06T14:31:00.000-08:00</published><updated>2009-12-06T14:31:09.439-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Ali Aktas</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxwwoKp0n6I/AAAAAAAAAKQ/C49L9fQC2tA/s1600-h/aliaktas.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxwwoKp0n6I/AAAAAAAAAKQ/C49L9fQC2tA/s320/aliaktas.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokaga cikiyorum anne yol kaldiysa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sokaga cikiyorum beni toplarsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devlet karavanasina katacak beni toplarsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faşist cunta işbaşına geldiğinde Ali Aktaş yoldaş yine işkencehanenin yolunu tuttu. Her defasında işkencecilerin yüzüne tükürmekten ve kızıl direnişi örmekten geri durmadı. Hayali ifadeler ve iddialarla tutuklanarak zindana kapatıldı. Ali Aktas zindan ve mahkemede de devrim ve sosyalizmin savunuculuğu üstlendi. Her gittiği yere direnişi taşıdı. Göstermelik mahkeme sonucu faşist generallerce Ali Aktaş idama mahkum edildi ve 23 Ocak 1983 yılında bir kış günü Adana zindanında idam edildi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Militanlığı ve düşmana karşı uzlaşmaz direngenliğiyle tarihe mal olan Ali Aktaş , faşizmin idam sehpasına giderken yine vakur ve devrime, sosyalizme ve örgütüne olan bağlılığı, halka olan güvenini dile getirdi ve düşmanı işkencede yendiği gibi, idama giderken de yeniyor du.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim Ali Aktaş ailesine yazdığı mektup, faşist diktatörlük tarafında uzun yıllar gizli çekmecelerde saklandı. Bu faşizm devrimcilerin mektuplarından bile korktuğunu gösteriyordu. Çünkü Onların eli kanlıydı ve suçlulardı. Suçlu oldukları için korkuyorlardı. Doğum gününde idam edilen Aktaş'ın ailesine yazdığı veda mektubu, ailesine 25 yıl sonra verildi. Ali Aktaş yoldaş, faşist cuntanın karanlık dönemlerinde devrime, sosyalizme, örgüte ve halka bağlılığını düşmanla teke tek kaldığı durumda da ortaya koyarak, geleceğe olan inancını dile getirerek faşizmin yüzüne pişman olmadığını haykırarak, ölümü gözünde küçülttüğünü ilan ederek ortaya koyuyordu. Ali Aktaşın yoldaşları olarak, Onun militan ve ölümü hiçe sayan direnişçi çizgisini geliştirip ileriye taşıyacak ve yarım bıraktıklarını tamamlayacagiz yeralti nehirleri gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yillarca gecenin sesine kulak verdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hme kim demistir geceler sessizdir diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizligin de sesi vardir duymayi bilene&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yildizlarla dolu parlak bir gögün altinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece rüzgarinin sesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapraklarin salinisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyun akisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucurumun kenarlarinda sakli isyan cigliklari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste gecenin sessizliginin sesleri,yeralti nehirleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALİ AKTAŞ 23 Ocak 1983 yıında İdama giderken ailesine verilmek üzere yazmış olduğu son mektubu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili anacığım, sevgili babacığım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu satırları yazıp bitirdikten sonra hayata veda etmiş olacağım ve belki bu mektubu yazıp bitirdikten sonra sizlere ya ulaşır ya ulaşmaz bu hususta da pek bir güvencim de yoktur. Çünkü, yazıp da size yollayacağım bu veda mektubumun içeriği çok geniş veya kendilerince yasak olacaktır. Ulaşacaksa dahi yine kendilerince politika icabı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili babacığım ve anacığım, ben bir inanç uğrunda gidiyorum. Evet doğruluğuna inandığım bir inanç uğruna fakat bu inancım mevcut düzene karşı olmak sömürü soygun düzenine karşı olmaktır. Ben bir davadan yakalanmış ve yargılanmış isem de bu işin yalnızca formalitesidir. Çünkü benim asılmam için koyulması gereken hukuki bir delil olması gerekir ki durum delil yetersizliğiyle de olmasına rağmen ve karar kanaat üzerine olmasına rağmen ben idama götürülüyorum. Evet ben söz konusu adamı öldürdüğüm için değil, Emperyalizme, Faşizme, Sosyal-Emperyalizme, Sosyal-Faşizme karşı yılmaz usanmak tavizsiz mücadelemden dolayı asılmaktayım. Evet onlar bizim nefes alışımızdan dahi korkmaktadırlar. Oysaki ben maddi olarak yok olsam da manevi olarak yok olmayacağımı da biliyorlar. Evet ben ve benim gibiler inandıkları davaları uğrunda madden ölsek de manevi yaşarız yaşayacağız buna inancım tamdır. Ben ölüme gideceğimi delil yetersizliği olmasa da dahi baştan beri biliyordum. Çünkü, onlar kendilerinin yaka mahfa götürecekleri halka ve devrime ihanet etmeyenlerin yüreklerinde derin bir korkudur. Ben yakalanabilirim ama halkımın mücadelesi hiçbir zaman ölmez öldürülemez. Halk bağrında nice tohumu, tohumları türetmiş ve türetecektir. Evet ben ölüme giderken hayata erken veda etmekte olmama yanmaktayım. Yoksa öleceğime değil. Her gün her zaman ölümden korkmadım. Korkmayacağım da. Çünkü, ben anamdan babamdan ben, halkımdan korkusuzluğu acı içinde ızdırap içinde yokluk ve kıtlık içinde sabrı, sabretmeyi inançlarımla düşmana .... yaşamayı hem de başı dik ve gururluca yaşamayı ama bir saat daha bir saniye daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size çok şey yazmak istiyordum zaman zaman, ama yazamadım. Nice yazacaklarımdan, nice söyleyeceklerimden ancak söyleyebilip yazabileceklerimden başka bir şey ne söyleyebildim, ne de yazabildimse de bunu anlarsınız inancındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babacığım benim için çok uğraştın. Farkındayım. Belki kar etti, belki etmedi ben baştan bilmeme rağmen yine de seni yanlış düşüncelere kapılmamanız için bir şey demedim. Yine de uğraşılarının borcunu ödeyemedimse de, en azından şerefimle düşmana teslim olmaksızın gitmem, hayata veda etmem dahi umarım sizin için yüzü kara olmaktan da iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anacığım beni bizi ne sancılar içinde var ettiğini, ama yeniden var edebilmeminde ne kadar güç olduğunu biliyorum ve senin acının derinliğini şimdiden anlayamıyor değilim. Onun için şimdiden acını paylaşmak istersem de elimden gelen Bir şey yok. Fakat sana birtek şeyim varsa oda oğlunun senden aldığı senin gibilerden aldığı ilhamı ve kuvvetin inancıyla halka ihanet etmeyen biri olarak gitmemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şuan yazdığım ve yazamadığım nice dost ve akranlarımın tümünü yüreğimde taşıyarak, bilincimde taşıyarak gidiyorum. Evet Ganime analar, Hatun analar, Hüsne nineler Zehra nineler Hamit amcalar. Abbas babalar, Nursel bacılar, Yusuf kardaşlar ve daha bilmem kimler kimler. Ben sizden gelmiş, ben bağrınızdan türemeş biri olarak sizleri düşünmeksizin nasıl giderim hiç mümkün mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet sevgili analarım, babalarım. Ben gidiyorum. Giderken şerefimle gidiyorum. Ama onlar sömürücüler sömürü soygun düzeninin sahipleri komprador patron ağa devletinin savucuları şerfsizlikleriyle her gün ölecekler. Biz halkımız uğrunda girdiğimiz mücadelede inanarak elimden gelen mücadeleyi yaptım ben D.H.B. örgütüne mensup olarak yargılandım ve D.H.B / TKP ML Hareketi örgütü davasına dahil edildim. Ben hiçbir şey kabul kabul etmedim. Ama evet ben bu örgüte inandım ve hala inanıyorum. Ona her şeyimle, içten inanıyorum. Benim verdiğim mücadele sizce, halkça takdirini yapacak ve değerini biçeceksiniz. Sizlere bunları dahi yazdımsa da inanın pek de içten geçerek de yazdırtabilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni bağışlayın sizleri, halkımı unutmayacak olan ben oğlunuz Ali Aktaş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-7833444317352157633?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/7833444317352157633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-ali-aktas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7833444317352157633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7833444317352157633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-ali-aktas.html' title='Yeralti kollektifi Ali Aktas'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxwwoKp0n6I/AAAAAAAAAKQ/C49L9fQC2tA/s72-c/aliaktas.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-7572244147512235071</id><published>2009-12-06T12:19:00.000-08:00</published><updated>2009-12-06T12:19:50.850-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Can Yücel</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxwR2A26c3I/AAAAAAAAAKI/JOIyzAQY72Y/s1600-h/can_yucel_bulusmak_uzere.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxwR2A26c3I/AAAAAAAAAKI/JOIyzAQY72Y/s320/can_yucel_bulusmak_uzere.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Sevdan içimde ki umuttur belki kelepçe vurulmayan pranga ayaklarda dirençtir bu saksıda boy vermeye aday yüreğimin gözeneklerinde hircin bir magma dizginsiz bir molotof asi bir fular asi bir kardelen sakladığım zulada newroz umuttur göğe bakan sairin kutup yıldızıdır zindanda bölüştüğü hayattır voltada sürgün bir vatandır kelepçeli dili yasaklı kırlangıç gibi yeniden umut umut örendir karanlığı aydınlığa özlemdir dağlara söylenen türkü başağa gebe gökce bir fidandır bir güvercindir ömrümüz vurulmayı bekleyen dize umut dize hayat dize yasam dize azadi belki de hasretle gelecek göğe bakandır bu aksam yarin sabah öbür gün ondan sonra ki gün yine düs ile özlemdir yüreğimde sakladığım Düşleri hala gögebakan saklayanlara...&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çocuklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yapraklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O şarabi eşkiyalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar da olmasa benim gayrı kimim var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Canbaba hayat dedi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1926’da Istanbul’da dogdu. Milli Egitim eski bakanlarindan Hasan Ali Yücel’in oglu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Cografya Fakültesi’nde Latince-Yunanca okudu. Ögrenimine Ingiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde devam etti. Sair, çevirmen ve radyo görevlisi olarak tanindi. Çesitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yapti. 1958’de Türkiye’ye dödükten sonra bir süre turist rehberi olarak çalisti. Ardindan bagimsiz çevirmen ve sair olarak yasamini sürdürdü. Çevirileriyle de taninan Can Yücel, siir alaninda ilk kitabi YAZINA’dan (1950) sonra uzun bir süre biçim arayislariyla oyalandi. Çesitli edebiyat, kültür ve siyasi dergilerde siirleri, edebiyat ve tiyatro çevirileri ile siyasal konularda yazilari yayinlandi. 12 Mart döneminde Che Guevara’nin "Gerilla Harbi" ve "Insan ve Sosyalizm" kitaplarinin çevirisi nedeniyle 15 yil hapis cezasina çarptirildi. 1974 affiyla özgürlügüne kavustu. 12 Eylül sonrasinda müstehcen oldugu iddiasiyla "Rengahenk" adli kitabi toplatildi. Sairligini, siirin külhanca raconlarindan yararlanarak siyasal inançlariyla yogurdu. 12 Agustos 1999’da Türkiye onu yitirdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-7572244147512235071?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/7572244147512235071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-can-yucel.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7572244147512235071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7572244147512235071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-can-yucel.html' title='Yeralti kollektifi Can Yücel'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxwR2A26c3I/AAAAAAAAAKI/JOIyzAQY72Y/s72-c/can_yucel_bulusmak_uzere.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-7723415168505281096</id><published>2009-12-06T12:10:00.000-08:00</published><updated>2009-12-06T12:10:41.310-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Necdet Adali</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxwPoEFbqnI/AAAAAAAAAJw/GM0gugStt0A/s1600-h/Fasist_darbenin_ilk_idami__Necdet_Adali_20091008_115717.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxwPoEFbqnI/AAAAAAAAAJw/GM0gugStt0A/s320/Fasist_darbenin_ilk_idami__Necdet_Adali_20091008_115717.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Necdet Adalı 7 Ekim’i 8 Ekim’e bağlayan gece idam edildi. Tarihe 12 Eylül’ün ilk idamı olarak geçen Adalı, devrim ve sosyalizm mücadelesi uğruna ölümsüzleşenler kervanına katıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘70’lerin sonlarına doğru çatışmaların derinleştiği süreçte Ankara İsmetpaşa’da bir kahvehane tarandı ve MİT’ten olduğu söylenen 2 kişi burada öldürüldü. Necdet Adalı, henüz 19 yaşında genç bir devrimci olarak bu olaydan sorumlu tutuldu ve 1977 senesinde idamla yargılanmak üzere cezaevine kondu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargılama süreci oldukça şaibeli geçti. Adalı, devrim mücadelesini sahiplenen, bu tutumundan geri düşmeyen bir tutum sergiliyor, ancak İsmetpaşa’da gerçekleşen eylemle ilişkisi olmadığını da ısrarla vurguluyordu. 12 Eylül sonrasında da devam eden yargılamanın hakimi Albay Hamdi Sevinç de Adalı ile hemfikirdi ve Adalı’nın idamına ilişkin karara şerh koydu. Ancak Genelkurmay, Adalı’nın idamında kararlıydı. Ve ortada tek bir delil yokken, tek bir tanık yokken, genç bir devrimci idam sehpasına yollandı. Bu olayın üzerine Albay Hamdi Sevinç istifa etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necdet Adalı cezaevi günleri boyunca devrimci duruşunda ciddi bir kararlılık gösterdi. ‘Suçsuz olduğunu’, bilinçli bir biçimde üzerine bir suç yıkıldığını ısrarla vurguladı. Hatta Adalı cezaevinden kaçma olanağını bile geri çevirdi. ‘Suçlu değilim, kaçmayacağım’ diyerek bile bile ölümün üzerine yürüdü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Adalı’yı cezaevinde gören hiç kimse O’nun ölüme gün sayan biri olduğuna hüküm getiremezdi. O; yaşama sıkı sıkıya bağlı, neşeli, hareketli bir gençti. Cezaevi koşulları izin verdiği ölçüde sohbetinden, sporundan, kitaplarından hiç vazgeçmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalı’nın idamına tanıklık edenler O’nun elleri bağlı olmasına rağmen urgana boynunu kendisinin geçirmeye çalıştığını anlatır! O ana tanıklık edenler; Adalı’nın ayağının altındaki sehpayı kendi devirdiğini anlatır! Boyu uzun olduğu için celladının idamı dahi nasıl yüzüne gözüne bulaştırdığını anlatır! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalı ölümünden birkaç gün önce ailesine yazdığı mektubunda "Sevgili anneciğim ve babacığım, sizleri ve ezilen halklar adına mücadeleyi, erken bırakmak zorunda kaldığım için üzgünüm, ama bundan ve içinde bulunduğum durumdan dolayı hiçbir zaman pişmanlık duymadan ve şu kısa yaşamım içerisinde hiçbir şahsi çıkar gözetmeden ezilen halklar adına verilen mücadelede yerimi almaya çalıştım ve bundan dolayı gurur duyuyorum. Hakim sınıfların göstermek istediği gibi bizler hiçbir zaman savunmasız insanlara karşı katliam girişiminde bulunmadık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat onların bizi böyle göstermeleri ve faşistlerle bizi aynı kefeye koyarak cezalandırmaları, bizim nezdimizde ezilen halkların mücadelesine yapılan bir saldırıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneciğim ve babacığım; sizlere kısaca bahsettiğim gibi hiçbir pişmanlık duymuyorum. Sizlerin de ezilen halklar uğruna verilen mücadelede katledilişimden dolayı üzülmemenizi ve bundan gurur duymanızı bekliyorum” diyerek dönemin politik atmosferinin genç yaştaki devrimcilere nasıl bir bilinç aşıladığını da belgelemiş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalı’nın idamından yıllar sonra İsmetpaşa’daki kahvehanenin taranması ile ilgili yeni yargılamalar, yeni sanıklarla yapıldı. Adalı’nın idamına gerekçe gösterilen olayla ilişkisi olmadığı açığa çıktı. Yani 20’li yaşlarda bir gencin “adli hata”ya kurban gittiği söylendi. Ve dosya kapandı! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu idamların baş sorumlularından Kenan Evren, ‘asmayalım da besleyelim mi?’ yaklaşımını korumuş ve yıllar sonra bile idamlarla ilgili zerre pişmanlık duymadığını açıklamıştır. Sermaye düzeninin katliam politikalarının, eli kanlı bir sözcüsü tarafından itiraf edilmesi anlamına gelen bu sözler; aynı zamanda Adalı’nın ve daha nice yiğit devrimcinin keyfi bir şekilde nasıl yargılanmadıklarının ispatıdır. Zira sermaye düzeni Adalılar’ı salt devrimci kimliklerinden dolayı idam etmiştir! Bu koşullar altında Necdet Adalı sermaye düzeni ile devrim ve sosyalizm mücadelesi yürütücülerinin arasında halen daha süregelen şiddetli çatışmada şehit düşmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye devrim ve sosyalizm mücadelesi içerisinde şehit düşmüş bu yiğit devrimciyi ölümünün 27. yılında saygıyla anıyoruz. Anıları mücadelemizde yaşayacak! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şafak Türküsü… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necdet Adalı’ya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(…) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşlerimle sınırsız &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diretmişliğimle genç &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşkınlığımla çocuk devrederken sıradakine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usulca açılıverdi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanağımda tomurcuk &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pir Sultan'ı düşün anne &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Bedrettin'i &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Börklüce'yi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torlak Kemal'i düşün anne &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları düşün anne &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşün ki yüreğin sallansın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşün ki o an &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşli güzel günlere inanan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu bir yusufçuk havalansın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(...) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kavgada ölen benim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayrak tutan çarpışan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özlem benim kavga benim aşk benim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekle beni anne &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sabah çıkagelirim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sabah ana bir sabah &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acını süpürmek için açtığında kapını &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı başka sesi başka nice yaşıtım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koynunda çicekler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çicekler içinde bir ülke getirirler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-7723415168505281096?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/7723415168505281096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-necdet-adali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7723415168505281096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7723415168505281096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-necdet-adali.html' title='Yeralti kollektifi Necdet Adali'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxwPoEFbqnI/AAAAAAAAAJw/GM0gugStt0A/s72-c/Fasist_darbenin_ilk_idami__Necdet_Adali_20091008_115717.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-7237648777802585785</id><published>2009-12-06T05:06:00.000-08:00</published><updated>2009-12-06T05:06:25.341-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Hüseyin Celebi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxusRYKDNxI/AAAAAAAAAJo/kzV2eBvTDEI/s1600-h/hseyincelebikurdmanialn1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxusRYKDNxI/AAAAAAAAAJo/kzV2eBvTDEI/s320/hseyincelebikurdmanialn1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bir vakitti,zaman kiyisinda dans ederken insanlar,kücük bir cakil tasina degdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elim.Denize sevdaliydi benim gibi,firlattim kendi capimda,en uzaga.Onun kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güclü degildi yüregim,parcalandi.Bir yarisi bende kaldi,diger yarisi zindanlarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi.O duvarlarin arasinda posta güvercinlerini bekler Mektup getirecek diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman elime kitabi,sigarayi,yaninada cayimi alsam hep onlari düsünürüm,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yagmur yagarken,bir dostla derin sohbete dalarken,vardiya dislileri arasinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep onlari düsünürüm.Hüseyin Celebi,nin Mektuplari bana bu yaziyi yazdirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük düsleri vardi,büyük ve görkemli düsler kurmaktan asla korkmadim.Hep&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanlizdim,tektim,acemiydim.Ve görkemli düsler karanlik beton duvarlari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;parcalarken,kentin sokaklarindan bir ciglik daha yükseldi daglara ve yüregimin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;delhizlerine.Iste bir Mektup asagida...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aska camurlar sürülüyor her an&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamana duvarlar örülüyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saksilar yine sulaniyor oysa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler yine yeseriyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sey bir yanilma gibi karanlikta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer üstünde kacanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer altinda savasanlar yürüyor....yeryüzü askin yüzü oluncaya dek..Adnan Yücel..Yurt.kitap.yayin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günlerde bir cosku,bir sevinc yasiyorum ki,tarif edilmesi pek güc,hatta &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mümkün degil.Bu cosku ve sevincin kaynagini sorarsan,dört bin kilometre uzakta,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daglarimizin doruklarinda,ayni zamanda on metrekarelik kücücük hücremdedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet,su hücrede bile,her bir eylemi,düsmana vurulan her bir darbe,bin kez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yankilaniyor.Görüyorum ve yasiyorum,sevdalim parca parca,kerte kerte,düsmanin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elinden kopartiliyor.Binlerce yillik umutlar,kisacik bir zaman bölümüne sigdiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gelismeleri duymak ve rahat durmak olur mu ?.Karsima birisi cikip "galyana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelmekten"bahsederse,anlamsizca yüzüne bakar,bu hangi dilden konusuyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunun ruhu ölmüs derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta bazen sevincimden tek basima halay cektigim olur,gören bu cildirmis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;der belki,ama dogru degil.cünkü halayi tek basima cekmiyorum.Gögsünde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yurt sevgisini tasiyan her bir Kürdistanliyla el ele tutustum,kol kola girmistim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve suna inaniyorum ki,acinin en derinini yasamis bir halk,sevincinde en&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;coskulusunu hissetmesini bilir.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üc kibrit cöpü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi devrimci kavganin isyan atesidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemin daglarindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zindanlara tasinan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üc kibrit cöpüdür tutsak bedenlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskaldirisi anlatan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri halkim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biri belasina sevdigim ülkem,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biri bagimsizlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dost yoldaslarin cezaevleri duvarlarini,tel örgüleri,görülmüstür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;damgalari asarak bize ulasmistir Mektuplar.. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-7237648777802585785?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/7237648777802585785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-huseyin-celebi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7237648777802585785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7237648777802585785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-huseyin-celebi.html' title='Yeralti kollektifi Hüseyin Celebi'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxusRYKDNxI/AAAAAAAAAJo/kzV2eBvTDEI/s72-c/hseyincelebikurdmanialn1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-4669532091900777459</id><published>2009-12-06T04:32:00.000-08:00</published><updated>2009-12-06T04:32:49.969-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Adnan Yücel</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxukYqUSDJI/AAAAAAAAAJg/RZlFufueoN8/s1600-h/35960483.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxukYqUSDJI/AAAAAAAAAJg/RZlFufueoN8/s320/35960483.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;İnsanlar kaybedilirken ey çocuk &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık adına &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl başlar bu yeşil ve mavi yolculuk &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi gemi kalkar bu ülke limanlarından &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi mavilikler karşılar seni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıyılar zincir olmuş bileklerde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgalar yargısız infaz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Al kalemi eline ey çocuk &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşilin ve mavinin şiirini yeniden yaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Mart 1953 tarihinde Elazığ'da doğdu. 24 Temmuz 2002 tarihinde yaşama veda etti. Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nü bitirdi. Bir süre çeşitli orta öğrenim kurumlarında öğretmenlik yaptı, daha sonra Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Bir yaz yağmuru geldi ansızın. Yıkadı kirini pasını ortalığın. Bir yaz yağmuru yağdı şehrin üstüne. Sesler, koşuşturmalar, çığlıklar! Hayat yağmura karıştı birden. Sonra usulca erkenci bir akşam çöktü şehre. Önce bulutlar yitecek gözden, sonra bir ay düşecek gecenin üstüne. Sesler evlerine çekilecek insanlarla birlikte. Sokakların çoğu, gecenin olacak."Yaşamak denilen bu yüce şiir/ Bir yaz yağmuru değildir insanda/ Öyle etkisiz/ Öyle selamsız geçer mi sanıldı/ Mutluluk denilen o büyük özlem/ Bir bülbül şarkısı değildir şafakta/ Öyle sessiz öyle soluksuz biter mi sanıldı" diyor Adnan Yücel. Bir yaz yağmuru geldi şehrin üstüne. Sonra geldiği gibi gitti ansızın. Güzel ama gelip geçici bir yaşam gibi.. Ve gün geceye durdu. Yaşamın şiiri kaldı geriye. Yarın yeni bir gün olacak, düne benzeyen ama asla dünün tekrarı olmayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda yağmur kokusu beklemede. Bende bir yazı telaşı. Oturdum masanın başına. Hayata bakıyorum. Sanki yanımda durmakta, hayatı daha insanca kılmak adına yürüttüğümüz kavgada yitirdiklerimiz. Dışarıda bir yağmur serinliği, içimde belirli belirsiz bir ürperti. Şöyle seslenir gibiler yanı başımdakiler: "Ol sevda ki bizde bir murattır/ Yılgınlığa karşı direnci söyler/ Hep aşkla temizler yüreğimizi/ Dudaklarımızda kirlenmez türküler". Yürek yüreğe, kavgayı özgür bir sevda gibi yaşamaktır bu, kirlenmeden, kirletmeden, hiç eskimeden! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur, yoldaş kokuları taşımakta usulca. Eskimek ölmeden ölmektir. Yitip gitmek. İnsanın yaşadığı her an yenidir. Hayat tekrar etmez kendini, tekrar ettiğini sanmak bir yanılsamadır aslında. Eylemli bir canlı olan insan, ömrü boyunca yaptığı eylemler toplamıdır. Eylem, devrimci için sürekli bir insanlaşma sürecidir. İnsanın son eylemi ölümdür. İnsan için zamanın sonudur bu. Latinlerin; "Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür" dediği zamanın! Öldüren sonuncuya gelindiği zaman, insan gitmektir önemli olan. Yeni ve yenilenerek, hayattan zamanı aşan bir şiir tadı çıkararak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümün ve yaşamın anlamının her bakımdan sorgulandığı zamanlarda yaşıyoruz nicedir. İki türlü yaşar insan; ya avuçlarından akıp gider hayat, ya da sıkı sıkı yakalar hayatı, tutar ellerinden. "Yaşıyorsam işte/ Yitirmesin diye yapraklarını ağaç/ Yaşıyorsam işte/ Suyun çarpsın diye yüreği/ Yaşıyorsam işte/ Gün yeniden doğsun diye" (Paul Eluard) der gibi de yaşar insan, bir ot bir böcek gibi de! Düzenin istediğince yaşamaktır ikincisi; sorgusuz sualsiz, her sunulanı kabul ederek, direnmesiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyasıyla, reklamıyla, silahlı şiddet aygıtlarıyla bunu dayatmaya çalışır bize kurulu düzen. "Direnmek elinizdeydi, bu neydi/ Çünkü, ey paralar, bültenler, sabah gazeteleri/ Banka müdürleri, şirketler, tröstler, ve karteller/ Ey papa XXIII. John, ey bütün din kitapları, nükleer denemeler/ ey sizi bir şeylerle durmadan değiştirenler" diye en yalın haliyle anlatır Edip Cansever, Tragedyalar şiirinde bu durumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direnmek elimizdedir. Karşı çıkmak elimizde. Yorulmadan, yılmadan! "Oysa toprak yorulur biz yorulursak/ Susarsak bütün dünya susar/ İşte bu yüzdendir hep çektiğimiz/ Ve ölürken bile/ Bir ışıklı selamdır güneşe/ celladımızdan son isteğimiz"(Adnan Yücel) der gibi bir yaşamaktır bu. Ölümlere karşı türkülere durmaktır. Yaşamın tümünü kucaklamaktır. Yoksa başka nasıl çıkılır tarihin karşısına?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek ölüm hangisidir? Fiziki yok oluş mu, yoksa savaşsız çekilen teslim bayrakları mı? Çekilip köşesine tükenmek mi? Kavgasız ricat mı? Acı ve ihanet kokusu mu yoksa?.. İşte o zaman bir soru kalır geriye; "Ey ömrünü destan gibi yürüyenler/ Yaşayan kimdir gerçekte/ Ölen kim/ Yaşarken bile tükenenler mi/ Yılgın yılgın düşenler mi/ Yoksa çekilip tarihin burçlarına/ Bayrak bayrak ölümsüzleşenler mi"(Adnan Yücel)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamaktır bu. Kaybedeceklerimiz ne olursa olsun düşlerimizi hiç yitirmemektir özü. Umudu dipdiri tutmaktır, birlikte çoğalmaktır, yaşamayı ortak duymak. Ve ölümün gölgesi hayatın omuz başına dokunurken, "yaşadım" , dolaştığım yollar, savaştığım dağlar, durduğum barikatlar, sevgili yoldaşlar şahidimdir diyebilmektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit yaz, yağmur yaz güllerinin kokusunu taşıyor. Dışarıda ışıklı bir gecenin yolları. "Olduğum şey olmaktan onur duyuyorum" diyebildiğinde, hayatın hiç vazgeçmemek olduğunu bilerek yaşamıştır insan. Yaşamak ortak düşlerin neferi olmaktır, tutkulu sevdalara düşmek, öfkeli isyanlara karışmak ve öğrenmeyi bir sevinç kılmaktır böyle olduğunda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Unutmak öldürmektir" demişti, eski bir arkadaşım. "Anıların unutuluş girdaplarında kaybolması onların ölümüdür aynı zamanda. İnsan eylemiyle hatırlanır. Amaçlı yaşamak, üretmek, başka yüreklerde ve bilinçlerde yaşamanın ön şartıdır" Kuşkusuz ölümsüzlük bir insanlık düşüdür, Gılgamış'tan bu yana . Unutulmak öldürür belki insanı. Ama sevdiklerimizin yalanlarıyla da ölürüz. Kavgada herkes kahraman değildir. Ve bizi dostların vefasızlığı öldürür. Ama değil mi ki yaşamak direnmektir, biz ancak teslim olursak ölürüz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yaz akşamı geceye vuruyor. Dışarıda kaldırımların ışıltıları. Ben yazı telaşındayım. Bütün ölümsüzlüğe sürülenlerimiz yanıbaşımda bugün. "Gözlerimizi anılarımıza kapar kapamaz ölürüz" diyen o eski Sandinist gerillayı düşünüyorum. Anımsamak, anma günlerinde verilen sözler midir? Anıları mücadelemize önder olsun, demeler midir? Yoksa her an erkenci gidenlerimizden bir adım önde olma telaşı mı?. Yapıya bir taş da benden demek mi onlar adına?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece sessiz ve sakin. Bir rüzgar dolaşıyor etrafta, sevgilerin, sevenlerin, erkenci gidenlerin kokusunu taşıyan. Bir yaz akşamı geceye vuruyor. Unutmak üstüne düşünmekteyim. Hapishanelere erken düşmüştür akşam, bilmekteyim. Artık; "birazdan koğuşların kapıları kapanır" demekten çok uzağız. Koğuşların kapıları çoktandır kapalı. "Bunca acının çiçeği içimde büyüdü/ Mahpushane saksılarındaki baharı benden sor/ Kulak ver gecenin sessizliğinde ağan sese/ Ölümcünün böldüğü uykuları benden sor./ Silahlar doğanın yüreğini arıyor hiç durmadan/ Bu kan kokularının ürperttiği soruları benden sor./ Gördük ki türkülerin sonu yok dilimizde, / kopup geldikleri dağları benden sor"(Şükran Kurdakul), diyen bir şiir içimde. Göğü kucaklayıp götürebilsem onlara, onlara bir yaz yağmuru taşısam umut serinliğinde demekte yüreğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece serin, dışarıda yağmur kokusu.. Yanımda al atlara binip ölümsüzlüğe çekip gidenler. Devrimciyi yalnız devrimsizlik öldürür, diye düşünmekteyim. Devrimsizlikse örgütsüzlüktür. Dışarıda yeniden başlayan yağmur. Önemli olan yüreğimize yağmaması bu sağanağın, yürekteki ateşin korlarının hiç sönmemesi. Bu ateş söndüğünde ölür devrimci. Gerisi yürümektir bu ateşin ışığında karanlığın gözüne bakarak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yaz yağmuru yağıyor. İçimde yoldaş ferahlığı, yaza bakıyorum. Bize gülümseyen sevinçtir yoldaşlık, bizi gülümseten. "Kardeşler yani/ Bana gülümseyen sevincin/Kanıyor bir yanı/ Elimde tuttuğum/ Üstüne güvercin konulu/Bir zeytin dalı/ Zeytini kırağı vurmuş/ güvercin yaralı", diyor ya şiir. Bu yangınlar ortasında yaşam sevincimizin bir yanı kanıyor bazen. Bazen erkenci gitmeler kanatıyor bizi, bazen düşüp, tökezleyenler. Ama biz dosdoğru çizmişiz kendimizi yürüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yaz yağmuru yağıyor. İçimde yaz sıcağında yoldaş serinliği! Ben yazı telaşındayım. "Zaman ki sonsuzdur/ Bitmemiş şiirler gibidir" diyor şiir. Durmuşum zamana bakıyorum. Yanı başımda gibiler yaşamaktan bir şiir çıkarmayı bilenler. "Biz ki acılar döneminden / Ellerimiz kirletmeden geçtik/ Direncim senin olsun/ Sevgim senin olsun" dercesine hem de. Hayatı anlamlandıran, yaşamı sevince dönüştüren başka nedir ki zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerisi yaşamaktır, gerisi hayat. Kavgadır, hepimizindir. Güvenerek, arınarak, arıtarak yürünecektir. Bu koskoca, bu yaşanacak bu yaşanası dünyada; bundan daha güzel, daha anlamlı, daha sevdalı bir yaşama yolu yoktur. Daha iyisini, daha mükemmelini yaratacak olan yoldaş ellerdir yine. Biz Hasan'ca direnip, Süleyman'ca gülenleriz, Hüseyin gibi "ilk ben olmalıyım" diyenleriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehre bir yağmur yağdı, bir yürek serinliği düştü geceye. Asi rüzgarlarda al atlara binip ölüme meydan okuyanlar, sevinçler çoğalttılar, anlamlar sorgulattılar yürek yüreğe, tam da bir yazı telaşına düşmüşken ben. Onlar diri ve direngen! Benim içimde insanı ferahlatan bir yağmur sevinci! Yoldaş kokularını bir karanfil gibi göğsüme iliştirip, bir şiir tutturmuşum en inatçı sesimle: "Hiç mi hiç sevmiyorum yorgun yağmurları/Ne kırları çıldırtıyor ne dağları/ Yağdı mı Toroslarca yağmalı yağmur/ Seller coşturup barajlar taşırmalı/ Bir yudum su demekten aciz yürekler/ Ya ses verip haykırmalı ya boğulmalı. (Adnan Yücel) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.yeraltinehirleri.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-4669532091900777459?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/4669532091900777459/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-adnan-yucel.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4669532091900777459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4669532091900777459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-adnan-yucel.html' title='Yeralti kollektifi Adnan Yücel'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxukYqUSDJI/AAAAAAAAAJg/RZlFufueoN8/s72-c/35960483.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-2379999531276860518</id><published>2009-12-06T02:28:00.000-08:00</published><updated>2009-12-06T02:28:11.633-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Hasan Ocak</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxuHFOHTt2I/AAAAAAAAAJY/Dwanh10hBTQ/s1600-h/kaybedenlerinlistesiniinn9.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxuHFOHTt2I/AAAAAAAAAJY/Dwanh10hBTQ/s320/kaybedenlerinlistesiniinn9.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Yenilmeyecegiz.Aci yenilmez.Aciya cop,gözalti,panzer,tutuklanma islemez" diyenlerin hikayesi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasam bazen cogu zaman insana akil almaz gelebilir.Her duygu,gözyasi o kadar gercek ki,büyük bir eyleme dönüsebilir ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buna hiziniz yetmez.Bu gercek o kadar ciplaktir ki,o kadar hüzünlüdür.Alibeyköy cemevinin avlusu o kadar genistir ki bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gercekleri görmek icin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaslari o kadar genc ve fütürsüz cocuklar,o bos avluda top oynuyorlar,topun pesinden hep birlikte kosarken bile birlikte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;türkü söylüyorlar.Onlar sevgilerini birlikte ve türküleri hep ayni agizdan haykirmalari seviyorlardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ana haykiran türkülere eslik ediyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saclari isyan ve munzur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halayin basina gecti ve ez kine dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elinde kina vardi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ellerine kina yakti o cocuklarin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sasip kaldigimiz günlerdi,o günler.O ana acilar,yasanilan sevinclere ortak olmustu,süretinde acilar asili kalmisti o gün Gazi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mahallesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözleri ogullari ve kizlarini arayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kapi calindi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerden Newroz'du&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seslendi Emine ana,günlerden Mayis'ti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir ana'nin ogula sevdasiydi.21 Mart 1995'te basladi.O gün Emine ana'nin yasami tamamen degisti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon calar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Arayan Hasan'dir,kizkardesinin yas günü icin eve balik alip gelecegini söyler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Emine ana tamam ogul der,bende hazirlik yaparim der ve telefon kapanir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatler ilerler,hazirliklar tamamdir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Hasan'la bulusacagim yere erken varirim,karsidan önceden tanidigim Y.gelir ,telasli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne oldu dedim,bir sorun mu var,aglamaklikliydi sanki kötü gidecek bir seyi söylemek istiyordu ama,ihtimal vermiyor du.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatler hem randevü yerinde,hemde Ocak ailesinde ilerledi,aksam oldu bizim görüsmemize Hasan Ocak gelmedi,ne de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysel kardesinin dogum günü kutlandi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hasan randevuya muhakkak gelirdi,kardesinin dogum gününe de gelirdi,bir aksilik olsa evi muhakkak arardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ama biz randevuya gelmeyince hemen harekete gectik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Onun icin seferber olduk.Tüm kanallari devreye soktuk,hastaneler,emniyet müdürlükleri,savciliklar,valilik,akla gelebilecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tük devlet kurumlarina basvurular yapildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIZDE BÖYLE BIR YOK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasani bulma mücadelesi böyle basladi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teslim olmaktir ölmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasamak Hasanca direnmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Ocak adi yavas yasas süzüldü Newrzca sohbetlere,sonra evlere bir ates parcasi gibi kivilcim sacti ve niyayet akillara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kazindi.Gözaltinda bir uslanmaz bir cocuk o KAYIP&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Ocak kim ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimdir Kaybedilenler ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Ocak kacirildiginda tam yirmidokuz yasindaydi.Yirmi dokuz defa özgürdü yasaminda.12 Eylül karanlik dönemlerinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gecmis,gözaltilarinda meydan okumus bir genc dersimli seyid riza'nin torunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O hic bir zaman gülüslerini ve direncini asla tartismadi asla,Ve her zaman nasil kazaniriz diye düsündü ta ki o&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;randevu öncesi bulusmaya kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Saat 13 Mart.0.6....semti o görüsmede Gazi Halk ayaklanmasinin stratejisini planliyor ve o barikat günlerinin örgütleyecisi ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eylemcisidir artik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Ocak her sözü ve düsüncesi serhildanlarin mücdeleyicisiydi.Halk komitesi insiyatifinde bana söyle dedi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Cik suraya bir siir oku,sonra su taleplerimizi anlat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bir bir dediklerini yerine getirdim-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besikler verimisim nuha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamaklar,salincaklar,havva anan dünkü cocuk sayilir Anadoluyum ben taniyormusun...diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm gözler ve binler beni dinliyor ve ayaklama,ve barikat günleri basliyor Gazi mahallesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan taniyanlar cok iyi bildigi gibi.Onu taniyanlarin,onun yasaminin tüm degisim ve dönüsümlerin kavgaya ve özgürlüge ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iktidara yürümenin adidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Ocak ve tüm kayiplarin Gazi caddelerinde gecisi ve savasmasi hem devrimcilerin,hemde karsi devrimci güclerin ve isbirlikcilerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hafizalarinda tazedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emine ve Baba Ocak'in deyimiyle Hasan bir barikat arifesinde ellerine kina yakilan bir türküdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-2379999531276860518?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/2379999531276860518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-hasan-ocak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2379999531276860518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2379999531276860518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-hasan-ocak.html' title='Yeralti kollektifi Hasan Ocak'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxuHFOHTt2I/AAAAAAAAAJY/Dwanh10hBTQ/s72-c/kaybedenlerinlistesiniinn9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-2455697529559906935</id><published>2009-12-05T13:37:00.000-08:00</published><updated>2009-12-05T13:37:28.699-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi  Erdal Eren</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxrSP0vBTrI/AAAAAAAAAJQ/yv7nt6vr9oA/s1600-h/manisaemek_manisaemek_erdal.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxrSP0vBTrI/AAAAAAAAAJQ/yv7nt6vr9oA/s320/manisaemek_manisaemek_erdal.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;rüzgarlara adını yazdım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapraklar uğuldar şimdi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geceye yıldız çaldım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerin parlar şimdi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acını yüreğime kazdım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağıtlar susar şimdi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdal Eren,yiğit kardeşim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susuşuna yağmur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşlerine güller yağsın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dağlar son sözlerinle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uçurumlar gülüşünle yankılansın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güneşli bakışların &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ülkemin şafaklarına kalsın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdal Eren,güzel kardeşim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir halkı astılar bir sabah &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;ölümü geçirirken senin boynuna &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;generaller küçüldü sen büyüdün &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;yarınların özgürlüğü adına &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;küçük yaşta büyük ölümle öldün &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;yaşasaydın ağabey diyecektim sana &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Erdal Eren,ölümsüz kardeşim &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Onlarca&amp;nbsp; yıl geçti. 18 yaşında coşkulu, yaşama sevdalı, umutlu, sevinçle dopdolu, hepimiz gibi yani. Bir kaç hafta sonra idam edilecek gencecik bir körpe can. Sebinkarahisar’da yoksul bir ailenin çocuğu. Biz gibi, biz Karerli çocuklar gibi, Ankara umut kapısı ya, orada okumuş lise ikinci sınıfı. Yasamı biz gibi, milyonlarca genc gibi açlık ve yoksulluk içinde geçmiş. 18 yasına girip girmediği tartışılmaya dursun, “asmayalım da besleyelim mi?” kültürünün savunucuları tarafından 13 alaca karanlığında asıldı. Erdal idam sehpasına yürürken halkına, sizlere güveni tamdı. Aynı tutumunu mahkemede de sürdürdü...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Şunları söyler: “Beni asabilir, aldığınız emri uygulayabilirsiniz, ölüm cezası da verebilirsiniz. Bu ilelebet sürmeyecektir. Bir gün sizin yerinizde halkımız olacak, siz olamayacaksınız. Halkımız sizin oturduğunuz yerden doğru kararı verecektir”&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Onlarca yıl sonra Gökçe Fidan, Ankara varoşlarından haykırıyor:&amp;nbsp; yeralti nehirleri gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Düşlerim var ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözleriniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutlarımız çocukça halellerimiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizleri düşünüyorum hala&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sehpaya çıkarken bile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksul Hesse İbe’yi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dengbej Xalo Delil’i&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizleri düşünüyorum hala&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutlu aralık siyahi akşamlarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;O düşleriniz var ya o düş&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Asla yitmeyecek sol mememizin yanında&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-2455697529559906935?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/2455697529559906935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-erdal-eren.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2455697529559906935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2455697529559906935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-erdal-eren.html' title='Yeralti kollektifi  Erdal Eren'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxrSP0vBTrI/AAAAAAAAAJQ/yv7nt6vr9oA/s72-c/manisaemek_manisaemek_erdal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5527480256273420164</id><published>2009-12-05T12:33:00.000-08:00</published><updated>2009-12-05T12:33:10.208-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Mustafa Suphi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxrDdqnSmbI/AAAAAAAAAI4/BQVPAnrB1b4/s1600-h/MSuphi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxrDdqnSmbI/AAAAAAAAAI4/BQVPAnrB1b4/s320/MSuphi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Gögsümde on bes yare var/Saplandi gögsüm üstüne/On bes kara sapli bicak/Kalbim yine carpiyor/Kalbim yine carpiyor/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gögsümde on bes yare var/Deldiler on bey yerimden/Sandilar ki kalbim artik carpmayacak/Carpmayacak kederinden/Ka&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lbim yine carpiyor/Kalbim yine carpiyor/Bogmak istiyorlar beni/Kanli karanlik sokaklarda/Kanli kizil bayrak gibi/Kalbim yine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;carpiyor Ve Nazim Usta Mustafa Suphi ve yoldaslarinin kemalist sömürgeci rejim tarafindan 28-29 Ocak günü katledildigin de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu dizeleri yazar.Komüntern'in bir kolu olarak sürgünde kurulan Türkiye Komünist Partisi ilk genel baskani da olan Mustafa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suphi yoldas 1883 yili dogumludur.Istanbul Hukuk Fakultesi ve Paris Siyasal bilimler okuluda bitir.Paris'te bulundugu dönem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;de Tanin gazetesinin muhabirligini yapar.Sendikalar,isci eylemleri ve siyasal tarihsel gelisimine katkida sunar bu calismalari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1908 yilinda Türkiye'ye döner Mustafa Suphi,yazilar yazar,hukuk ve iktisadi üzerine üniversitelerde derslerde verir.Alman em&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peryalizminin isbirlikcilerine karsi mücadeleye girisisen Mustafa Suphi Sinop sehrine sürgüne yollanir.Ve bu sehirden kacarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya'ya kacar.Ve kactiginda 1'ci paylasim savasi dünyayi kasip savuruyordu.Rusya'da Carlik gericiligi tarafindan yakalanarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Urallara sürgüne yollanir.Iste burada Mustafa Suphi Bolseviklerle iliski kurar,ve diger yandan demir yolundan isci olarak calisma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya baslar.Bu sürec icerisinde Mustafa Suphi Kazan,Samara,Ufa,Moskova,Idil ve Ural bölgesinde emekci göcmen Türk iscileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örgütler,ilk cekirdek komünist hücrelerini yaratir.Bolsevik partisinin Islam biriminde görev alir.Ekim devriminden sonra ilk gaze&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;te"Yeni Dünya"yi burada cikartir.Mustafa Suphi ve yoldaslari Komünist Partiyi Türkiyeliler icerisinde örgütlemek icin Türkiye'ye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gitmek icin,o dönem icin Gerici karakterli Kemalist rejimi anti-emperyalist olma yanilgisina düserek,ve bu yolla önderligini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;taclandirmak amancindaydilar.25 Temmuz 1918 yilinda Moskova'da Tüm Türk sosyalistleriyle bir konferans toplar.20 isci ve em&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ekci delege ile konferans basariyla gerceklesir"Türkiye Komünist Partisi Teskilati" kurulur.Merkez Komite ve Baskani Mustafa Su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;phi getirilir.1918 Kasim ayinda'da Müslüman Komünistler Birinci Kongresini katilir.Ve Stalin yoldasin basinda oldugu Milliyetler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komiserligi'ne bagli"Bütün Rusya Müslüman Iscileri Merkez Komite "üyesi ve"Dogu Halklari Merkez Bürosu'nun Türk baskani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak calismaya baslar.Uluslararasi Devrimciler Toplantisi 1918 ve 1919'da III.Enternasyonel Birinci Kongresinde Türk delegesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak yer alir.Bu kongrelere Türkiye emekcilerini temsil eden Mustafa Suphi 1919'da Kirim gider.Kirim Haberleri Gazetesi ve Yeni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya günlük olarak yayinlamaya baslar.Brosürler,illegal yayinlar,parti ici yayinlari yeni kadrolarin egitimi icin kullanir ve ülkeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;illegal sekilde yollar.Urangel'in gerici ordulari Kirimi isgal edince Mustafa Suphi Odesa bölgesine yerlesir ve kaldigi yerden burada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1920 yilinda Bakü'ye gelir,burada ki Türkiyeli komünistleri yeniden örgütler ve calisma alanlarini genisletir.Iste bu calismada Genclik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adli yeni bir yayin organi devreye sokar,yeni mücadele araclarina ihtiyac vardir.Ve illegal parti okulu acar,aday üye ve üyelerin siya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sal teorik ve ideolojik olarak yetkinlestirir.Tarih 10 Eylül 1920 yili gösterdiginde Birinci Türk Komünistleri Kongresini toplar.Ve bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarihsel bir sürectir.Program ve Tüzük onaylanir.TKP böylece kurulur.Baskanligina Mustafa Suphi ve Ethem Nejat yoldas ise Genel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekreter olur.Türkiye Komünist Partisi'nin bu ilk temel tasinin insasi atilir.Ne zülümdür ki Kemalist rejim Mustafa Suphi ve yoldaslarini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tuzaga düsürmek icin onlari ülkeye davet eder.Ankara'ya yola cikmak icin Mustafa Suphi ve Ondört yoldasi bu amacla Kars iline&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelirler.Kazim Karabekir ilk Kontr-gerilla örgütünün Kemalist rejimin komutani tarafindan karsilanir.Önce Erzurum bölgesine ve ora&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dan da Trabzon'a yollanirlar.Ergenekon örgütlenmelerin sac ayaklari buralari bu gün gün yüzüne cikan.28-29 Ocak 1921 gecesi göz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;altina alinirlar,elleri kelepcelenir ve hurda bir motora bindirilerek Karadeniz'de Topal Osman,Kazim Karabekir tarafindan Karadeniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;de öldürülürler.Mustafa Suphi katledildikten sonra TKP'de Karadeniz'de bitirlmeye calisilir.Sefik Hüsnü Kemalis TKP süreci baslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Suphi ve yoldaslarinin ülkeye dönüs amaclari hesapta ulusal bagimsizlik mücadelesi veren Kemalist rejimin önderligini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ele gecirmek,ama Kemalist rejim bunu bildiginden Mustafa Suphi ve yoldaslarini gözaltina alip yok eder.Bir kez daha Mustafa Suphi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nin cagrisina yanit 10 Eylül 1994 yilda cevap gelir.TKP evrimlesir.10 Eylül 1994 yilinda ayri,ayri duran Komünistler MLKP'yi kurarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28-29 Ocak 1921 yilinda Karadeniz'de yok edilen gelenege sahip cikarlar.Bu seferki tarih 10 Eylül 1994 yilinda Marksist Leninist&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünist Parti'si ülkemizde Kongeresini yaparak bu gelenege sahip cikar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5527480256273420164?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5527480256273420164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-mustafa-suphi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5527480256273420164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5527480256273420164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-mustafa-suphi.html' title='Yeralti kollektifi Mustafa Suphi'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxrDdqnSmbI/AAAAAAAAAI4/BQVPAnrB1b4/s72-c/MSuphi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5198417070681614250</id><published>2009-12-04T09:32:00.000-08:00</published><updated>2009-12-04T09:32:16.353-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Karl Marks</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxlHjzvnOuI/AAAAAAAAAIw/Wi03R39rYJ0/s1600-h/Marx3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxlHjzvnOuI/AAAAAAAAAIw/Wi03R39rYJ0/s320/Marx3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;"Nasil ki Darwin organik doganin üreme yasasini bulduysa.Marks'da insanlik tarihinin gelisme yasasini,diger bir ifadeyle insanligin,siyaset,bilim,sanat,teoloji vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ile ugrasandalarda daha önce,önce yasamak icin dogal gereksinmeleri ( yemek,icme,barinma,kazanimlari,giyim vb)bunlarin sonucu olarak maddi ilk üretim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;araclarinin üretimi ve iktisadi gelismislik derecesi,devlet,hukuksal görüsleri,sanatin ve dinsel görüslerin gelisme kosullarini bulduklari temel ifade etmede ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunlari aciklamak gerektigini buldu ve daha önce bu gibi maddi temeli bulunmayan sacmaliklarin üstünü örtülmüs bulunan o temel olguyu buldu...Secme eserler"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezilen insanligin büyük emekcisi ve sosyalizmin kuramcisi Karl Marks ölümünden buyana tam 129 yil gecti ama hala onun düsünceleri kurami ekonomik krizin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;derinleserek gelistigi su günlerde bir daha güncel ve ögreticidir.Engels'le birlikte sosyalizmin maddi bir gereksinim oldugunu isci sinifi ve ezilenlerin partilerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son derece güclü ve etkili bir ideolojik silah veren büyük kuramcinin o zamandan günümüze önemli degisimler gecirmesine karsin sinifli,kapitalist toplumun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;temel özelligi olan üretim araclarinin denetimi ve siyasal erk olarak yöneten burjuvazi ve bunlarin denetimlerinde olan ezilen sömürülen milyonlar ile kafa ve kol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arasinda ki antagonist**celiksi** hala varligini koruyor.Iste Marks'i yada Marksizmi teorik olarak,Leninizmi pratik olarak kavramamiz icin bu celiskiyi iyi kavramak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insanlik tarihi cok eski caglardan beri baskinin,siddetin,sömürünün ve zorbaligin olmadigi bir- esitlik-özgürlük-kardeslik özlemiyle yasamis ve bu özlemler icin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her zaman ezilen ile ezen sinif arasinda bir iktidar kavgasi yasanmis ve ayaklanmalara yol acmistir.Ancak kapitalizm öncesi toplumlarda maddi üretimin yetersizligi ki bu sinif olmanin temel eksenidir.Iste tamda burda sinif olmanin geregi bu celiskileri kavramak dahasi bu celiskilerin sonucu icin devrimci eyleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;katilmaktan ve örgütlü durus sergilemeten gecer.Siniflarin temel mantigi da budur.Ama kapitalizm emekcinin koynunda dev üretici gücleri uyandirarak maddi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üretimin yetersizligini asmaya baslamasi ile üretim araclarindan yoksun modern isci yoksullarini ortaya cikartarak,emegin iktidarinin esas kosullarini yaratti.Bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ekonomik krizde sinif bölüklerinin daginik olmasi,ezilenlerin kendi partilerinde yoksun olmalari yada öncü partilerinin ice dönük politikalarindan dolayi emperyalist&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mali krize gecici cözümler üretirken bile Marks ve Marksizme atifta bulunuyorlarin nedenlerini de biraz buralarda aramak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamaninda bugün ekonomik krizin bas aktörleri Almanya,Fransa ile Ingilizlerin belli basli düsünce akimlarinin yani klasik Alman felsefesini,klasik Ingiliz ekonomi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;politigini ile Fransiz ayaklanmalarini ezilenler icin sentezleyen ve onu güclü bir silaha dönüstüren Marks,her seyden önce tarihsel meteryalizmin bilimsel bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aciklamasini yaparak emekci milyonlara gidilecek rotayi gösterdi.O toplumsal gelismelerinin motor gücü krallar vb,üstün bireylerin eylemleri,mücadeleleri yada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;teolijisel doga üstü güclerin müdahaleleri oldugu yolunda ki metafiziksel ve idealist görüslere karsi ezilenlere bir miras birakmistir yukarida ki giris yazisini Engels&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mezari basinda yapmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste üretici güclerle üretim iliskiler yada özel mülkiyet iliskileri arasinda ki celiskilerin,toplumsal gelismelerin temelini olustirdugunu ortaya koyuyor Marks. Toplumun ekonomik temeli yahut alt yapinin bu iki temel celiskisi arasinda ki mücadele,siyasal planda kendini ezen-ezilenler,sömüren-sömürülenler olarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görmemizi de saglar"Simdiye kadar ki bütün toplumlarin tarihi,sinif savasimlari tarihidir"der komünist manifesto'da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gercektende ilkel komünal toplumun yikilmasindan günümüze kadar bu savasimlari görmek mümkün.Ezen ile sömürülen ve eski üretim iliskilerini temsil eden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siniflarla,eski barbarlik üreten sinif olarak Kapitalistler,emperyalistler,fasist iktidarlarla onlara karsi özgürlük-esitlik-kardeslik icin mücadele edenlerle kiyasiya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir savasim hala devam ediyor.Iste ondandir ki tüm dünyada yasanan mali ekonomik kriz derinlestikce yüzeysel bile olsa burjuva yazarlar ve iktisatcilar,eski&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dönek liberal Marksitler de Marks'a atifta bulunmalarinin gercek nedeni de tamda bu.Daha derinlesek olan mali ekonomik kriz bir bicimiyle proleteryanin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devrimci eylemiyle bulusmamasi icin sosyalizme ve Marks'la bulusmalarini engellemek icin krize care üretmeye,Marks'tan yararlanmaya calisiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada ki bizi ilgilendiren esas sorun Marksizmin mihenk tasiyla yani proleterya diktatörlügü kavrami ile 1871 Paris Komünü deneyimlerinden dersler cikartarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;derinlesen proleterya diktatörlügü kavrami ile neden devrimcilerin ayristiklarinida görebilmemiz icin gereklidir.Devrimci örgüt ve partilerin ayirim noktalarindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de iste tamda budur.Iste bazi liberal solcularin Marks'a ve Marksizme saldirmalarinin temelinde bu diktatörlük yatar.Dolayisiyla isciler ve ezilenler icin tam bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demokrasi olan proleterya diktatörlügü,burjuvazi ve sömürenler icin bir ezilenlerin diktatörlügü oluyor.Demek ki ezilenlerin iktidari ya da sosyalist demokrasi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kavrami budur.Toplumsal yasamdan beslenerek gelisen,maddi yasamdan ögrenen,gelisen bilimsel bir formüldür bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste Marks'in bilimsel kanitlarindan biri de;kapitalist toplumun hareketinin ekonomik yasasini kefsetmis.O,metanin niteligini ve kapitalist toplumda ve ekonomide&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tuttugu yeri analiz etmis,sermaye birikiminin önemi ve islevini ortaya sermis,kapitalist üretim biciminin"mali ekonomik kriz" yol arkadasi olan ekonomik bulanimlarin asiri üretimden kaynaklandigini "stok" ve kapitalistlerin iscileri ve ezilen milyonlari sömürerek elde ettikleri arti-degerin can alici noktasina isaret&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etmistir.Kapitalis toplumda sermaye birikiminin tarihsel egiliminin önce bagimsiz üreticilerin sermayeye bagimli kilinmasina,yoksullasmalarina ve giderek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emekcilesmelerine yol actigini ve bu sürecin sonunda kapitalistlerin kendilerinin mülksüzlesmelerine ve sermaye fazlaligi ve de birlikte merkezilestigine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;götürdügünü söyler Marks.Iste bu gelisimin kapitalist toplumda ki esas adi sosyalizmdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünist Manifestoda Marks ve Engels söyle söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Insanin insan tarafindan sömürüsü ortadan kaldirildigi ölcüde,bir ulusun baska bir ulus tarafindan sömürülmeside ortadan kalmis olacaktir.Ulusun kendi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icinde ki siniflar arasinda ki uzlasmaz karsitlik ortadan kalktigi ölcüde,bir ulusun baska bir ulusa besledigi düsmanlikta son bulacaktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusal sorununa yaklasim konusunda ezilenlere biraktigi bayrak ve halklarin kardeslesmesi yasasini Lenin ve onun önderliginde ki bolsevikler mücadelesiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yasam bulmustur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marks asla bir ütopik sosyalist olmamis,yanlizca teorik ve bilimsel calisma yapmamis,proleteryanin,ezilenlerin öncü devrimci ,komünist örgütlerini olusturma,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;taktik,program,stratejik siyasetlerini belirleyerek,kapitalis ve emperyalist barbarliga karsi ekonomik ve siyasal yasamda savasmis ve savasmaya emekcilerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nasirli ellerinde devam ediyor....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5198417070681614250?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5198417070681614250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-karl-marks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5198417070681614250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5198417070681614250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-karl-marks.html' title='Yeralti kollektifi Karl Marks'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxlHjzvnOuI/AAAAAAAAAIw/Wi03R39rYJ0/s72-c/Marx3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-1458847929816490254</id><published>2009-12-04T09:25:00.000-08:00</published><updated>2009-12-04T09:25:40.333-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Clara Zetkin</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxlGAy71x6I/AAAAAAAAAIo/9vP3Rgp27ZA/s1600-h/508px-Clz.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxlGAy71x6I/AAAAAAAAAIo/9vP3Rgp27ZA/s320/508px-Clz.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir tanem! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son mektubunda: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Başım sızlıyor yüreğim sersem! ' diyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Seni asarlarsa seni kaybedersem; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyorsun; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'yaşıyamam! ' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşarsın karıcığım, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kızıl saçlı bacısı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en fazla bir yıl sürer &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yirminci asırlılarda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm acısı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ipte sallanan bir ölü. ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazim yoldasin kizil sacli bacisi Clara Zetkin Alman Komünist Partisi ve uluslararasi kadin kollektifinin özverili,fedakar,caliskan ve yaraticilikta ustalasmis marksist-leninist hareketin kizil bacisi Nazim,Ahmed Arif,Orhan Kemal ve Mahzuni gibi yildizlara salincak kurmak icin ugruna savastigi sosyalizmin ilk ülkesinde sovyetlerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haziran 33 veda eder.Ölümünün üzerinden asirlarda gecse asla unutulmayacak bir yeralti nehiridir Clara Zetkin.O kadin özgürlük mücadelesinin politik eylemcisi ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örgütlenme uzmaniligiyla marksist-leninist komünist partilerin yeni tipteki kadin savascisidir.Bugünde "ezilenlerin ezileni kadinlari kurtulusunu Jin Jiyan Azadi parolasiyla kapitalizme,emperyaliszme,fasizme ve sömürgecilige karsi ezilen kadinlarin protatipidir Clara Zetkin.Kadinin egretilmis erkek egemenliginden kurtulusunun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve devrimci sinif savasimina kazanilmasinin kizil rotasi;parti icinde,sendikalarda,evlerde,okullarda,isyerlerinde ve yasamin her alaninda özel kadin birliklerine ihtiyac var.Clara Zetkin Leipzig Ögretmen Okulunda tanistigi marksizm ile organik yasami bir tarz olarak onun hayatinda görmek mümkün.Clara Zetkin yoldas tipki tüm dünyada ki fasist saldirilari biliyor,ödüyecegi bedelin farkindaydi,basta ailesi olmak üzre amansiz bir mücadeleye girisir.O kendi kurtulusunun ezilenlerin kurtulusunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görür ve sosyalizm ve kömünizm icin mücadeleye baslar takiki Haziran 1933 kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Seni seviyorum, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama nasıl? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avuçlarımda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;parmaklarımı kanatarak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kırasıya, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çıldırasıya... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek kadına dedi ki: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Seni seviyorum, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nasıl? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzde yüz, yüzde bin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beşyüz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzde hudutsuz kere yüz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın erkeğe dedi ki: ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Baktım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dudağımla, yüreğimle, kafamla; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;severek, korkarak, eğilerek, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dudağına, yüreğine, kafana. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ne söylüyorsam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karanlıkta bir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fısıltı gibi sen öğrettin bana... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve artık &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyorum: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprağın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzü güneşli bir ana gibi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat neyleyim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saçlarım dolanmış &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölmekte olanın parmaklarına &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başımı kurtarmam kâbil &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;değil! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yürümelisin, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni doğan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çocuğun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerine bakarak... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yürümelisin, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bırakarak... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Clara Zetkin yoldas devrimcidir.1878 Almanya'da anti-devrimci cadi kazani baslayinca ve Alman yasalarina karsi ülkeyi terk etmek zorunda kalir,iste bu terk etme sürecinde esinide kaybeder ama marksizmi terk etmez,iki cocuguyla öfkesini daha bileyerek davasina sadik kalir Polanyali bu göcmen emekci kadin.2-3 Enternasyonelde özel kadin calismasina karsi cikanlara karsida amansiz mücadele yürütmesiylede öne cikar Clara Zetkin.Ve uluslararasi kadin hareketinin bu emekcisi Clara Zetkin sekretedir artik ve Almanya cikartilan Esitlik adli kadin dergisinin yazi kurulunda yöneticidir.1907-1910 yillarinda toplanan 1 ve 2 sosyalist&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadinlar konferansinda 8 Mart dünya emekci kadinlar günü olarak kutlanmasinda da onun rolü cok büyüktür.1 emperyalist paylasim savasinda Alman sosyalistleriyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anavatan savunuculuguna karsi Spartaküs hareketini kurarlar solunda Roza ve Karl vardir.Iste uluslararasi komünist harekete teorik-politik ve pratik katkilari olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Clara Zetkin yasami ve durusuyla genis emekci kadinlarin yol göstericidir hala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-1458847929816490254?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/1458847929816490254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-clara-zetkin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1458847929816490254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1458847929816490254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-clara-zetkin.html' title='Yeralti kollektifi Clara Zetkin'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxlGAy71x6I/AAAAAAAAAIo/9vP3Rgp27ZA/s72-c/508px-Clz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-1902733795111858243</id><published>2009-12-03T11:42:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T11:42:18.496-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Rifat Ilgaz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgUjhtKJiI/AAAAAAAAAIg/-EqMhGKKGms/s1600-h/rifat_ilgaz_torunu_anil_ilgaz_ile___.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgUjhtKJiI/AAAAAAAAAIg/-EqMhGKKGms/s320/rifat_ilgaz_torunu_anil_ilgaz_ile___.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet "bir ulu cinar Rifat Ilgaz" Sewas'ta 35 aydinin yakilarak öldürülmesine dayanamamis kadar onurlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir rota izlemis ölmeden bir gün önce tarihe su anekdotu düsmüs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben"Fravunlarin ilk caglarda kitaplari yaktigini,binalari yaktigini bilyordum.Ama bu kitaplari üretenlerini ise&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yakildigini kendi ülkemde gördüm der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinizi bir pula satip gecmisiz bu yana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölmesini bilenlere yüz cevirisimiz bundandir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Körüz gözbebeklerimize mil cekilmis mil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acimasiz bir namlu sakaginda soguk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tetikteki kendi parmagimiz yabancinin degil..diyordu ulu cinar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgeligini ezilen halklarin alinterinden,kulagini sokaklardan ayirmiyordu cünkü o halkinin siirlerini,fikralarini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tiyatro metinlerini memeleketinde ki insan manzaralarindan aliyordu ürkekce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulu cinar Rifat Ilgaz Sewas katliami hemen ardindan 7 Temmuzda,ardindan yüzlerce eser ile emekci halklarimiza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tertemiz bir 80 yillik ömür birakarak gökyüzüne salincak kurmaya gitti.Belki onurlu direngenli ile bizi yildizlarin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ardindan denetliyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1911'de Kastamonu'nun ilcesi Cide kasabasinda yasama rojbas diyerek merhaba der.Ulu cinari yasamin hem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hastaneler,hem de hapisanelerde gecmistir.O asla emekcilerin düsünüs tarzindan ödün vermeden yazilarinda ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söför Ismail'i,dört cocuklu Rukiye anayi,Cibali tütün iscisi kadinlarin yoldasi,Karadeniz emekcisi kadinlarin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sirdasi Güllü ve Haci'yi kaleme almis inadina özgürlük diyerek yazmistir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkin günlük yasamda ki dili yazilarina sinmistir.Sadeligi orda aramak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulu cinarin okuma arzusu cocukluk dönemlerinde baslar ve ölene kadar devam eder.Daha ilkokuldayken Kastamonu'da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kirayla kitap satan Esekli kütüpaneci Emin Efendi'den romanlar alir fazla para ödememek icin hemen okuyarak iade&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaokul yillarinda ise yazmaya baslar Rifat Ilgaz.O dönemde Kastamonu'da cikan Nazikler ve Aciksöz dergilerine siirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaziyordu.Bu dönem siirleride Teyfik Fikret ve Riza Teyfik adli sairlerin etkisinde kalir.O dönemi tasvirlerken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ulu cinar söyle diyor"o yillar gözü kapali yasadigim dönemler diyor elestirerek"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazikler dergisi sahibi Calcale adli bir mizah dergisi cikarir ve calismalari burada yayinlanir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YASAMIN OKYONUSUNDA KI CINAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1940 yilinda toplumsal gercekci sanatin olusmasinda en cok emegi gecenlerdendir.Ikinci emperyalist savas basladiginda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hava buz kesmisti.Dönemi tasfir eden yazarlardan farkli olarak gercek yoksul yasami ve insanlari yaziyordu.1926&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1939 kadaryazdigi siirlerin emekcilerin yasamindan kesitler var.O dönemin sahte aydin yazarlarin anlatmadigini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o bize anlatmistir gercekleri.Ve Rifat Ilgaz tarihsel kesitte gercek siirler yazmaya yönelir bu dönemde.Siirlerinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mücadele-özgürlük ve sevda kokar.Ilk siir kitabi YARENLIK ve onu cezaevlerine gönderen SINIF yayinlanir tarih 1944&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinif ancak 25 gün yayinda kalir,sikiyönetim kitabini toplatir ve kilitliyorlar onu Nazim'in dedigi gibi o duvarin ardina.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O duvariniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O duvariniz viz gelir bize viz diyerek emekcilerin yaninda saf tutar.Sinif'ta ki kahramanlarinda da ögrenir hep Rifat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilgaz.Ve cocuklara seslerini cogaltmasini asilar,birlikte kollektifi calismayi ögütler yil 1945'tir.Sebahattin Ali ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baslayan yoldaslik Marko pasa ile devam ederken Marko pasa yasaklaninca Mazlum Pasa,Hür Marko Pasa,Adem Baba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve Yeni Baskan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu saldirilar onu rahatsiz eder saglgi bozulur,hakkinda acilan davalar bir birini izler,dergiler ve kitaplar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yasaklanir hatta ilginc bir dava var"Iran Sah'ina hakaretten hakkinda dava acilir.1953'te "devam" yayinlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam ile siirsel bir anlatim yakalar.Radarin Anahtari,1957 Donkisot Istanbulda-1957 Hababam Sinifi 1959 -Bizim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kogus 1959.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1962'de ise Soluk Soluga,1969'da ünlü siiri Aydinmisin siiriyle kör sagir ve dilsiz aydinlara artik yeter der.1974 ise&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baris'a atifta bulunur Güvercinim Uyurmu der söyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvercin dedigin uyanik olmali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüyleri duman duman öfkeden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanip tutusmali gözbebekleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiden tipir tipir bir yürek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlügünce dövüsken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulu Cinar son olarak söyle seslenir sizler.....! !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdim halkimdan yana olabilmek icin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Calisip ezilen senden yana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevdim aldigim solugu hak etmek icin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sevdim halkimca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-1902733795111858243?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/1902733795111858243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-rifat-ilgaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1902733795111858243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1902733795111858243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-rifat-ilgaz.html' title='Yeralti kollektifi Rifat Ilgaz'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgUjhtKJiI/AAAAAAAAAIg/-EqMhGKKGms/s72-c/rifat_ilgaz_torunu_anil_ilgaz_ile___.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-8280561564714205215</id><published>2009-12-03T11:39:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T11:39:02.595-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Hrant Dink</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgTwvQO5iI/AAAAAAAAAIY/Rw33Nmj053o/s1600-h/1301-hrant_dink.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgTwvQO5iI/AAAAAAAAAIY/Rw33Nmj053o/s320/1301-hrant_dink.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Uzun ince boyu kanlar icinde uzanmis yatiyor Hrant.Üzerinde onun katline sebep olan burjuva haki gazeteler.O mehmetcik basin ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni 301'den yargilaman icin seni hedef gösterdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi kanina susamislar gibi iki yüzlüce ardindan meziyetler düzüyorlar.Iki yüzlüce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördümüze&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldi dört güvercin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suda yikanmak icin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su mahsus mahalde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve günes&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvercinlerin gözünde,kanadinda,kirmizi ayagindaydi...diye yazmis Nazim usta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Istanbul seni ciplak,karabalik isikli o cadde'de devletin cirit attigi o sokakta BBG evi gibi gözetlerken haki bereli karanlik biri tarafindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bedenine üc kursun cikti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece hani Salkim Hanimin Tanelerini izliyordu ya bu halk.Potinlerinde ki delik kaldi aklarinda.Yüz binler hepimiz Ermeniyiz diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabahlara kadar gözyasi döktüler o sokakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekle hey ölüm güvercin kanatlarinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isyacaksin o gün günes acinca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine sular gibi caglayacaksin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bereketli sokaklar ardinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ölüm nerede sonlanacak dersin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;derim ki o güvercinin gagasinda....berdan ildan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden o gün,o sokakta herkes uyurken seni katlettiler.Ayaklarinda asgari ücretli kölelerin ayakkabisi gibi yitiktin sevgili Hrant&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden öyle korkuyorlardi ki yüzlerce degil Sedat Senoglunun dedigi gibi üc kursun siktilar Hrant'a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi sen yoksun diye 301'den seni yargilayan irkcilar oglunu yargiliyorlar be sevgili yoldas.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin tüm arastirma birimleri hala arastirma yapiyorlar derince,isbitirici Ogünleri aklamak ve cesaretlendirmek icin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yildi oldu sen yoksun biraktigin mesale simdi Edi Bese diyenlerin elinde sevgili Hrant,sevgili Yoldas,sevgili Hewal,sevgili Can&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmadik,unutturmayacagiz.daima bizimlesin rojbas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-8280561564714205215?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/8280561564714205215/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-hrant-dink.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/8280561564714205215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/8280561564714205215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-hrant-dink.html' title='Yeralti kollektifi Hrant Dink'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgTwvQO5iI/AAAAAAAAAIY/Rw33Nmj053o/s72-c/1301-hrant_dink.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-1007523050009660713</id><published>2009-12-03T11:35:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T11:35:44.421-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Ugur Kaymaz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgS_wKgWDI/AAAAAAAAAIQ/DtTZMQ04Efk/s1600-h/u%25F0ur%2Bkaymaz.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgS_wKgWDI/AAAAAAAAAIQ/DtTZMQ04Efk/s320/u%25F0ur%2Bkaymaz.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bir kardelen olsam,ekilsem &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi topragin kanayan nasirli ellerine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yagmur olsam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güclü bir cinar agaci olsam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;salsam köklerimi deniz,e &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve deniz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve toprak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ugur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve özgürlük zamanidir simdi kentler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir güvercin olsam,bembeyaz apak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ucsam gözbebeklerine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kanat cirpsam maviliklere &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diger güvercinlerle bulussam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;randevi yerlerinde,elele &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir deniz olsam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;carmiha gerilsem celladin kan damlayan dislerinde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dipten gelen tsunami olsam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zülüm kalelerini yiksam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve dost olsam o nasirli ellerinde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can olsam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoldas olsam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hewal olsam umut dolu gözlerinde bahara ucsam... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ugur gözbebeklerinizde daim...Ugur Kaymaz daima bizimlesin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur Kaymaz Mardin Kızıltepe’de yaşayan 12 yaşında bir çocukken, bir gün evden terlikleriyle babasının kamyonunun yanına çıktığı sırada kurşunlanarak öldürüldü. Ardından terörist olduğuna dair açıklamalar yapılan Uğur, devlet terörünün kurbanı olmuştu. 12 yaşında bir çocuğun ölümünün sorumluluğunu üzerinden atmak isteyen devlet “terörist” propagandasında ısrar etti. Hatta silahlı çatışma iddialarında bile bulundu. Ama Kaymaz “ölü ele geçirildiğinde” ayağından yattığı yerin az ilerisine fırlamış terlikler devletin katliamcı yüzünün küçük birer kanıtı olarak tarihe geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Kaymaz’ı katleden polisler mahkemeye verildi. Uzunca bir süreç başlamış oldu. Kaymaz ailesi ve davayı takip eden duyarlı kesimler için tam bir kaçma-kovalamaya dönüşen bu süreçte, duruşmalar güvenlik gerekçesi ile Mardin’den Eskişehir’e taşındı. Aynı süreçte ancak “mülkün” temeli olabilmiş adalet kapılarını bir kez daha topluma kapadı. Devlet terörünü aklama kurumu olarak işletilen mahkemelerden dışarıya bilgi sızmaması için duruşmaların halka açık işletilmesi mahkeme kararıyla ve sözde kamu yararı için yasaklandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sermaye düzeni içeriden dışarıya bilgi sızmasını, mahkemelerde dökülen pisliklerinin kamuoyuna duyurulmasını engelleme çabasına dalmıştı ama, içeriden dışarıya leş kokuları sızıyordu. Kapıların altını tıkasalar, bütün anahtar deliklerini, pencereleri, havalandırmaları da kapasalar engelleyemedikleri bir çürüme kokusuydu bu. Dışarıda mahkemenin sonucunu bekleyen, Uğur Kaymaz’a sahip çıkanlara sıkılan biber gazını bastıran bir kokuydu. 2004 Kasım’ında katledilen Kaymaz’ın katilleri, cinayetin üzerinden 3 yıl bile geçmemişken aklandılar. Böylece sermaye düzeni bundan sonra yeni cinayetlerin önünü açacak tarihi bir içtihat yaratmış oldu: “Bu ülkede Kürt öldürmek suç değil! Kürt öldürmenin cezası yok ama Kürt olmanın cezasını Kürt olan ölü ya da diri çekmek zorunda!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-1007523050009660713?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/1007523050009660713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-ugur-kaymaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1007523050009660713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1007523050009660713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-ugur-kaymaz.html' title='Yeralti kollektifi Ugur Kaymaz'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgS_wKgWDI/AAAAAAAAAIQ/DtTZMQ04Efk/s72-c/u%25F0ur%2Bkaymaz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-2431994691934807924</id><published>2009-12-03T11:06:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T11:06:42.336-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Musa Anter</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgMNpAJywI/AAAAAAAAAII/TKONfEo2PeA/s1600-h/files.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgMNpAJywI/AAAAAAAAAII/TKONfEo2PeA/s320/files.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“kekik, reyhan ve kaçak tütün kokusu taşırdı rüzgar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alçak damlı evlerin yüksek, küçük pencerelerinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soluk ışıklar yayılırdı geceye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köpek havlamaları korkulara karışır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaygıları beslerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra dağlardan kurşun sesleri gelirdi belirli belirsiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;namlunun ucunda çırpınırdı yürekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağıtlar yankılanırdı dağlara doğru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kapılar kırılır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;talan edilirdi sevdalar, umutlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve insan olan ne varsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kan akardı derelerimizden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zilan, Munzur, otuzüç kurşun ve Nevala kasaba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ülkenin bütün derelerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o iklimde kalırdı acılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duymazdı bir allah’ın kulu çığlığımızı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve dağlara sevdalanırdık karabasan gecelerin sabahında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;direnmek kalırdı Kürde çünkü yaşamın bir başka adı direnmekti” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılırmak’ın Nevala Kasaba şarkısında sözler girmeden önce bir şiir okunur. Yaşlı bir adamın sesinden, olabildiğine içli... Birçoğumuzun dinlerken gözlerini dolduran bu ses Ape Musa’nın sesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Zilan, Munzur, otuz üç kurşun ve Nevala Kasaba” diye sıralarken O; aynı kahpe kurşunun kendi canını alacağını, Kürdistan’ın derelerinden bu kez kendi kanının akacağını tahmin etmiş miydi? Etmişse bile Ape Musa, kendi deyimiyle, “Türkiye’nin 55 yıllık girdisinin çıktısının yeminli, canlı bir şahidi, sanığı, mahkumu ve davacısı” 73 yaşında bile yorgunluk nedir bilmemiş, yolundan şaşmamıştı. Hain kurşun O’nu soluk bir gece lambasının hemen altında kana buladığı gün bile, O’nu hainler değil, insancıl yüreği vurmuştu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musa Anter 1918 yılında Nusaybin’in Zivin köyünde doğar. Mardin’de ilkokul, Adana’da ortaokul ve liseyi bitirir. İlk gözaltısını Dersim isyanı sırasında yaşar. Atatürk’ün annesine küfrettiği gerekçesi ile 45 gün gözaltında tutulur. Ancak daha sonra Anter Ağa’nın oğlu olduğu için affedilir ve serbest bırakılır. 1941 yılında İstanbul’a gider ve İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydolur. Burayı bitirir ancak mesleğini yapmaz. İlk kez 1934 yılında tutuklanan Anter, 1959’da 49’lar davasından, 1970’lerde Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasından, 12 Eylül döneminde ise Kürtçülük propagandası yaptığı gerekçesi ile tutuklanır. Anter toplamda 10 yılı aşkın süre cezaevinde yatar. ‘71’de kapatılan TİP’in yöneticilerinden olan Anter, ’92 yılında, Özgür Gündem ve Yeni Ülke gazetelerinde köşe yazarlığı yaptığı yıllarda Diyarbakır’da kurulan hain bir pusu sonucunda yaşamını kaybeder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musa Anter’in ölümü uzun yıllar faili meçhul olarak kabul edilmiş, devlet tarafından türlü manipülasyonla geçiştirilmeye çalışılmıştır. Ancak ölümünden 13 yıl sonra Anter’in vurularak öldürülmesine karışmış olan Abdülkadir Aygan konuştu. Aygan’ın yaptığı açıklamalarla beraber Anter cinayetinin gerisindeki devlet eli, cinayetin JİTEM bağlantıları bütün açıklığı ile gözler önüne serildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;JİTEM adına çalıştığını ifade eden Aygan, Musa Anter’i öldürmek için eski bir PKK itirafçısını kullandıklarını itiraf etti. Aygan’ın anlatımlarına göre, Hogir kod adlı itirafçı Musa Anter’i tanıyordu ve O’nu tekrar PKK’ye katılmak istediğini söyleyerek görüşmeye çağırdı. Anter’i almaya Hamit isimli biri gönderildi. Bu sırada Anter’in Hogir’in yanına gelmek için kullanacağı yolda katiller pusu kurmuştu. Altlarında ise JİTEM’in Yeşil’e armağanı bir Land Rover vardı. Musa Anter, akşam beraber yemek yediği Orhan Miroğlu’nu da yanına alarak, Onları Hogir’e götürecek Hamit’le beraber bir taksiye bindi. Miroğlu o günü daha sonraları şöyle anlatacaktı; “Olayın olduğu gün yani pazar günü akşam saat 8’de otele gittim. Onunla (Musa Anter ile) büyük otelde buluşacaktık. Bu otel Budaklar’ın oteliydi, onlar işletiyordu. Otelde onunla sohbet ettik. Misafirleri vardı onlar gittikten sonra biz Musa Abi ile baş başa kaldık. Otel kombilerinden biri Musa ağabeye, ‘abi senin beklediğin misafir geldi’. Bana daha önce arazi sorunu olduğunu söyledi. Ama itirafçılarla bir toplantı olacağını söz etmemişti. Eğer söz etmiş olsaydı müdahale ederdim. O dönemde Diyarbakır’da böyle bir toplantıya katılmak çok tehlikeliydi. O’nu vazgeçtirmeye çalışırdım. En azından ben gitmezdim. O kalktı misafiri asansörde karşıladı, birlikte yukarıya çıktılar. Döndüğünde üstünü değiştirmişti. Daha önce de bunlar Musa ağabey ile telefonlaşmışlar ve O’nu ikna etmişler. İşte ‘öbür tarafta da samimi itirafçılar var. Kürt halkına çok büyük zararlar verdik yeniden barışmak istiyorlar’ gibi... Musa ağabey de sanki ulusal bir görevi yerine getirecekmiş, Kürtler arasında bir dargınlığı, yani bir çekişmezliği sona erdirecek gibi bir misyonu yükleniyordu. Bu, aslında O’na yüklenen bir misyondu.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bindikleri taksi hareket ettikten bir süre sonra Hamit’in heyecanlı davranışlarından dolayı Anter ortada bir gariplik olduğunu sezerek Miroğlu’na da bunu belli etti. Hamit sürekli onları istediği rotaya sokmaya çalışıyordu. Ancak yaşanan bir terslikten dolayı Land Rover ve içindekiler olmaları gereken yere ulaşamamışlardı. Kendisinden şüphelenildiğini fark eden Hamit, bunun üzerine “geldik” diyerek arabayı durdurdu. Soluk bir sokak lambasının altına geldiklerinde ise Miroğlu ile beraber araçtan inen Anter’i birkaç el ateş ederek kafasından vurdu. Anter vurulmadan hemen önce Miroğlu’na neden Hamit’le olduklarını söylemişti, Miroğlu itirafçılarla görüşeceklerini duyar duymaz zaten endişelenmişti. Yine Miroğlu’nun yaptığı açıklamalara göre olaylar şöyle gelişti; “(Hamit) çok tedirgindi, gitmesi gereken noktanın endişesini yaşıyordu. Sonra peşmerge konutları karşısında, Cumhuriyet Mahallesi’ne girdik. Orada bizi 36. sokağa soktu. Musa ağabeyin sinirleri bayağı bozulmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meğer bu kişi bizi öldürecek yer arıyormuş. Biz halen farkında değiliz. Silahı ne zaman çektiğini o arada görmedim. Daha Musa ağabey sözlerini bitirmeden adam tabancasını ateşlemişti. Musa ağabey kafasından aldığı yaralarla öldü. Tahminen 10-15 beş dakika yaşadı. Ben de yaralıydım ve kısa bir aradan sonra kendimden geçtim. Sırtımdan, bacağımdan ve ellerimden üç-dört kurşun yarası almıştım.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musa Anter 20 Eylül 1992’de 74 yaşındayken devlet tarafından beslenen kontra güçlerin silahlı saldırısı sonucu yaşamını kaybetti. Bütün bir yaşamını mücadele içerisinde geçiren, mücadelenin karşısına çıkardığı birçok bedeli çekinmeksizin ödeyen, 70’li yaşlarına kadar inandığı çizgide ilerleyen, herkesin amcası Anter, sermaye düzeni tarafından katledildi. O’nun sesinden dinlediğimiz şiirde söylendiği gibi; yaşamanın bir başka adı direnmekti; işte Ape Musa yaşamına yüreğini koyanlardandı! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kolektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-2431994691934807924?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/2431994691934807924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-musa-anter.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2431994691934807924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2431994691934807924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-musa-anter.html' title='Yeralti kollektifi Musa Anter'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxgMNpAJywI/AAAAAAAAAII/TKONfEo2PeA/s72-c/files.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-2763151672884843364</id><published>2009-12-03T09:45:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T09:45:41.395-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Josef Stalin</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxf4-YtA7zI/AAAAAAAAAIA/S7dc7H3YqLk/s1600-h/stalin.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxf4-YtA7zI/AAAAAAAAAIA/S7dc7H3YqLk/s320/stalin.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Asirlar ötesine uzanan bir davasini&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Onurlu,sade,gösterissiz sira neferiydi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bükülmeden zalimin karsisinda&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Susturamadilar yüregini tezgahta&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Direnise türkü yazdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir siir bu kadar iyi tasfirler Josef Stalin'i ve adi ile eserleriyle proletaryanin ve ezilen halklarin yolunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aydinlatmaya devam ediyoruz.Uluslararasi egemen tekelci sermayenin krizde oldugu,dünya gericiligi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;n onun sahsinda hala sinif düsmani olarak Marks,Engels ve Lenin devrimci terorisini savunucus olarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ona saldiriyorlar hala.Burjuvazinin ve sari renkli Stalin düsmanlari proleteryanin devrimci ideolojisine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saldiriken Marksist-Leninistlere de top yekün saldiriyor ve hedefte hep Stalin var.Burjuvazinin ve serm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayenin isbirligini red ederek düsmanin sosyalizmi kusatmasi altinda hep Stalin önderlik etmistir.Onun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu bas egmez iradesi hep burjuva yazar ve karsi devrimcilerin argümani oldu.Dünyayi kana bulayan,ha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lklarin yerüstü ve yeralti kaynaklarini yagmalayanlar,halklari linc savaslariyla yok edenlere ve bölge sa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vaslariyla etki alanlarini genislemeye calisanlar hic utanmadan onun diktatörlügünden bahs ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emperyalizm,kapitalizm,fasizm ve burjuvazi Stalin sahsinda devrim ve sosyalizm fikrine karsi her daim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir saldiri kampanyasi düzenlemesi bosuna degil.Iste Catiskilari Adami böyle bir sürecin ürünü kitap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap Sovyetleri Birligi'ni ve modern tarihi elestirisel yöntem izleyerek bir adami her kesin anlayabilecegi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dilden anlatir.Özellikle emperyalist küresel savaslarin yayginlastirildigi,kapilarda ekonomik krizle beraber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyanin yeniden dizayn edildigi bir dönemde Catiskilarin Adami'ni okumak bir ayricaliktir.Comeron bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efsaniyi degil,kör kuru propagandayla anlatilan birini degil,bir devrimin sira neferini anlatiyor bu kitapta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stalin'nin elestiren bir yanida var kitapta.Ama elestiren yok eden degil bu kitabin nesnel gercekligini anla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mamizi sagliyor.Stalin'in ruhban okulunda ki süreci,siirleri,Carlik Rusyasinda mücadelede ki celik iradesi ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cezaevleri süreci,sürgünleri,firarlari,aranmalari,parti demokrasisi,yöneticilik vasiflari,devrimde ki rolü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karsi devrimci cetelere karsi mücadelesi.Kizil ordu yaraticisi Trocki ve Buharin'le girdigi tartismalar ve bun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;lara karsi mücadele.20'ci parti kongresi 1956'da Kruscev'in gizli raporlarinda yer alan Stalin elestirileri&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;1936 yargilamalarinda ki tutumu.Marasal Juvov'un Stalin degerlendirmeleri ve ekler.Iste bu kitap&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Catiskilarin Adami Stalin cok yönlü anlatim.Stalin dostlarina ve düsmanlarina duyrulur.Cigerxhun'la Bi cîhan carek&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Ez bidim zanîn,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Rêçika Markîs, &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Rêçika Lenîn&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-2763151672884843364?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/2763151672884843364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-josef-stalin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2763151672884843364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2763151672884843364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-josef-stalin.html' title='Yeralti kollektifi Josef Stalin'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxf4-YtA7zI/AAAAAAAAAIA/S7dc7H3YqLk/s72-c/stalin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-7265072261183605729</id><published>2009-12-03T09:39:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T09:39:31.047-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Carles Darwin</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxf3u3nfZPI/AAAAAAAAAHw/tYWpgLrRi6c/s1600-h/NSRW_Charles_Robert_Darwin.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxf3u3nfZPI/AAAAAAAAAHw/tYWpgLrRi6c/s320/NSRW_Charles_Robert_Darwin.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Evrim teorisi konusunda bes milyar önce günesten kopup gelen bir parcadan olustugu görüsüne tüm evrim kuramin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;teorisinin üzerinde birlestikleri bir görüstür.Ilk yasam belirtilerinin üc milyar yil önce jeolojik morötesi notron isinlerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;da etkisiyle var olan moleküllerin birbirleriyle birlesmesi ve catisiklamasi ile birlesmeye girmesi,yeni bicim ve sekillerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olusumu evrimlestirerek tetiklemistir.Iste tamda bu moleküllerin cevresinde zarlarin olusmasiyla ilk canli hücreleri dö&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nüsmüs ilk DNA ve Kromozonlar düzenlenmesi,bölünmesi islemi genleri yeni hücrelere evrimlesmistir.Ilk heterof hücre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ler aldiklari besinlerle yetinmeyince yavru hücreler bölünüp,bu bölünme sirasinda ürettikleri tükenince hazir-yiyici&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olan heterot adli ilk hücreler türemis ve zamanla adi da üstünde hazir yiyiciler,yiyecekler tükenince otoraf denilen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isik yada kimyasal enerji yoluyla besinleri kendileri üreten yeni bir baskalasimla tek hücreler gelismistir"amipler"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 yilinda bu tartismalari yeniden alevlendirense Tubitak ve AKP gericiligi olmustur.Türlerin kökenini inceleyen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darwin'e sansür uygulayan Tubitak'in sözüm ona aylik dergisi bir nevi Darwin'i hakli cikartanlarla karsi karsiya gelmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nede olsa bilimsel gelismelerin tanrisal bir boyutu vardi,dinsel gericilik ve metafikci sahtekarlar gericiligi aklamaliydilar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz Muhammed (Sav) ile batida ki ortak görüscüsü baspikos Uster ile görüsü ortakti;Bu iki görüse görede yani insanin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tipki diger canlilar gibi yoktan var edildigiydi.Islam ideolojisi ise Allahin insani camurdan yarattigi,ilk insanin ise Adem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peygamber oldugu.ilk kadin olan ise Havva ise Ademin belkemiginden yaratildigi hurafe ediyor.Tubitak,AKP ve bilumum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gericiler islamin bu iki insani yeryüzünede degil cennete var edildigini fakat Allahin buyruklarina uymadiklari icin dünya'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya yollandigini,cennetten atildiklarini söylüyor.Bu gün Darwin'in türlerin kökeni calismalarina diyalektik tarihsel metarya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;list bilim adamlari hayvan ve bitkilerin dünyasinda ki evrimlesmeyi,insan ve tüm canli türlerinin yoktan var edilmedigini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onunda bir evrimsel sürec izledigini kabül ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insan kendisini,bütün öbür canlilar arasinda önemli bir ayricalik kazandiran zihinsel gelisim,konusma yetenegi ve yaratti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gi ic örgütlülük ve biyolojik özellikleriyle hayvanlar alemine aittirler.Diyalektik tarisel metaryalist bilim insanin memeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayvanlardan ileri öngörüsü olan primatler takimi yani özcesi Darwince maymunlar sinifindandirlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-7265072261183605729?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/7265072261183605729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-carles-darwin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7265072261183605729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7265072261183605729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-carles-darwin.html' title='Yeralti kollektifi Carles Darwin'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxf3u3nfZPI/AAAAAAAAAHw/tYWpgLrRi6c/s72-c/NSRW_Charles_Robert_Darwin.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-4185426921134340477</id><published>2009-12-03T09:33:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T09:34:44.876-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Hüseyin Demircioglu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxf2d7v27gI/AAAAAAAAAHo/wZCfiwDtmWA/s1600-h/a66264955184_2244173_6276.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxf2d7v27gI/AAAAAAAAAHo/wZCfiwDtmWA/s320/a66264955184_2244173_6276.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin Demircioglu 1960 Cewlik'e bagli Kigi'inin Darebi'de dogdu.Yasaminin 30 yilini gelecegin ustalarindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;teorik-pratik önermelerini aratirmakta gecti.Cok yogun olarak okuyan,arastiran,üreten ve yazan bir ögrenci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;profili cizdi.Daha 17 yaslarinda Cewlik'te okurken yasamin dönüm noktalarindan biri olan halki ve devrimci bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soylu niteligi vardi Hüseyin Demircioglu'nun.Ve nihayet ögrenciligi ilk yillarinda Cewlik'te ilk öne cikan Karer'li&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadrolardan biriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin Demircioglu yasaminin bu evresinde Marksist klasikleriin teorik antogonist catiskilarini kismen kavradiktan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra etkin mir militan olarak mücadele saflarinda yer aldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O politik yasama etki olarak girdigi onyedili yaslarda tereddütsüzce Ulucanlar cezaevinde ölüm orucunda sehit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düsene kadar degin,entellektüel ve fizik enerjisini yaninda mutavaziligi ile Merkez Komite ile ömrünü devrime ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sosyalzmin gelistirilmesine adadi.Hüseyin Demircioglu kuskusuz yasadigi süreclerin essiz bilgilerini özümsemesi derin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir sezgisi ile aydin bir önderlik kisiligi yakaliyordu.Fakat Demircioglu dogmatik Marksistlere karsi, pratik Marksist&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biri olarak ortaya cikmisti.O,ölüm orucu sürecinden yazdigi vasiyet mektubunda asla tereddüt etmedi,bütün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varligiyla kendisini nesnel sürecin bir unsuru olarak sürece bir aydin,devrimci ve yurtsever komünist yeni insan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tipinin ilkdir.Onun bulundugu alanlarda bizzat kendisinin müdahale ettigi,yapilacak islerin icinde hep kendisi de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulucanlar zindaninda bulundugu sürec zarfinda Leninist bilim ve politia anlayisina ve onlarin organik bagina,diger&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yandan tereddüt eden devrimcileri de icin alarak yeniden sekillendiren,tüm yasamini devrime adayan ve ülkemizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en iyi nitelikli kadrolarinin profilidir Hüseyin Demircioglu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyle der di Hüseyin Demircioglu;Partili "Örgütlü"insan teoriyi pratikten ayirmayan"bütünlüklü bir insandir"ve bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzden her devrimci insan ve aydin insan tüm niteliklerini teorik formasyondan cok pratikte sinamaliydi.Icinde ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arta kalan zamanin Karer edebiyatciligi yapanlar gibi teorik söylemleri o pratikte ispatlamis ve icinde ki devrim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve sosyalizm fikrini bir meslek olarak kavramis bir devrimci komünisttir.O profesyonel devrimcidir.Karer aydin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;safsatalari Hüseyin Demircioglu kavramak ve&amp;nbsp;yeralti nehirlerini&amp;nbsp;düsünmek istiyorlarsa kizil anlinda ki o kipkirmizi bandaja&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakmalari gerekiyor,tabi ki cesaretleri varsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-4185426921134340477?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/4185426921134340477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-huseyin-demircioglu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4185426921134340477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4185426921134340477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-huseyin-demircioglu.html' title='Yeralti kollektifi Hüseyin Demircioglu'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxf2d7v27gI/AAAAAAAAAHo/wZCfiwDtmWA/s72-c/a66264955184_2244173_6276.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-8008289432544559764</id><published>2009-12-03T05:17:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T05:18:33.715-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Nikola Vaptsarov</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxe6cVjkRAI/AAAAAAAAAHg/BpcvJU8-9Rs/s1600-h/99604.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxe6cVjkRAI/AAAAAAAAAHg/BpcvJU8-9Rs/s320/99604.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Vaptsarov emekci ve parti isciligine basladigi 1932'den fasizmin katlettigi 1942'ye kadar sira neferi,emekci sair&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o ne önde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne arkada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sirada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siramizdaydi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yanindakinin kanli basi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;omuzuna düsünce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ona sira gelince&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sayisini saydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söz istemez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yasli göz istemez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;celenk melenk lazim degil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susun !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sira neferi uyusun..siirini Nazim usta sanki Vaptsarov icin yazmis izlenimi uyandirdi ben yazarken.Vaptsarov emekci ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sair kimligini örgütlü yasamda icsellestiren partili bir sanatci.Onun emekci karekteri yaratici olmasini kosullandirmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekcilerin devrimci sairi Vaptrasov"Bir kör ve Yiginlar" siirlerinde emekci yoksullarin mücadelesine ve kurtulusuna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olan inanci bulmak mümkün.O kapitalist barbarligin tüm acimasizligini diger emekci kardesleri gibi omuzlarinda his&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eden bir ozandir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezilenlerin hayatini,fabrika dislileri arasinda seyretmedi asla,o her zaman emekcilerin yanibasinda omuz omuza ön&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saflarda mücadele etti.Bu emekci ozanimizinda hayatinin özgürlügüydü de.Onun siirlerini her satirini okudugunuzda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zihninizin tasarimlarinda emekci ruhsal sekillenise dönüsür.Emekcilere milyonlara yazik demiyor,siirlerinde sinifin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sefil yasamlarina,bas egmezliklerine,halk degimiyle yol da gösteriyor Vaptsarov.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siirlerinde her daima emekcilerin kurtulusuna giden yolu gösterir,emekcilerin gercekci sosyalist,devrimci ve partili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanatcidir,siirleri kendi gibi emekcilerin elinde maddi bir güctür,burjuva yasamin cürümüs meta sairlere nasir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elleriyle dizelere söyle yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inancimiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zirhla kaplidir gögsümde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bu zirhla isleyecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kursun icat edilmemistir yazdiginda.Siirlerinde de ki gerceklik,alcak gönüllülük,romantizm,kahramanlari emekci calisanlardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya renkliligi,emekci yurtseverligi,hayatin sorunlarina insani sasirtacak kadar yakindir.On her siiri büyük bir davaya siirsel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatci yönü hic bir zaman bir ayricalik olarak görmemistir,Vaptsarov hem fabrika isciligi ile hemde devrimci bir parti üyesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak kavganin kutup yildizidir diyebilirim.Vaptsarov hep özgürlük mücadelesinin siirlerini yazdi,bir eylem adamidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kursunun öldüremedigi sair ozan,emekci ve komünist parti üyesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazi devrimci yazarlar Bulgaristan'da ki fasist rejimin baskisina,zor kosullara dayanamayip yazmaktan vaz gectigi,bütün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güclerin yer altina cekilerek savasimina cekilirken,her seye karsi Vaptsarov son saatlerine kadar bile emekcilerin kurtulusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icin,bu kavganin sira neferi oldugunu unutmadi.Kursuna dizilmeden bir kac saat önce yoldaslarina ve esine iki siir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ulastirmis."Kavga amansiz ve Veda" bu iki siir yasama ve emekcilerin özgürlügü mücadelesine duydugu güveni yansitir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha kursuna dizilmemistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O siirlerinde burjuva musvettesi sairler ve yazar gibi af dilemedi,postallar altinda baskaldiriyi yegeyledi.geceleri kurtlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi uluyanlarin önünde,gündüzleri yilanlar gibi sürünenlerin önünde onurluca direndi,direnisi ve siirleri bize miras&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaldi.Vaptsarov yasamin ortasinda,arkasinda ve önünde mücadeleci ruhunu siirlerinde görmekte mümkün iste&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;yukarida yazdim "Inanc" kursuna dizildigi gün yazmis ozan,sanki kursuna dizilecegini biliyorcasina yazmis.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Vaptsarov diyince benim aklima emekcilerin özgürlesme mücadelesinin ozani kursunun öldüremedigi sair.Sürgün,aclik&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;ölüm,zindan ve kursunlar kar etmedi...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Kavga amansiz ve kati&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;kavga dedikleri gibi destansi&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;ben düstüm&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;yerimi baskasi alacak...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;o kadar..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Burada,bir kisinin lafimi olur ?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;kursuna dizilis&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;dizildikten sonra kurtlar&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;O kadar yalin ve akla yatkin&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Ama birlikte olacagiz firtinada/halkim,cünkü sevdik seni..der kursunun öldüremedigi VAPTSAROV&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Vaptsarov,1942 yili Adar'da esir düser.23 Temmuz'da bes yoldasiyla birlikte fasisit namlular tarafindan kursuna dizilirken&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;söyle haykirir"Özgürlük Ugruna Düsen Ölmez"&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;yeralti nehirleri kollekti&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-8008289432544559764?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/8008289432544559764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-nikola-vaptsarov.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/8008289432544559764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/8008289432544559764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-nikola-vaptsarov.html' title='Yeralti kollektifi Nikola Vaptsarov'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxe6cVjkRAI/AAAAAAAAAHg/BpcvJU8-9Rs/s72-c/99604.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-4519730288718218032</id><published>2009-12-03T04:01:00.001-08:00</published><updated>2009-12-03T04:04:43.491-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Eugene Pottier</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxepUv_EYdI/AAAAAAAAAHI/cT5YmWRwn0Q/s1600-h/untitled.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxepUv_EYdI/AAAAAAAAAHI/cT5YmWRwn0Q/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Eugene Pottier,ezilenlerin ölümsüz sanatcisi,sömürü ve zülme karsi direnis,barikat türkülerini dünya ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isik hiziyla yayan sair.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümitten,safaktan ve türkülerin ahenginden korkanlarin ise en cok ürperdikleri türküleri yazan bu sairden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;korkmuslardir.O ezilenlere söyle seslenmis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Uyan artik uykudan uyan/uyan esirler dünyasi diye haykiriyordu."Tanri,aga,pasa ve sultan seni nasil kurtarir/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi kurtaracak olan kendi kollarimizdir...diyordu onyillar önce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birlikte nasirli eller elele,omuz omuza,kardescesine haykiriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zülmü rüzgarlara savur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kollarinin bütün gücüyle tavi gelen demire vur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kavga en sonuncu kavgamizdir artik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;enternasyonelle kurtulur insanlik....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun türküsü hala okuyanlarin dilinde,emekcilerin birlesik kardeslesmesini haykiriyor,simdi bu sese irkci ve savas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seslerinin Mezapotamya halklarini yok etmeye hazirlandigi su günlerde o sese daha cok gereksinmemiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoldas Lenin 1923'te günlük Pravda'da söyle yaziyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ünlü isci ezgisi Enternasyonel'in sözleri bütün avrupa dillerine cevrilmisti.Hem sadece Avrupa dillerine degil,bulundugu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ülke neresi olursa olsun,yazi ne sürüklerse sürüklesin,ülkelerinden uzaklarda dilini bilmedigi bir yerde ne kadar yabancilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duyarsa duysun,bilincli bir emekci ünlü Enternasyonel ezgisiyle bir cok halkla kardelik gelistirebilir.Bütün ezilen ülkelerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emekcileri,mücadelenin öncüsü olan emekci sairi ezgisini kendisine rehber edinebilir.Ve bu türkü ezilenlerin kardeslesmesini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en cok ihtiyac duydugumuz su günlerde grevde olan,sokaklari kusatan irkci ulumalara rehberdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize türkülerimizi söyletmiyorlar Robson&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inci disli zenci kardesim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kartal kanatli kanaryam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;türkülerimizi söyletmiyorlar bize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görmekten,duymaktan,dokunmaktan korkuyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;korkuyorlar Robson&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;safaktan korkuyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yagmurda cirilciplak yikanir gibi aglamaktan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simsiki bir ayvayi disler gibi gülmekten korkuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmekten korkuyorlar,bizim Ferhat gibi sevmekten..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizinde bir Ferhatiniz vardir,elbet Robson;adi ne ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tohum ve topraktan korkuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne iskonto,ne komisyon,ne vade isteyen bir dost eli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sicak bir kus gibi konmamis ki avuclarinin icine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümitten korkuyorlar Robson,ümitten korkuyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ümitten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyorlar kartal kanatli kanaryam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;türkülerimizden korkuyorlar.Mavi gözlü dev Nazim Usta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pottier,1848 Devriminde Paris barikat baslarinda dögüsenler arasinda havanin buz kestigi günlerde ezilenlerin türküsünü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söylüyordu.Ömrü mücadele ve yoksulluk icinde sürdü.1871 Paris Komünü günlerinde barikatlarda halay cekiyordu.Bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;komün sonrasi günlerde ezilenlerin temsilcisi olma onuruna kavusturdu onu isciler ve baldiri ciplaklar.Yenilgiden sonra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sürgün günleri basladi Amerika'da.1871'de giyabinda yargilandi ve ölüme mahkum edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüme mahkum edildigi Haziran günlerinde su ünlü dizeleri yazarak ezilenlerin türküsünü tüm kitalara yaydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozan dokuz yillik sürgünden sonra yurduna döndü.Ve yeni kurulmus olan Isci Partisi'ne girdi.Ilk siir kitabi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1884'te yayinlandi.Ikinci kitabi 'Devrim Türküleri' ise ölümünden hemen sonra yayinlanir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eugene Pottier 'Türküsünü asla yitirmeden' yasayip ölmeyen ve hala türküsü okuyanlarin dilindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasim ayi 1887'de yoksulluk icinde onurlu bir sekilde aramizdan ayrildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekcilerin ardindan türküsünü milyonlara birakti.Emekcilerin yilmaz savascisini türkülerle hala aniyoruz,türküsünü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duyan düsmanlari hala Halklarin Enternasyonalis Kardeslesmesinini türküsünden korkuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pottier'in ölüm gününde son sözü yine Lenin yoldas'a birakalim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"8 Kasim 1887 günü,Parisli barikat savascilari Pottierin cenazesini,kursuna dizilen komüncülerin gömüldügü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pere-La Chaise Mezarligina götürdüler. Polis provakasonlarina ragme emekcilerin omuzlarinda kipkizil bir mesale&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve dillerinde Enternasyonelle ugurlanir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksulluk icinde öldü.ama arkasinda ölümsüz bir anit birakti.O emekcilerin davasinda bir kardeslesmedir Enternasyonelce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-4519730288718218032?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/4519730288718218032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4519730288718218032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4519730288718218032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi.html' title='Yeralti kollektifi Eugene Pottier'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxepUv_EYdI/AAAAAAAAAHI/cT5YmWRwn0Q/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-1659632753191400763</id><published>2009-12-03T03:55:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T03:55:45.733-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Hristo Botev</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxenOLBRu6I/AAAAAAAAAHA/RZ-ZCZT34c4/s1600-h/christo_botew_2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxenOLBRu6I/AAAAAAAAAHA/RZ-ZCZT34c4/s320/christo_botew_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Yaşamak çok zordur, kardeşim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimliksiz budalalar arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanan ruhumun yalımlarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüyor kalbim ,onulmaz yaralı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seviyorum vatanımı yürekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağlıyım mirasına.Ama kardeşim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl çıldırıyorum bir bilsen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu ahmaklardan nefret ederken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir düşünceler düşler karmaşası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarmıha gerdi genç ruhumu benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah, kim gelip koyacak üzerine elini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu acıdan kıvranan yüreğin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse ! bilmez ki yüreğim benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir kıvanç ve nedir özgürlük,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama çarpar durur delicesine gene&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hıçkırıklarının yankısında halkımın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şair Hristo Botev 6 Ocak 1848’de Stara Planina dağının güney eteklerine bürünen Kalofer kasabasında Uyanış çağı öğretmenlerimizden Botö Petkov’un ilk evladı olarak dünyaya geldi. Delikanlı öğrenimini Rusya’da sürdürdü. Orada geçirdiği yıllar devrimci fikirlerinin şekillenmesine büyük katkıda bulundu. 19 yaşında doğduğu kasabaya dönen Botev öğretmen oldu ancak orada uzun zaman kalmadı. Slav yazısını yaratan Kiril ve Metodiy kardeşlerin gününde gençleri büyüleyen ateşin konuşması daha muhafazakar Kaloferlilerde düşmanlık hisleri yarattı. Bu olaydan sonra kasabayı terk eden Botev Romanya’ya sığınan Bulgar devrimcilerine katıldı. Çeşitli gazeteler çıkaran Botev çok yetenekli bir şair ve köşe yazarı olarak dikkatleri üzerinde toplayarak, Bulgaristan’ın milli- kurtuluş hareketi liderlerinden birine dönüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetelerde yer alan makaleleri bugün de güncelliğini koruyor. Yazdığı 20 şiir ise bu sanatın bir doruğu sayılır ve çoktan beri dünyaca tanınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hristo Botev’in güçlü ve etkileyici şiir ve makalelerine Bulgaristan adına fedakarlığı da eklendi. Botev, 1875 Bosna- Hersek ayaklanması patlak verince: “Balkan yarımadasının faciası başlıyor. Avrupa ve oluşan siyasi koşullar yalnız bunu kendi başına elde edebilene siyasi özgürlük ve egemenlik tanıyor” fikrini belirtti. Ona göre Doğu sorununa çözüm getirilirken unutulmaması için Bulgaristan gelişmelerin seyircisi olarak kalmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahiyane bir şair, parlak bir gazeteci ve ateşin bir devrimci olan Botev 28 yıllık yaşamı boyunca fikirlerini uygulamayı başardı. Yenilgiye gebe olduğunun anlaşılmasına rağmen, Bulgarların beş yüzyıllık Osmanlı esaretine karşı kurtuluş mücadelesinde doruk noktası olan 1876 Nisan ayaklanmasına katıldı. Ayaklanmacılara karşı büyük ve iyi donatılmış birlikler kullanıldı. Bulgarların acımasızca bastırılmış ayaklanmadaki kahramanlıkları Avrupa basınında geniş yer buldu. Botev, bu yankıların büyük öneminin bilincindeydi. Kendisi, Romanya’dan Bulgaristan’a geçen 200 kişilik bir çetenin başına geçti. Çete hareket etmeden önce en büyük Avrupa gazetelerinden “Journal de Geneve” ve “La Republique Francaise” e gönderdiği telgrafta, üstlendiği misyonu anlattı. Çete üyeleri Avusturya bandıralı “Radetski” gemisine bindi. Gemi kaptanı bugünkü Kozloduy yerleşim birimine yakın bir yerde demir atmaya mecbur edildi. Çeteye katılanlar 17 Mayıs 1876 günü Bulgar kıyısına ayak basarak toprağı öptüler. Birkaç gün süren çarpışmalardan sonra çeteciler 2 Haziran günü Stara Planina/ Koca Balkan/ dağının Vola tepesi altındaki mevkilere yerleşti. Aynı akşam karargahında danışırken Botev bir düşman kurşunuyla öldürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Botev’le çetecilerinin bu fedakarlığı Avrupa gazetelerinin ana haberi haline geldi. Şair- devrimci Hristo Botev böylece 1877-78 Rus- Osmanlı savaşına yol açıp Bulgaristan’ın milli egemenliğine kavuşmasına sebep olan Nisan ayaklanmasının siyasi yankılarına katkıda bulundu. Bunun için bütün Bulgarlar 2 Haziran günü şair Hristo Botev’in artık ebedileşmiş olan ”Ölmez düşen özgürlük savaşımında!”mısralarını anımsıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneciğim , tam üç yıldır aralıksız ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüzünlü şarkılar söylüyorsun lanetleyerek beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben , başımı alıp gidiyorum;başıboş , umutsuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yerde insanlarla karşılaşıyorum , kalbimin kabul etmediği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamın bıraktığı mirası , içkiyle değiştireyim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu acımasız okları , sana da fırlatayım mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneciğim , gençliğim hala dipdiri , zinde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yitip gidiyor talihsizlik çöllerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi dostlarım , bana bakıyor neşeyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü , onlarla gülmüştüm bir zamanlar ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama , şimdi ne mutsuz olduğumu bilmiyor hiçbiri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buz insanı yakarmış meğer ve ısıtırmış zemheri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bilsinler , hiçbir dostum yok artık;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kime açayım şimdi gizlerimi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bilir , hangi korkunç düşünce alacak ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün o ışıltılı düşlerimin yerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnan bana anneciğim , etrafta hiç kimse yok;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen hala benim inancımsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama , dayanağım yok artık , umudum kalmadı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbime egemen olan aşktan gayrı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle düşler gördüm ki , gece-gündüz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluk ve zaferi tadacağız birlikte!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyi arzu ettiysek , o olacak geleceğimiz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her düş için ödenecek kefaretimiz de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca , bir tek arzu kaldı kalbimde ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu da senin kollarına veriyorum;tut!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acılı , can çekişen gençliğim ellerinde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatıştır onu ve avut!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha sarıl bana;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babama , kız kardeşime ve sevgili bildiklerime!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman , kanımda anlatılmaz bir kızışma;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla çürümeyecek yüreğimden , ne kaldıysa geriye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusal bagimsizlik mücadelesinin ve Bulgar halk siirnin yaraticisi Hristo Botev daima bizimlesin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-1659632753191400763?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/1659632753191400763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-hristo-botev.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1659632753191400763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1659632753191400763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-hristo-botev.html' title='Yeralti kollektifi Hristo Botev'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxenOLBRu6I/AAAAAAAAAHA/RZ-ZCZT34c4/s72-c/christo_botew_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-818776029369856206</id><published>2009-12-02T14:01:00.000-08:00</published><updated>2009-12-02T14:01:42.731-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Chalie Chaplin</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxbjvYGRe5I/AAAAAAAAAG4/irKG9-ZonRg/s1600-h/07_jpg.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxbjvYGRe5I/AAAAAAAAAG4/irKG9-ZonRg/s320/07_jpg.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;1890'da Lois Lumiere sinemayi kesfettiginde yillarca sonra bu icat'in "sanat"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dalinda harikalar yaratacagini tahmin edememistir herhal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel kabül pek fazla her ne kadardir 7.sanat olarak nitelendirilse de,bugün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan hali hala sinemayi bir vakit gecirme araci olarak görüyor.Her yil yüzlercesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sinemaya uyarlanan filmler bu kaniti güclendirmektedir"POTTER" bu flimlerin kaci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acaba bir yüzyil sonra izlenecek ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün tüm sanat dallarinda oldugu gibi bu sanat dalininda unutulmazlari var,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amacim bu unutulmazlari yadsimak degil.Yilmaz Güney gibi bir sinema ustasi ise&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;asla.Ama öyle biri varki bir yüzyildir bu sanata damgasini vuruyor Charlie Spencer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chaplin'i nami deger diyer adi SARLO:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charlie Chaplin 1889'da Londra'da dogdu.Babasi,karisini ve iki cocugunu birakip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baska bir kadinla yasayan ayyas bir adam,annesi ise tiyatro oyuncusuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kücük Chaplin kardesi Sidney'le birlikte sokakta gecen geceleri,karakollari,polis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dayaklari ve aclik tanidi.Daha bes yasindayken annesi tiyatro gösterisinde rahatsizlaninca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annesinin yerine sahneye cikar.Chaplin sahneye ciktiginda cesitli taklitler yapmis,dans&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etmis ve sarkilar söylemis.Yaptigi bu figürler seyircileri müthis etkilemis ve onu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayakta alkislayarak bir bakima Chaplin'in hayatini degistirecek alkislarmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasadiklari yoksulluga dayanamayan annesi ruhsal yapisi bunu fazla kaldiramaz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve annesi akil hastanesine yatirilir.Chaplin bir tiyatroya girene kadar kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sokaklarda gazete saticiligi yapar.Bir ara bir tiyatro grubuyla beraber Amerika'ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gider,burada yaptigi figürlerle sinema prodüktörü Mack Senneth'in dikkatini üzerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplar.Yil 1913 Mayis'inda Keystone firmasiyla haftalik 150 dolara antlasma imzalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chaplin'in ilk oynadigi film "Yasami Kazanma"1914 yilinda cekilir.O dönem ki Amerika&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ekonomik kriz yasamakta ve ekonomosi ilkel bir seyir izliyordu.Ama buna ragmen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büyük bir hacime sahipti"süper güc" olmasi ancak I.ci paylasim Savas'inin Avrupa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devletlerinde yarattigi büyük ekonomik kriziden emperyalist politikalari sayesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin iliskiler Amerika halklari ozaman daha mekanik düsünüyor,bir birlerine pasta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atarak kaba olarak insanlari güldürüyordu.Amerika'da yasayan ezen ve ezilen celiskisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözler önüne kimse seremiyordu.Hollywood'un cektigi filimlerle halki afyonluyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gercek yasanmis filmler degildi.O dönem ki görsel sanat (opera,tiyatro) bu sekilde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ezilen milyonlara gercek degil,öykü hic degil masal yolunu sectiler.Ancak Orson&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Welles'in YURTAS KANE filimiyle gerceklesti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Caharlie Chaplin'in yasam tarzi bambaskaydi o dönemin starlari halkan soyutlanarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burjuva kulvara kosarken Chaplin ezilenler daha da yaklasiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chaplie Kapitalizmin carpik yönlerini,burjuvazi ile emekciler arasinda ki celiskileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözler önüne seriyordu.Onun tarzi Pandomime dayanan güldürüken düsündüren bir stildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi hakkinda yaptigi bir mulakatta söyle diyordu;Ben bir palyocoyum.Ve böyle olmam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni her hangi bir politikacidan daha yüksek bir statüye kavusturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chaplin daha sonra ünlü kiyafetiyle birlikte kendi krakterini de secti.Bu kiyafetin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nasil sectigini söyle anlatir kendisi" Ne giyecegime iliskin bir fikrim yoktu.Elbise&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bölümüne giderken düsünüyordum.Torba gibi bir pantolon,büyük ayakkabilar.bir baston ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir sapka.Her seyin bir birine "karsit" olmasini istedim:Pantolon torba gibi,ceket cok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dar,sapka kücük,ayakkabilar kocaman.Gencmi görüneyim,yaslimi görüneyim karar vermiyordum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama Sennett'in beni ilk gördügünde daha yasli görmeyi beklediginden biyikta ekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chaplin,Mack Sennettle calistiktan sonra haftada 1250 dolara baska bir sirketle baslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu antlasmayla kendi tarzini kaba komedi flimler yerine duygusal ve toplumculugunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gösteriyordu.Anlastigi sirket uzun metrajli filimlerden kaciyordu 1921 de YUMURCAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52 dakikalik bir eser cikartir.Amerika'da ki celiskileri iyi sekilde deginiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sarlo Kaciyor'da" filmi degerlendirirken söyle yorumlar yedigim dondurma,pantolonumdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iceri kaciyor.Ve balkondan asagi zengin görünüslü bir kadinin gerdanindan asagi düsüyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu iki komik öge insanlari düsündürüyor der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sirk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altina Hücüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sehir isiklari ile 1931 ile kör bir kizi iylestirmek icin zengin bir adamin parasini calan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir avareyi anlatir.sosyal bir olguyu öylesine güzel anlatir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1936 Modern Zamanlar ile komünüzim propagandasi ile suclanir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1940 yilinda Büyük Diktatörle Fasist Hitleri ve Nazileri acimasizca bu tehlikeye karsi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uyariri daha film bitmeden Ingiltere Almanya'ya savas ilan eder.Amerika'da nazi yandaslari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chapline savas ilan ederler.Bu filmin yankilari sürerken bir gazeteci neden ABD vatandasi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmuyorsunuz der ve derki ben Dünya vatandasiyim diyerek fasist senatör McCarty'in baslattigi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cadi kazani (komünist avi) Chaplinide hedef alir.Bu tepkilere karsi SEHIR ISIKLARI Avrupa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;turnesi bahanesiyle yolculuga cikar ve asla dönmez bir daha.Amerikaya hazreti Isa bile gelse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir daha gelmem der.New York'ta Bir Kral 1957 ile Avrupada para acisini ve Amerika degerlerinin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cürümüslügünü anlatir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1977 yilinda Isvicre'de ölen Chalie Chaplin yaptigi eserlerle bugünkü dünyanin ne oldugunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve nereye gittigini *FRAPAN yolu ve gülmeceyle insanliga hala yol göstermeye devam ediyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve insanlar ölmeyi ve söylemeyi göstermeyi bildikleri sürec özgür filmler asla yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmayacaktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Frapan:Görme duyusu üzerine güclü bir izlenim birakan carpici anlaminda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-818776029369856206?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/818776029369856206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-chalie-chaplin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/818776029369856206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/818776029369856206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-chalie-chaplin.html' title='Yeralti kollektifi Chalie Chaplin'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxbjvYGRe5I/AAAAAAAAAG4/irKG9-ZonRg/s72-c/07_jpg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-1193233941018468771</id><published>2009-12-02T11:49:00.000-08:00</published><updated>2009-12-02T11:49:52.009-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Mahir Cayan</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxbE1awKBfI/AAAAAAAAAGw/qnJumSO3alM/s1600-h/cayan_1241711045.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxbE1awKBfI/AAAAAAAAAGw/qnJumSO3alM/s320/cayan_1241711045.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir bir düser tohumlar topraga,baharda filizlenir leylaklar.Bereketlidir bu topraklar,her mevsim menekselesir cicekler,bir tomurcuk daha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düser topraga,bir kardelen daha,sonra bir daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardindan cicek acar,bir cicek daha,30 Mart 1972 direnmenin ortak bir direnise dönüstügü günün adidir Kizildere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oy dere Kizildere &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle akisin nere &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizde halmi biraktin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana can vere vere &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dere bizim deremiz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyu alin terimiz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyle nedendir dere &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vurulur geçlerimiz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dere böyle durulmaz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gence kursun vurulmaz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanma fasist olandan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birgün hesap sorulmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dere nicin kizil akar ? Ve o gün infazlari icin boyunlarina takilan ölüme hangi cüretle meydan okudular ? Bu kelimeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ortasinda fasizm ve bin operasyondan biri olan Kizildere katliamini gereceklestirenler hala derin devlet tarafindan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devlet sirri olarak gizleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun icindir ki Kizildere 1972 karanlik gün dönümlerinde boyun egmeyenlerin gücü ve halklarina inanc tutkusunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gizlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1971 devrimci atilimi yükselis dönemlerindedir,12 Mart askeri fasist darbeyle ezilmeye,devrimci gelenegin yok edilmeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;calisildigi zamanlardir.Firarlar,Deniz,Hüseyin ve Yusuf Aslan'in idam edilmeye calisildigi,operasyonlarin,infazlarin her gün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hizla gelistigi o günlerde direnmeyi ilmik ilkmik örenler de vardi.Mahir Cayan ve Cihan Alptekin basta gelmek üzre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kizildere'de bir birleri icin ölmeyi ve omuz omuza savasmanin adidir 30 Mart Manifestosu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin dört bir yaninda fasizmin parolasi yok etmekti ve o günlerde devrimci önderler,Deniz,Hüseyin ve Yusuf'un idamlarini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durdurmak icin üc Ingiliz teknisyenini kacirarak idamlari durmak istediler.Deniz'in,Hüseyin'in,Yusuf'un boynuna gecirilen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilmegi kendi boyunlarinda his ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezilmeye yok edilmeye calisilan devrimci cüret ve fedakarligin önderleri ölümleri pahasina Kizildere manifestosunun adi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oldular.Bu düsman kusatmasi altinda onlar;kendi köselerine cekilip,bastiran karanliga karsi gözlerini kapatabilirlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat onlar tarihsel bir mirasin öncüleri olduklarindan en ufak bir kusku duymadan tarih yapmaya devam ettiler.Bu nedenle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36 yil gecmis olmasina ragmen,anlami ve direnisinden ,mirasindan hic bir sey kaybetmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;71 devrimci atiliminin önderleri Deniz gülü,Mahir gülü,Ibrahim gülü'nün yarattigi degerlerin basinda omuz omuza devrim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yoldasiydilar.Bir birlerinin farkli programlari ve stratejileri olmasinda ragmen aksine fasist rejimin saldirilarina karsi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birbirlerine sahiplenmisleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrim yanginin düsünceleri ve eylemleriyle büyüten herkesin bu üc gülden ögrenmesi gereken tek sey var.Devrimcilerden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yana olamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kizildere'de yenilen karsi-devrim olmustur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günler devrimci kusaklari betonlamak,devrimci kivilcimlari söndürme,devrimci parti ve örgütleri öndersiz birakip tasfiyeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amaclayan yillardi tip ki bu günkü gibi.Tarih tekerrür etmedigi halde bazen öyle anlar vardir ki benzerlikleri kacinilmazdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günün karsi-devrimci saldirilarinin yasama daha güclü etkileri varsa;Ibrahim gülü,Deniz gülü ve Mahir Gülü'nden ögrenmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ögrenmek ve ögrenmek o menifestolardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden zafer ve yenilgilerden zikzakli döngüsünden,bitimsiz bir direnis güzellemesi duyumsayanlar,acilarini,öfkelerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inadina örgütlü yasam ve kolektif düsüne dönüstürenler kazanacaktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanayan ayaklariyla mayin tarlasinda kosmaya benzer Kizildere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmadik-unutmayacagiz&lt;br /&gt;Daima bizimlesiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-1193233941018468771?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/1193233941018468771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-mahir-cayan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1193233941018468771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1193233941018468771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-mahir-cayan.html' title='Yeralti kollektifi Mahir Cayan'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxbE1awKBfI/AAAAAAAAAGw/qnJumSO3alM/s72-c/cayan_1241711045.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-207146550945939779</id><published>2009-12-02T11:26:00.000-08:00</published><updated>2009-12-02T11:27:49.443-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxa_OxIeEuI/AAAAAAAAAGo/JjD_UgLnAcI/s320/aglayankafe_photo.jpg" /&gt;Dehşetli üşüyor &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;ansızın gözbebeklerinden alaturka kurtulmuş &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;yoksa saçları bütün saçları dünyaya akıyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aksarayda ve üç kulaç derinde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beklemek daha başka sırtüstü yatıyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün azaları kirlenmiş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günahlarından işlenmiş apayrı tüyleriyle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kızgınlığından tavşan dokunulmazlığı bir sahne mutlaka &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve galiba &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karnının bir bölümünden sonsuz ürperiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;topyekun bahriyeden ve murtazadan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çırılçıplak saçlarıyla gizleniyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;delikanlı kucaklardan hoşlandığı kadar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;derin yataklarda anlaşılmış &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haydarpaşadan binip kurtalanda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;trenden iner gibi bir kız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beklemek daha başka şey &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen benim kızlığını bildiğim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kiliselerden kaçmış yağmur gibi gözyaşlarınla &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;minareler gibi tutuldun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sır vermez dip odalarına atıldın kahramanlığın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başkalarına kalırsa her an dokunulmaktasın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunca tanışıklığımız varken &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sana dair &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana söz düşmüyor eğer düşerse &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benimle kutsaldır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buna rağmen &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başından bir maceradır geçmiş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bin türlü makam geçmiştir derim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaratılmanın bir yoksulluğu da gereklilik &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öğünmüş gibi değil oysa kuşların &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikimizi gece yirmi dört cephelerinde gözlemesi ustalıkla &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzde yüz bir tanımazlık sorunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her yanın dudaktır üstün bezelye taneleri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senin kır çiçekleri ayarında laleliğin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mayland'da hiç ama aşk değil &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir tutam göz ağrısı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk değil &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kana bulanmış bir yürek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir etek serüveni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuç zavallı ilkbahar giyotinleri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güneşin ilgisiz damarlarıyla yapayalnız bir keder &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sendeki santa luçiya gözleri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benimkisi harzemşah&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saygılı dudaklarınla yarıştım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ince bir ilgi yaşarım kıvranışlarında &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözleriyle 'harikulade' yaş bulutları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yürek safındaydım sen bin mil uzaktan koska&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;göz değil aşk &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk değil bin çeşit göz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunca çıldırdım hem ilgisiz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;koridor görüp ölüyorum &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çizmeli tülbentli kız &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saçlarında yirmi yedi yıl lodos &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;laleliden otobüse biniyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimbilir nerede oturuyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her çizgisi ezmeyle bilenmiş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üz 'aziz' bakışını yakaladım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bin yıldır cephane taramış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep blek börd bir gözdeyiz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıra kimin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benimse - rölans&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farid Farjad, 1938 yılında Tahran’da doğdu. 1966 yılında Tahran Müzik Konservatuar’ında klasik müzik üzerine mastır yaptı. Bundan sonraki dönemde Tahran Senfoni Orkestra’sında önemli görevler aldı.Fars Halk Müziği’nde çok derin bir birikime sahip olan Farjad, keman ile batı klasik müziği üzerinde de çalışmalarda bulundu.Batı klasik müziği üzerindeki çalışmaları Fars müziğinin gelişiminde büyük öneme sahiptir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda dünya üzerindeki en iyi keman virtüözlerinden biri olan Farjad’ın An Roozha 1,An Roozha 2, An Roozha 3,An Roozha 4 olmak üzere dört albümlük albüm serisi yayımlandı.Ayrıca sanatçının Golha orkestrası adlı kolektif bir albümde de eserleri yayımlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona,kemanın en acı nağmelerini ortaya çıkaran hüzünlü geminin kaptanı dersem yanlış bir tabir kullanmamış olurum.Ayrıca An Roozha’nın “Ters Lale” anlamına geldiğini belirtmek isterim.Müziğinin her notasından acılar süzülen bu virtüözün ne denli zarif bir kişiliğe sahip olduğu ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler yok ki onun nağmelerinde!..Ama en çok gözyaşı var.İnsanı içli içli ağlatan bir sızı...Karanlığın içinde varolan aydınlık...Suların usulca sahile dokunuşu...Dinleyeni kendine mübtela ediyor ondaki nağmeler...Her dinlediğimde bana hayatın olmazsa olmaz çilelerinin ne denli tatlı olduğunu hissettiriyor.Ağlamak ki en layık olana,en sevgiliye...Sevgi dediğimizde içimizi titreten Efendiler efendisine... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-207146550945939779?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/207146550945939779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/dehsetli-usuyor-anszn-gozbebeklerinden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/207146550945939779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/207146550945939779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/dehsetli-usuyor-anszn-gozbebeklerinden.html' title=''/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/Sxa_OxIeEuI/AAAAAAAAAGo/JjD_UgLnAcI/s72-c/aglayankafe_photo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-1991127564130553626</id><published>2009-12-02T05:51:00.000-08:00</published><updated>2009-12-02T05:51:26.435-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Kazim Koyuncu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxZwyiiXBII/AAAAAAAAAGA/hjpNdYZvcwE/s1600-h/kazimm.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxZwyiiXBII/AAAAAAAAAGA/hjpNdYZvcwE/s320/kazimm.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adi Kazim Koyuncu...gözleri hala cocuk,yüregi bir toz bulut.Bulut ve cocuk bizim düs kardesligimiz,bir kirmizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulut.Umut bu ya günese sevdali,yüregi kardes sofrasi,bir seher yeli,en acimasiz safak vaktinde keskin bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüme meydan okuyus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efil efil esn bir poyraz,bir gögebakan,bir findik cegirdegi,en önemlisi demli bir cay rüyalarimizi süsleyen,dört&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani firtina vadisi,dört yanimiz kackarlar,zülüm kusatmis bile olsa,dört mevsim sari,kirmizi,yesil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasadigimiz bu Cernobil yagmurlarinda günese dogru kosan Laz cocuklari,bir türkü tutturdular...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ey gidi KaradenizDoldi da taşamadiEtmiyelum sevdalukEdenler yaşamadiE verane raüani - Ey verane tepeGuri üoxomiüani - Yüreğimi oynattınMegaşkva vigzalare - Bırakıp gideceğim (ama)Eüemire ûiüani - Sırtımda sepet gibisin(sensiz gidemiyorum)Babasi ona bir kemence aldi,bir türkü söyle dedü.Bilseydü bunu nakkislanmis yasami.Cocuk kalbiyle isyan ediyor bizim Kazim"hic bir sey susan bir cocuktan daha tehlikeliolamaz" diyor ya sair.Umutlari cernobil,umutlari cay,umutlari ey Karadeniz ey.Yazmak benim icin bir devrimci meslek,ama söz konusu Kazim Koyuncu olunca kelimelerkiyafetsiz kalir gözyaslarim arasinda.1992 yillarinda o emekci semtinde tanidim onu.Cagdas Sanat Atölyesinde"zengin mutfagi" adlitiyatroya müzik yapiyorlardi.Bir arkadasim ondan bahsedince cok sevinmistim.Hem devrimci,hemlaz ve Karadenizli,üstelik birde sosyalisti.Bu saydiklarimin zor bir araya gelecek terimler.Kazim Koyuncuyla ilk defa Kagithane iscilerinin direnisine dayanisam icin birlikte ve bulundugumuzalanda birlikte gittik.Otobüs tuttuk hep bareber,ve Kagithane girisine varinca ilce emniyetpolisleri barikat kurmuslardi,otobuslerden indik,katilimci arkadaslari motive etmek icin basladimA.Arif'ten Anadolu siirini okumaya,kitle ve belediye iscileri coskuluydu,beni gözaltina almayacalistilar Kazim Koyuncu ve belediye iscileri bana sahiplenerek gözaltilari bosa cikartilar.Direnis ve aclik grevinin yapildigi binaya girdik,siirler ve ilk defa Kazim Koyuncu lazcaparcalarini Kagithane direnisin de okudu diyebilirim.Kazim Koyuncu gercek anlamda bir pratik devrimci eylem adamiydi ve direnisciydi.Hayati ona cizdigiitaat et cizgisini asla benimsemedi.Dahasi daha ilk lise yillarinda isyanci kimligi ile öne cikiyordu.Düsünebilirsiniz Kazim Koyuncu ilk Siyasal bilgileri tek kazanan Hopali.Zor ve direnen yillarin kavga adami Kazim Koyuncu daima Karer Baba Günesin sofrasinda...Daima Bizimlesin GÜNESIN COCUGU Kazim Koyuncu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-1991127564130553626?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/1991127564130553626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-kazim-koyuncu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1991127564130553626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/1991127564130553626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-kazim-koyuncu.html' title='Yeralti kollektifi Kazim Koyuncu'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxZwyiiXBII/AAAAAAAAAGA/hjpNdYZvcwE/s72-c/kazimm.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-4913611299651888733</id><published>2009-12-02T02:47:00.000-08:00</published><updated>2009-12-02T02:47:08.452-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Ernesto Che Guavera</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxZFo6tJuvI/AAAAAAAAAF4/98CKIUd3Y1U/s1600-h/otras04139381_6003215394.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxZFo6tJuvI/AAAAAAAAAF4/98CKIUd3Y1U/s320/otras04139381_6003215394.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Emperyalist ve kapitalizmin dünyada neden oldugu haksizliklara karsi tepeden tirnaga kadar isyanla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve roni gülümseyisiyle büyük enternasyonalist devrimci Ernesto.Üc kita dayanisma örgütüne gönderdigi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mesaj böyle sesleniyor;''Ölümleri ve sonsuz trajedileriyle.emperyalizme karsi gündelik kahramanliklariyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve araliksiz saldirilariyla,dünya da iki,üc ,daha fazla Viyetnam olsa;ani darbelerle ve dünyada ki bütün &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halklarin artan nefretiyle emperyalizmin güclerini yok etmeye yönelse;gelecek ne yakin,ne parlak görünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kisa ama kendi düsmanlarini bile imredirecek kadar onurlu yasamin boyunca,zafer icin yola cikmanin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve halklasarak her zaman büyük kizil müfrezeler gerekli kilmadigi umudunu yeniden tohumlayacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu Latin Amerika Halklari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Latin Halklari ve dünya enternasyonalist harekette sonsuz bir heyacan ve cosku ile hala ezilenleri ayaga&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaldiriyor CHE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrimci olan ne varsa yasaminda insanliga dair bunu Che'nin yasaminda görmek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorluk ve devrimci yasama Guetamela'da ihtilaci ruhla basladi.Ilerici Arbenz Hükümeti'nin Amerikan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emperyalizminin kirli bir oyunu sonucu iktidar yikilir,ayaklanmanin en ön saflarinda yine Ernesto vardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ayaklanma yenilgi alir.Meksika'ya gider Che.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada Fidel Castro ve arkadaslariyla tanisarak Küba devrimcilerinin safinda bir gerilla olarak yerini alir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Granma'' adli kizil yildizli bu eski gemiyle Küba'ya hareket ederler.Ve yine Che en ön saflarda carpisir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba devrimin basariya ulasmasindan sonra cesit görevler üstlenir.Küba'nin temsilcisi olarak dünyanin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cesitli bölgelerini ve ülkelerini dolasir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son az gelismis ülkenin cocuklariyla Che Guevera Baskanliginda Dünya Cocuklar Birligine su deklarasyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yayinlarlar.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Pasakcilar,güzelim dünyamizi kirletiyor.Su,hava ve topragimizin kimyasal yapisi yok ediliyor.Kirlilikten,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gezegenimizin tüm canlilari etkileniyor.Kuslar,kelebekler,baliklar,kaplumbagalar,cicekler ve insanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sey yapilmaliydi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama nasil...?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tüm canlilari pasakcilara karsi birlesmeye cagirdilar.Dünya capinda büyük bir gösteriye hazirlandilar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuslar,kelebekler,cicekler,baliklar,cocuklar,gencler,insanlar omuz omuzaydi.Pasakcilara karsi birlesmislerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanliga,yasaga,yoksulluga,pasaga ve savaslara paydos diyorlardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiye/dostluga/barisa dogru kulac atiyorlardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cicekleriyle,insanlariyla canlilar el eleydi ve doga el eleydi...Isiga dogru yol aliyorlardi.Sonra söyle oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum Che'yi yeni bir karar almasina neden oldu o enternasyonalist duygularla isigi Bolivya daglarina&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaymaya karar vermisti.Küba'da görevlerini tamamlamisti artik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ernesto devrim ve pasakcilara karsi mücadelede sinrlandirmamis ender devrimcilerden biridir.Pasifist,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atalet,stakocu,düzenle uzlasmayan ve ulusal kurtulus savaslarina alakali olmustur.O emperyalizmin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yerli isbirlikcilerini korkulu rüyasidir artik.Küba'dan ayrilmadan önce ailesine söyle bir mektup kaleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topuklarimin arasinda bir kez daha Rosinante'nin bögrünü his edecegim,yine yola koyulacagim,kolumda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalkanim olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silahli mücedelenin,kendi özgürlükleri icin savasanlarin tek aracidir ve inanclarim gerektirdigi gibi davraniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir cok insan bana mecaraci diyecek.Dogru,maceraciyim,ama farkli bir cinsten;inandiklarim seyi kanitlamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icin yasamlariyla rulet oynayanlardanim der....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet duygusunun tutkusu,gerilla mücadelesini icsellestirmesi,zihinsel yeti ve yazmayi,ulastigi politik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olgunluk ve "devrimcinin görevi,devrim yapmaktir"inanci,onu Küba ile sinirlandirmami gerektigini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pratik olarak gördügünden Ernesto inancinin isigini yaymak icin Bolivya daglarini mesken tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim Meskenim Daglardir.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Ekim günü yarali olarak yakalanir.Barisentos'un kiralik katillerinden cavus Morio Terzan'in silahindan cikan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emperyalist-isbirlikci kursunlarla katledilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Che'nin yarali olarak yakalanmasindan sonra hemen öldürülmesi ondan Latin diktatörleri ve isbirlikcilerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ernestodan ne kadar korktuklarinin kanitidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsaneleriyle Che ve onun onurlu basegmezligi,adini ve mücadelesini dünyanin dört yanina yaymistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onurun ve devrimin bas egmeyen gerillasi Che bilinclere sökülmemesine kazinmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Che gibi onurluca duranlar var oldukca,yasami sefalet haline getirenler korkmaya devam edecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger insanlik onurlu yasamak istiyorsa,binlerce Che olunmali Isiga yolculukta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;""Ölüm nereden ve nasil gelirse gelsin/savas sloganlarimiz kulaktan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elden ele gececekse ve baskalari mitralyöz sesleriyle ve de savas ve zafer naralariyla cenazelerimize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;agitlar yakacaksa,ölüm hos geldi,sefa geldi""&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-4913611299651888733?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/4913611299651888733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-ernesto-che-guavera.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4913611299651888733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4913611299651888733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-ernesto-che-guavera.html' title='Yeralti kollektifi Ernesto Che Guavera'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxZFo6tJuvI/AAAAAAAAAF4/98CKIUd3Y1U/s72-c/otras04139381_6003215394.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-6548517036137627617</id><published>2009-12-02T00:42:00.000-08:00</published><updated>2009-12-02T00:42:14.134-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Deniz,Yusuf,Hüseyin</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxYoXL5Yq0I/AAAAAAAAAFw/CX2xYYQbFHM/s1600-h/denizler.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxYoXL5Yq0I/AAAAAAAAAFw/CX2xYYQbFHM/s320/denizler.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;O sözler ki acidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mapushane avlularinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demirli kirbaclar gibi saklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sözler ki kalbimizin üstünde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dolu bir tabanca gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüp ölesiye tasiriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sözler ki bir kere cikmistir agimizdan ugruna asiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar tüm dünyayi sarsan on gün gibi"68 Genclik Hareketinin Türkiyede ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önderleri,simgeleri,isimleri oldular cocuklarimiza.Her seyi kendi basina,yeniden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ögrenen bir kusagin önderleri olmanin acemiligine ragmen,kararliklari,sonsuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fedakarliklari ve insan ile halk sevgisiyle yogrulmus genc yürekleriyle bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;topraklarda bir miladin,bir tarihin adi oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar ütopyalari bugulu camin icinden ve disindan bakan genc devrimcilerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Idealleri ugruna üniversiteleri,sehirleri,köyleri,daglari ve Filistin,i gectiler.Her yerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;direnclerini,gülüslerini,inanclarinin ayak izleri vardir.Bu halk onlari cok sevdi,seviyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;68,de tüm dünya gencliginin ortak adi oldu isyan.Bir cok dünyada harekete gecen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;genclik yiginlari sistemi sorguladilar bugulu gözlerle.Bizim ülkemizdeyse gencligin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önemli bir farkliligi vardi;Onlar devrimin yolunu actilar.Sistemin devrimci güc &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kullanilarak yikilacagini fiilen göstermeye calistilar.Onlarin düsleri cok uzak bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelecek degildi,aldiklari her özgür nefeste birlikte düslerine can verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir düsünce hareketi olarak baslayan Fikir Kulüpleri o dönem cok genis bir genclik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitlesini bir araya getirmeyi basarmisti.Antiemperyalist mücadele ve devrimin yolu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;perspektifi sürece damgasini vurdu.Genclik yiginlarinda ki bu enerji TIP ve FKF gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örgütlülüklerin sinirlarini zorlamaya basladi.Bu dönemde ki düsünsel hareket icinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öne cikan genclik önderleri var olan örgütlerin parlementocu,bürokratik yapisini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;parcalayarak genclik hareketine yepyeni bir kutup yildizi yönü verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz kisiligi ve eylemiyle bu dönemin simgesi oldu.Insan sevgisiyle dolu,ince ruhlu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muzip delikanli kendisini taniyan herkesin sevgisini kazanirken,eylem alanlarinda,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isgallerde,Dolmabahce "Yanke Go Hom" direnisinde kararligiyla binlerce genc,e yön&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;verdi,isik oldu,yumruk oldu,ses oldu.O bir masa basi liderinden cok eylemci devrimciydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aninda tepki veren,atak,cesur kisiligiylede her eylemde en öndeydi.Üretken,canli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapisi ve siradan olmayan insanlara özgü deli-dolu yasam tarziyla bulundugu her&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ortamda devrimci varligini his ettiriyordu,insanlara güven veriyordu.Onun hayat dolu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her an yeni bir seyler yaratmaya calisan ve harekete hazir bir yelkenli,rüzgara sigmaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kisiligi bir anlamda 68 ruhunun da özüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gencligin isyani,diyer toplumsal kesimleride hareketlendiriyordu.Köylülerin toprak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isgali,15-16 Haziran isci direnisi,emekci siniflarla ögrenci gencligi ayni Deniz,de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birlestiriyordu.Ardi arkasi kesilmeyen yürüyüsler,boykotlar,mitingler,isgallerle tüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplum sarsiliyordu.Bu önüne gecilemeyen hareketlilik düzenin sahiplerini ve bekci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köpeklerini rahatsiz ediyordu.Sivilfasist gruplarin örgütledigi devrimci ögrencilerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;katledilmesi"Turan Emeksiz,Taylan Özgür"Kanli pazar vb,saldirilar 68 genclik hareketini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha da politiklestiriyordu.Bu kitlesel baskaldirilarin önüne gecebilmek icin cok daha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sistemli ve kapsamli siddet politikalarinin devreye sokulmasi gerekiyordu.Iste bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kosullar altinda 12 Mart askeri fasist darbesi gerceklestirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sürek avi baslatildi.Devrimciler gözaltina aliniyor.tutuklaniyor,katlediliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu baskilar devrimcileri teslim almaya yetmedi.Teorik,örgütsel ve teknik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm yetersizliklere ragmen mücadele devam etmeliydi"esitsiz kosullara ragmen"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste bu dönemde ortaya cikan üc devrimci örgüt'71 devrimci atilimin gerceklestirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzenden tam bir kopus yasaniyordu.Artik istenen ve kafalarda somutlastirilan cok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha net bir devrim tasarimi vardi.Resmi ideolojiden gittikce uzaklasmasiyla devrimci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;harekette yeni bir dönemin habercisi oluyordu.Sehir ve kir gerilla tarzindan degin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;farkli strateji ve programlar doguyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste bu kosullardan Hüseyin Inan,in önderliginde kurulan THKO devrimci dalgayi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büyütmek icin daglara cikiyordu.Bu sürecte gerceklestirilen kamulastirma eylemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve Amerikali askerlerin kacirilmasiyla maddi olanaklar yaratiliyor ve THKO düzenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tamamen disinda illegal mücadelenin önünü aciyordu.Yapilan bu eylemlerin ardindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Gezmis ve yoldaslarinin yakalanamamasi Deniz efsanesini daha da büyütüyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin yaptigi bir cok CIA patentli operasyonda bir cok devrimci yakalandi.Kurban&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istiyorlardi.Kararin önceden belirlendigi bir mahkemeyle yargilama basladi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz ve yoldaslari yaptiklari siyasi savunmalarla yargilanan degil yargilayandi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük devrimci uyanislarin önü hep korkuyla kesilmeye calisilmistir.Ülkemizde de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle oldu.'71 günlerinde DENIZ,YUSUF,HÜSEYIN üc dag kartali,üc hercai menekse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üc kirmizi gül,üc yoldas idama mahkum edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fasist karar komuoyunda büyük tepkilere yol acti.Yurt ici ve yurt disinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;idam cezalarina karsi eylemler yapilirken.Mahir Cayan ve Deniz Gezmis ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ibrahim Kaypakkaya ise yok olmayi göze alarak devrimci dayanismanin en canyoldas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örnegini sergiliyorlardi.Iki ayri stratejik ve programi savunan devrimci örgütler,devrim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;davasi ugruna daragacina gönderilmeye calisilan devrimci yoldaslari kurtarmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icin söz verdiler.Cünkü "ölüm cezasi"devrimcilere verilmek isteniyordu.Üc Ingiliz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekniksiyeni Ünye,de kacran Mahir Cayan ve yoldaslari Kizildere,de bir ihbarin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonucu yapilan CIA patentli ölüm operasyonunda yoldaslari ile birlikte katledilirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapilan tüm eylemlere ragmen fasist siyasal rejim devrim hareketini siddet yoluyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;betonlamakta kararliydi.6 Mayis sabahi üc kizil yildiz DENIZ,YUSUF,HÜSEYIN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;katledilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar idam aninda dail kararliklari ve devrime olan bagliliklari,inanclariyla ayak ta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diz cökmeden dimdik umut ayakta diyerek tabureyi tekmelediler.Idam sehpalarinda ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son sözleri,mektuplari,yazilari ve direnc yüklü gülüsleriyle insanligin altin caga olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inanclarina yol göstermeye devam ediyor hala-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar insan bir dünya,devrime tutkun sevdali yürekler,bu halk onlari cok sevdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cünkü onlar bu ülkede cok seyi degistirdiler.Biz onlari cok seviyoruz.Cünkü uzun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devrim kosusunda ipi ilk gögüsleyen devrimciler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-6548517036137627617?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/6548517036137627617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-denizyusufhuseyin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6548517036137627617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6548517036137627617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-denizyusufhuseyin.html' title='Yeralti kollektifi Deniz,Yusuf,Hüseyin'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxYoXL5Yq0I/AAAAAAAAAFw/CX2xYYQbFHM/s72-c/denizler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-33928892421662929</id><published>2009-12-02T00:38:00.000-08:00</published><updated>2009-12-02T00:38:06.896-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Ibrahim Kaypakkaya</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxYnZLAc4ZI/AAAAAAAAAFo/gg9Oi_qxdsY/s1600-h/onderibo03ee4pm8ls5.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxYnZLAc4ZI/AAAAAAAAAFo/gg9Oi_qxdsY/s320/onderibo03ee4pm8ls5.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Gökyüzüne derinliklerine her baktigimda binlerce yil önce yasamini tamamlamis ve sönen meteorlari görürsünüz,evrenin bu bilinebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;denkleminde cözülüp-parcalanmis pek cokta ölü yildizin isiklarini görürsünüz; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet binlerce yil önce ömrünü tüketmis yildizlarin isiklarindan biri O&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihsel meteryalist ve somut kosullarin tahlilinde isiklari evrenin sonsuzluguna birakip ölen yildizlar tarihin sürekliligi icinde ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;antogonist celiskilerini korurlar,ayni samanyolu dizilimi gidir yildizlar.O bir tarihsel olarak kendisini yeniden yeniden ezilen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sinif olarak hep kendini yenilemesini bilmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik ve programatik görüsleri kendinden sonra ki sürecler icinde de daima vardirlar.Bir ileri tarihte,belli basli sonuclar sistematigi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icinde olgu ve olaylari bir kazma darbesiyle tuz,buz etmek kacinarak erkaoloji emekci titizliligiyle üzerinde ki tarihsel topragi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;temizleyerek ondan ögrenme ve gecmisten gelecege etkisinin köklerini gün yüzüne cikartmak bir devrimci sorumluluktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaypakkaya,teorik-ideolojik birikim ve tecrube formatini"60'li yillarda olusturdu.1960'li yillar,dünyada anti-emperyalist ve halkci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devrimler dalgasinin yayildigi ve yükseldigi,ama ayni zamanda da Sovyet modern revizyonist ihanetin uluslararasi komünist-devrimci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hareketi agir bunalimi,teslimiyet ve tahribata ugrattigi bir tarihsel dönem.Bu 60'li yillarin basi Latin Amerika'da kücük burjuva&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devrimleri ve Cin'deki kultur devriminin etkileri ülkemizde üc devrimci önderde vucut buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde ise 60 askeri darbesinin ikinci kurtulus savasi olarak alkislandigi ve Kemalizm,askeri darbe,ordu kuyrukculugunun revacta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oldugu,ama ayni zamanda da sosyalizmden,revizyonizmde,Kemalist milliyetciliten etkilenmis ama bundan da bunalan bir genclik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hareketinin citayi yükselttigi bir dönemde var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste tamda burada CAPALI Kaypakkaya bu tablodan revizyonizmle,Kemalizmle,kücük burjuva akimlarla yollarini ayristirir.M.Suphi'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;den sonra ikinci hareketin basina gecer.Onun bir tek hesaplasamadigi Cin devriminin etkileridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yildizlarin sihrine kapilip evrenin derinliklerinde kaybolmadan önce 20 isik hizi uzaklikta 18 Mayis'in isiklarindan ögrenelim.Onda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi biz yapan ve bizim ve devrimcilerin araciligiyla gelecege uzanan bütün degerlerimizin önemli bir bilesenide IBRAHIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYPAKKAYA'dir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaypakkaya kemalizm ve kürt ulusal sorununa üzerine 1971 yili basinda iki ayri brosür yayinlar"1972 yilinda kaleme aldigi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAFAK REVIZYONIZMI elestirisine yönelir,ayrica program taslagi,ml devlet ve devrim,emperyalizm,bu yazilar bilimsel bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;analiz ve elestiryle incelenirse gercek boyutlarini o kadar rahat kavrariz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaypakkaya kemalizm hayrani "61 anayasasi savunucularina ve sol askeri bir darbe sempatizanlarina,Deniz ve Mahir'leride&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elestirerek bir adim öne cikar.M.SUPHI sonrasi Sefik Hüsnü oportünizminin kemalist diktatörlük ve baslica olarak Kürt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ulusal isyanlari karsisinda ki sövenist durumunuda sorgulamistir Kaypakkaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;71 devrimci atilimi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihin üc dinomosu Deniz gülü,Mahir gülü,Ibrahim gülü siradan izleyiciler olamak yerine ve pesisira sürüklenenleri olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yerine,somut kosullarin,somut tahlilini yaparak kendi aralarinda ki siyasal ayriliklari cözmek yolunu secen,hedefleri bakimindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ananin ücüzleri olara dogan amaclarina uygun imkanlar sundugu inaclariyla ileriye atilan 71 devrimci atilimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar Marks'in toplumun gelisme tarihi,diyaletik meteryalist tarihinden ayiran ve temelden degisik olan farklarini da kabul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eden,doganin ve öznenin bir birini yadsiyarak eskinin üzerinden yenilenen bunlari izleyerek yetkinlesmislerdir 71 devrimci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atilimi gerceklestirenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaypakkaya düzenin yasal sinirlarinida asarak derin devletin kiralik katilleri tarafindan iskencede katledilmistir tipki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz gülü,Mahir gülü gibi.17-18 1973 te Diyabekir'de iskencede katledilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugun 71 devrimci atiliminin tüm devrimcileri savascilarindan ögrenmek KAYPAKKAYA'yi tanimak,onlarin bir özlem,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir sömürüsüz bir dünya özlemini hayatin bir parcasi haline getirmek icin ögrenmek,ögrenmek ve yine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlardan ögrenmek ama örgütlü durus sergileyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-33928892421662929?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/33928892421662929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-ibrahim-kaypakkaya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/33928892421662929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/33928892421662929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-ibrahim-kaypakkaya.html' title='Yeralti kollektifi Ibrahim Kaypakkaya'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxYnZLAc4ZI/AAAAAAAAAFo/gg9Oi_qxdsY/s72-c/onderibo03ee4pm8ls5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-7006029397071264788</id><published>2009-12-01T13:58:00.000-08:00</published><updated>2009-12-01T13:58:56.628-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Sebahattin Ali</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxWRlhuQeTI/AAAAAAAAAFg/1UqlEKvAaks/s1600/31sabah_ali.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxWRlhuQeTI/AAAAAAAAAFg/1UqlEKvAaks/s320/31sabah_ali.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Basim dag saclarim kardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deli rüzgarlarim vardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ovalar bana cok dardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim meskenim daglardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sehirler bana bir tuzak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insan sohbetleri yasak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzak olun benden uzak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim meskenim daglardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbime benzer taslari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heybetli öter kuslari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göge yakindir baslari;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim meskenim daglardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarimi ellere verin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdami yellere verin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elleri bana gönderin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim meskenim daglardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün kadrim bilinirse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ismim agza alinirsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerim soran bulunursa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim meskenim daglardir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basin öne egilmesin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldirma gönül aldirma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Agladigin duyulmasin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldirma gönül aldirma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Disarida deli dalgalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelip duvarlari yalar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni bu sesler oyalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldirma gönül aldirma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmesen bile denizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukari cevir gözünü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz gibidir gökyüzü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldirma gönül aldirma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dertlerim kalkinca saha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir küfür yolla Allah,a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görecek günler var daha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldirma gönül aldirma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kursun ata ata biter&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yollar gide gide biter&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceza yata yata biter;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldirma gönül aldirma...Sebahattin ALI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1907,de Gümülcine'de dogar Sebahattin Ali asker kökenli bir ailenin ferdidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilkokul yillari Üsküdar,Canakkale ve Edremit,te gecer.Daha sonra Ögretmen okulunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bitirir Sebahattin Ali.1927'de mezun olur ve Yozgat,ta mualimlige baslar.Burada ilk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siirlerini yazmaya baslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artik o halkimizin yasadigi sorunlari görmezden gelemez ve cevresini kusatan bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sorulara gercekci bir tarzda siirlerini maviliklere sürer.Ögretmenlik yaptigi yillarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bölücülük yapmaktan dolayi Aydin zindanlarinda kalir.Cikinca Almanca ögretmenlige&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baslar.1930 yilinda"Bir Orman Hikayesi" romanini yayinlar ve bu vesileyle RESIMLI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AY adli edebiyat dergisiyle Nazim Usta ile tanisir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebahattin Ali su dizelerden dolayi tekrar tutuklanir ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hey ana vatanindan ayrimayanlar/Bulanik dereler durulmusmudur ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinmis mi oluk oluk akan kan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük hedeflere varilmismidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asarlar mi hakka tapani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mebus yaparlar mi her sarlatani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylünün elinde var mi sabani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siska öküzler dirilmis midir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cümlesi birden Enelhak dese&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala taparlar mi koca terese&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ismet girmedi mi hala kodese&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kel Ali'nin boynu vurulmusmudur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca teres kafayi cekince&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizeleri nedeniyle Atatürk'e ve dönemin yöneticilerine hakaretten tutuklanir ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konya zindanlarina koyulur bu kez.Kel Ali Istiklal Mahkeme baskanidir(Ali Cetinkaya)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ismet ise Inönüdür.1933,te afla serbest birakilir.Ve Markopasa 25 Kasim 1946&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;da yasama merhaba der.Sebahattin Ali,Aziz Nesin,Rifat Ilgaz ile toplam 77 sayi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cikarlar yogun baski kosullarinda Markopasa sirayla Merhumpasa,Alibaba;Yedi-Sekizpasa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malumpasa,Hür Markopasa ve Medet isimleriyle cikar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebahattin Ali ilk Derin devletin kursunlariyla 2 Nisan 1948 yilinda siniri gecmeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;calistigi sirada Ali Ertekin Ajan,i tarafindan katledilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebahattin Ali bildigim eserleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daglar ve Rüzgar...Siir;Leylim ley,Basin öne egilmesin,Daglarda kartal gibiyim,unutulmaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;türküleri hala dillerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Degirmen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kagni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ses&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuyucakli Yusuf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Icimizdeki seytan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürk Mantolu Madonna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Dünya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sirca Kösk adli eserleri basilmistir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-7006029397071264788?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/7006029397071264788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-sebahattin-ali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7006029397071264788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/7006029397071264788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-sebahattin-ali.html' title='Yeralti kollektifi Sebahattin Ali'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxWRlhuQeTI/AAAAAAAAAFg/1UqlEKvAaks/s72-c/31sabah_ali.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5486029567024173008</id><published>2009-12-01T13:55:00.000-08:00</published><updated>2009-12-01T13:55:13.469-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Turgut Uyar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxWQtYqs1iI/AAAAAAAAAFY/8PuA_NFTK2k/s1600/turgutuyar-2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxWQtYqs1iI/AAAAAAAAAFY/8PuA_NFTK2k/s320/turgutuyar-2.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yazik sevgime diyor birisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel gözlü bir çocugun bile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar korunmus bir yazi yoktu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne denmelidir bilemiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgim aciyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gemiler gene gelip gidiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daglar kararip aydinlanacaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve o kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzü;yer yer toplanmis newroz gülüslü cocuklar,ince minicik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ceneleriyle Kürt cocuklari,agizlarinda aclik kokusu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra delori,gözleri sahmeran dalgin ve mahsun,üstüne üstlük üzerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;panzeri sürüyorlar be Turgut abi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sey senin yazdigin siirle basladi mi dersem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir "siirin"tilsiminda kaldi her sey.Artik kaybedecek bir seyimiz yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyorsun bundan gayri.Ordamisin sesimi duyuyormusun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turgut abi.Ordamisin sevgili can,catlayan toprak,akan su,ve jenosiden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra ne Berivan,ne Asme kaldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlari söylemek cok zor,ama ne siir,ne söz artik geriye kaldi,ne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yenilmek,ne sürgün,ne yakilan evler.Süngülü ve kursunlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yillarda yasiyoruz.Bedenimizin kimyasi savaslar zamani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turgut abi,güzel dostum,canyoldasim,abim,sairim benim.Yanginda ilk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurtarilacak olan kitaptir,siirdir,icimizde biriktidigimiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kavga ve hürriyettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acinin birikimis yollarina üflemeli bir fülüttür simdi zozanlar,o&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senin dedigin Kürt kizi simdi newrozluyor 1 Mayis'i&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüznü yansitan bir yakomozdur sokaklar,kusatilmis irkci ulumalara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karsi sesinden siirler yakilir karanliga ve ne varki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;genginciyiz simdi siirlerde su Mayis günlerinde yankilaniyor su dizeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sisli meydaninda üc kiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri cigdem biri Nergiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayis bayramiydi sorarlar bir gün sorarlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahin bir sahibi var ...diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aciyi bal egledigimiz o türkü,damla damla göz yasi ve her seyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aydinliga kosustugu o gün,dogru yere kostugumuz o&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürbetsizdi gözyaslari/issiz bir sokakta seni düsünen/sular altinda ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hergep/bir cakil tasi bile yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Degil mi ki;sairimizin Kürdistan yüzünü unutmak ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unutmamak,unutturmamak ve bütünlügüne sevmek seni Turgut&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyar.Senden sonra bir sürü cocuk geldi dünyaya.Hesapsiz siirlerini okumak icin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi biz sesinden siirler okuyalim bu gün Hergep dostlarinla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;,merhaba,merhaba,hos geldin,sefalar getirdin Turgut&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyar Hos geldin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavrim bir seyi bulup cosmaktir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonbahar geldi hüzün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kis geldi kara hüzün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey en akıllı kişisi dünyanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen yaz ortasında gündüzün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgim aciyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi sevsem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim beni sevse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caresizlikten insan siir okur bu Carsamba aksami,yüregin caresizligine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir umut Turgut Uyar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül toparlandi gitti iste&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim falan da gider bu gidisle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihe gömülen koca koca atlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihe gömülür o kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5486029567024173008?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5486029567024173008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-turgut-uyar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5486029567024173008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5486029567024173008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-turgut-uyar.html' title='Yeralti kollektifi Turgut Uyar'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxWQtYqs1iI/AAAAAAAAAFY/8PuA_NFTK2k/s72-c/turgutuyar-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-5858206359049204276</id><published>2009-12-01T04:10:00.000-08:00</published><updated>2009-12-01T04:16:15.803-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Ernst Thealmann</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxUI94GpARI/AAAAAAAAAFQ/IA9LUQp9TIU/s1600/Bundesarchiv_Bild_102-12940%252C_Ernst_Th%25C3%25A4lmann_%2528scrap%2529.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxUI94GpARI/AAAAAAAAAFQ/IA9LUQp9TIU/s320/Bundesarchiv_Bild_102-12940%252C_Ernst_Th%25C3%25A4lmann_%2528scrap%2529.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu gelen savaş ilk değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok savaş oldu bundan önce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bittiği gün en son savaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yanda yenilenler vardı gene,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yanda yenenler vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilenlerin yanında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kırılıyordu halk açlıktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenenlerin yanında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halk açlıktan kırılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü fasist Gölbergs gestapo sefi genaral Göring son bir kez belki ikna ederim düsüncesiyle Berlin'de ki Moabit iskence merkezini ziyaret eder.Tüm gestapo üst düzey kadrosuyla beraber.Berlin her karsi metresi fasizme karsi direniscilerin eylemlerinden dolayi,olagan üstün güvenlik önlemleri a-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ltinda Ernst Thealmann yoldasin bulundugu hücreye girer.Gestapo Göring seninle ilgi tüm tutanaklari okudum,senin böyle bir zavalli gibi tepkini öl-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cmeye geldim der,yanit gecikmez öyleyse simdi benim kim oldugumu biliyorsunuzdur.Ona cok tehlikeli bir isci önderi olarak görürler Alman fasizmi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iki kisi arasinda epey yogun bir tartisma yasanir o hücrede.Ve gestapo sefi genaral bana iki secenek birakiyorsun,ya burada kursuna dizileceksin,ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;da serbest birakilacaksin.Ikinci secenekten basladi fasist genaral.Seni serbest birakirsak politik yasamla ilgili tüm ilisigini terk edecesin.Daha gencsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önünde cok uzun ömür var.Sakin ailenizle beraber huzurlu bir yasam sürdürebilirsiniz derken Thealmann'a acimayla bakiyordu.Thealmann yoldasin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaniti gecikmez,iskenceleriniz,kursuna dizmeniz,direnmek yasamimada pahal olsa asla teslim alamazsiniz beni.Ve henüz vakit varken asil siz teslim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmalisiniz der.Benim yasamimin iscilerinden ne farki var,isci sinifinin kaderi neyse benimde odur,yeryüzünde ki tüm proletaryanin gelecegi benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yasamamin üzerindedir.Fasist Göring bu cevap karsisinda cok yazik cok Almanya icinder"tam tersine isci sinifi Almanyanin kurtulusu icin tek umutur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;der Thealmann.Isci sinifi sizin boynunuzu kiracak ve Stalin'de Hitleri bir varyos gibi ezecek der.Ernst Thaelmann yoldas 16 Nisan 1886 yilinda ünlü li-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;man kenti Hamburg'da dogar.Isci sinifinin yogun oldugu bu alanda Ernst Thaelman yoldasin genclik yillari bu sehirde gecer.Ilk mücadeleye burada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baslar,ilk celiskilerini emek ve sermaye burada görür ve 17 yasinda Almanya Sosyal Demokrat Partisi'ne üye olur.Ilk liman sözlesmeli isci iken sinif&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hareketi ile organik bag kurar.Caliskan bir isci önderi de olan Ernest Thaelman yoldas Hamburg polisinin gözüne carpar ve ilk burada yargilanir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci paylasim savasi basladiginda Ernest Thaelmann yoldas 28 yasindadir.Hamburg proletaryasinin yigit bir önderidir.Agustos 1914 yilinda savas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;basladiginda Alman emperyalizminin,sosyal demokratlarin ihanetleri,savasta kendilerini sömüren Alman tekellerinin yaninda yer alirlar.Iste bu sür-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ecte Sosyal Demokrat Parti icerisinde Ernst Thaelmann ve Roza Lukxsemburg ve Kral Liebkneckt gibi Sosyal Demokrat partiye karsi savasimin icinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yer alir.Emperyalist savasa karsi,devrimci ic savasi savur Ernst Yoldas.Savas basladiginda askere gider,gitmeden önce kendisi gibi emekci olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roza Koch'la yasamini örgütler.Bu kosullarda Spartaküs hareketinin yayinlari eline ulasiyor,onlarin düsüncelerini benimsiyordu.1917 Nisan'da Hamburg'a döner,tarih Ocak günleridir.Alman Sosyal Demokrat partinin savas politikalarini kabül etmeyenleri ihrac eder ve Almanya Bagimsiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal Demokrat Partisi kurulur.Spartaküler ise ideolojik ve politik eylemde birlik ve asitasyon ve propangada da serbestlik ilkesini esas alarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlara katilirlar.Öncü iscilerin hepsi SPD'den istifa ederek USPD'ye katilirlar.Ama o asker oldugundan parti üyesi olmaz.1917 sosyalist devrimin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sovyetler birliginde basariya ulasmasiyla,Ekim devriminden bir yil sonra Alman iscileri ve askerler savasa son verirler.Ülkede ki siyasal gelismeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Kasim 1919 tarihinde askerligine son verir Ernst Thaelmann yoldas.Iste o gün Karl Liebknecht yoldas Berlin'de Sosyalist Cumhuriyet ilan eder ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gecici bir temsilciler meclisi kurulur.Kisa bir zaman sonra kurulan temsilciler meclisinin amaci anlasilir;Devrimci Cumhuriyeti yikmaktir amaclari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spartaküsler,devrimci gruplar ve askerlerin Devrimci Cumhuriyeti Sosyalist Cumhuriyete cevirmesini USPD engeller.11 Kasim 1919 yilinda tekrar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;proletaryanin sehrine Hamburg'a döner.Roza ve Kral Liebknecht Alman gruplarindan ayirililar,bu devrimci kararli gücler Almanya Komünist Parti-sini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurarlar.Ernst Thaelmann yoldas partinin önderligini daha önemsemiyordu,ama Alman Komünist Partisinin tüm eylemlerine destek veriyordu.Lenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kominteri 1919 Mart sürecinde uluslararasi proletayanin dayanismasini örmek icin bu deneyimleri Alman devrimcilerine örnek olur.Ikinci enternasyonel sürecinde sagcilasan sosyal demokratlarin ile onlardan ayrilanlarin Komünist Enternasyonle mi sürecinde yogun bir ayrisma yasanir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sürec Ernst Thaelmann Marks,Engels ve Lenin ve Stalin yapitlarini inceler yogun olarak.1921 yilinda III komünterine katilmak icin delege secilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve 1923 yilinda Mayis ayinda KDP merkezine secilir.Ikinci dünya savasinda nazi toplama kamplarinda 18 Agustos 1944 yilinda alcakca digerleri gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman Fasizmi tarafinda toplama kampinda infaz edilir.Bu gün hala onlara borclu Alman emekcileri.Roza,Ernst ve Karl Liebknecht yoldasa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-5858206359049204276?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/5858206359049204276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-karl-liebknecht.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5858206359049204276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/5858206359049204276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-karl-liebknecht.html' title='Yeralti kollektifi Ernst Thealmann'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxUI94GpARI/AAAAAAAAAFQ/IA9LUQp9TIU/s72-c/Bundesarchiv_Bild_102-12940%252C_Ernst_Th%25C3%25A4lmann_%2528scrap%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-2194821170158564755</id><published>2009-12-01T01:16:00.000-08:00</published><updated>2009-12-01T01:16:58.439-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Jose Marti</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxTe_8iwVaI/AAAAAAAAAFA/M7znLQWuRVw/s1600/359px-Jose-Marti.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxTe_8iwVaI/AAAAAAAAAFA/M7znLQWuRVw/s320/359px-Jose-Marti.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ayni yalinlikta ölmek isterim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirda bir cicek gibi,sakin,gösterissiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mum yerine yildizlar parlasin üstümde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzü uzansin altimda sessiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba'nin Ispanya'ya karsi verdigi bagimsizlik savasinin dinomusu olan Jose Marti 28 Ocak 1853 Havana'da dogar.Babasi Ispanyol ordusunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cavustur,annesi ise sömürge adalardandir.15 yasinda siir yazmaya baslayan genc Jose 16'sina geldiginde "Özgür Vatan"adli bir gazete cikarir.Ispanyol sömürgecilerine karsi bagimsizlik savasina katildigi icin 17 yasinda tutuklanir ve 6 ay kürek cezasi verilir.Cezasindan sonra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neruda'nin sehrine sürgüne yollanir,o artik Madrid'te sürgündedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid'te Zaragosa üniversitesinde hukuk,felsefe ve fiziloji egitimi görür.1874'te ani bir kararla tüm Latin Amerika ülkelerini kesfe cikar.Yasaminin tümünü sürgünlerde gecirir.1878'de Ispanyollarla Küba toprak sahipleri antlasinca savas sona erer ve genel afla özgürlügüne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kavusur,ayni yil evlenir,bir kiz,bir oglu vardir.1880'de Küzey Amerika'ya göcmen emekci olarak göc eder.Yillarca siir,makale,kitap yazan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jose Marti ayni zamanda da bir sosyalist dava adamidir,burada ki siyasi calismalarini illegal sürdürür.Ve bu calismalardan dolayi bir kac kez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tutuklanir.Bu tutuklanmalardan sonra New-York sehrine yerlesir,burda "LA NICION" gazetede köse yazarligi yapar.Ünü tüm kitaya böylece&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yayilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatan icin duyulan sevgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprak ana icin duyulan ya da cignedigimiz cimenlere karsi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenilen gülünc sevgi degil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu ezenlere karsi beslenilen yenilmez nefret&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona saldiranlara karsi beslenilen ebedi hinctir diyecek kadar vatan ve ülke kokar siirleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba devrimci partisi 1892'de bu dizelerde ki kurulur.Jose Marti bir emekci gibi hemen örgütlü mücadeleye katilir,hemen bir yayin organi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olan "Vatan" adli gazeteyi cikarmaya baslar.1895'te küba halkini özgürlük icin özgürlük davasina sahip cikmaya davet eder-Monte Kristo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildirisini kaleme alir ve bu bildirgeyle emekci sanata ve edebiyata sinirsiz katkilar sunar.Iste bir sairin siiri yaratma bicimini bu katildigi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özgürlük düsünde armak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben aydinlik ve özgürlük delisiyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varsin hainler gizlensinler,soguk bir tas altinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürüstce yasadim ben,karsiliginda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzüm dogan günese dönük ölecegim der...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1895'te son kez Küba yurtseverleri Ispanyol beylerine karsi hazirliklara baslarlar.Jose Marti önderliginde örgütlenen bagimsizlik savasimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Subat 1895'te patlak verir,ayni zaman da ic tartismalar alevlenir,eylemci olan Jose Marti zaman harcamaz,her renkten gruplari harekete&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gecirir,hatta anarsist akimlarla da ortak hareket eder.Anarsist önder Creci bu ugurda yasamini yitirir.19 Mayis 1895'te Ispanyol sömürgecileriyle girdigi bir muharebede yasamini yitirir Jose Marti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kisa ömrü boyunca siirleri hala güncel ve emekcidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahsum dram..1869'da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahvolan dostluk ,otobiyogrofi.1882&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basit siirler 1891&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür siirler 1913'te basilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-2194821170158564755?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/2194821170158564755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-jose-marti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2194821170158564755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2194821170158564755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/12/yeralti-kollektifi-jose-marti.html' title='Yeralti kollektifi Jose Marti'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxTe_8iwVaI/AAAAAAAAAFA/M7znLQWuRVw/s72-c/359px-Jose-Marti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-2236101002467883387</id><published>2009-11-29T22:29:00.000-08:00</published><updated>2009-11-29T22:31:11.547-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Hasan Hüseyin Korkmazgil</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxNmlNN5oeI/AAAAAAAAAEw/SCS7BEGihLs/s1600/imageresize.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxNmlNN5oeI/AAAAAAAAAEw/SCS7BEGihLs/s640/imageresize.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bu Mayis sicaginda düsüncelerimizi serinletecek bir siir Nehirler.Olagan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kocaman kara gözleri olan bu adamin siiri,Kizilirmak kurumadan daha,kadin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;camasirlari yikamadan daha.Cocuklar civil civil atmadan kendilerini,Kizilirmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;deryasina.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Derler ki coskun bir irmaktir artci depremler gibi.Bir rüyada bile böylesine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özgürlüge nazik davranan insanlik cennetin yolculuguna götütüyor adeta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadin irmak kenarinda minik elleriyle cakil taslarini kapti,bir birine vurmaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;basladi,önce sag elinde tasi sol elinde tasa vurdu derken diyer kadinlar onu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;taklit etmeye basladilar.Cocuklar elleriyle cakil taslarini elleriyle havaya kaldirdilar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaslilar el cirpmaya basladilar.Derken Munzur türkü söylemeye basladi. Ve.....Yolculuk basladi yolcu.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolcu !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüyorum ki,bir an önce varmak istiyorsun oraya.Gerginsin,kipir kipirsin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soluk solugasin,yay gibisin ey yolcu !Cosunlugun ne güzel,gerilimin ne güzel,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öfken ne güzel !Sana selam,sana saygi ey yolcu !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat düsündün mü yolun uzunlugunu ? Neler var yolunun üstünde,düsündün mü ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kosar-adim asabilecekmisin su dagi,gecebilecekmisin bu hizla su beli,tirmana bilecekmisin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu solukta su sirti ? Ovada dikenler boy-atmistir belki,kayalar yollara ucmustur,kuru dereleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seller basmistir,kar yagmistir belki o tepelere ? Böyle,ucar gibi gecip gidebilecekmisin oralardan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hemen varabilecekmisin oraya ? Belki sirtlanlar üsüsmüstür leslere,kuzgunlar cökmüstür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ak kayalara,kuduzlar tutmustur belki yollari. Belki silinmistir ayak izleri yolcularin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlari bir bir düsündün mü,ey yolcu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cünkü sen ne ilk yolcususun bu yolun,ne de son.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derim ki sana :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollekfi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-2236101002467883387?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/2236101002467883387/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/11/yeralti-kollektifi-hasan-huseyin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2236101002467883387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/2236101002467883387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/11/yeralti-kollektifi-hasan-huseyin.html' title='Yeralti kollektifi Hasan Hüseyin Korkmazgil'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxNmlNN5oeI/AAAAAAAAAEw/SCS7BEGihLs/s72-c/imageresize.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-3534969894544265113</id><published>2009-11-29T14:59:00.000-08:00</published><updated>2009-11-29T14:59:29.094-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Enver Gökce</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxL8tQuNbdI/AAAAAAAAAEY/TOciAZ_2auA/s1600/enver-gokce.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxL8tQuNbdI/AAAAAAAAAEY/TOciAZ_2auA/s320/enver-gokce.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;1920.yilinda Erzincan-Egin dogumludur Enver Gökce.Bir Anadolu köyündendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir siirinde söyle tasfirler sair...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben;Bizden olan bütün insanlarin dostu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adi haritalarda bile bulunmayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir köyündenim Anadolunun....61 yillik ömrünün izleri kardes halklarin birligine davet vardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara.ya gelisimiz bir soguk kis yeni baslangicidir,o zaman 9 yasindayim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yagmurlu bir günde köyden ayrildik Arakir,e oradan da Hekimhan,a Kangal yoluyla Sevas'a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadar karayoluyla ve kis vakti ömrümüz yollarda gecti der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enver Gökce Anadolu,nun bir köyünden gelmis Ankara Dil Tarih ve Cografya Fakültesine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;girmis,kardesce bir dünya icin ütopyasini buradan almis,siire tutkulandiginda II dünya savasi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yillaridir iktidarda ise Milli Sef Ismet Ünönü vardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enver Gökce üniversitede devrimci anti-fasist düsüncelerle tanisir ve ANT edebiyat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dergisi cikartirlar yaninda ise Arif Damar Barikat ve O.Faruk Toprak beraber.1946 da kurulan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Gencler Derneginin icinde görev alir,bu anti-fasist genclik dernegi icinde yer aldigindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dolayi 1948 ise 3 aylik ceza alir,Enver Gökce ve ardindan Meshur Teskilat-Mahsusiyenin TKP&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;operasyonlarinda yil 1951 de tutuklanir ozan, 7 ay hapis iki yilda sürgün cezasina carptirilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu dava ayni zamanda 49,lar olarakta bilinir kimler yok ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bügünün Celal Cerrah Vatan iskence merkezi gibi meshur olan,Istanbul Eminönünde ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sansaryan Han,da 2 yil hücrede yanliz basina kalir Enver Gökce asla boyun egmez iskencecilere ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zindanlar ve yanlizliga ve söyle seslenir hücrede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana selam olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürgünler,mahkumlar,hastalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alacagin olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni Istanbul seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni Bursa,Cankiri,Malatya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizlere selam olsun üniversiteler !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ögretmenleri alinmis kürsüler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ögretmenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizlere selam olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet yazan eller,dizen eller,de mabaa emekciligi döneminde dizgi emekcisi olan Hasan,a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir dörtlük,te yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"bir türkü bilirim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;var git oglan var git&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nerede karnin doyarsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vatanin ora...diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enver Gökce sanatini ezilen emekcilere adar ve anti-fasist mücadeleye ve halkina&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep bagli yasar 1940,li yillarda iki akimin mücadeleside vardir,Garip akimi Orhan Veli.Melih&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevdet Anday ve Oktay Rifat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enver Gökce ise kendini emekci siniflarin toplumcu sairi olarak tanimlar ve o hic bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaman ideallerinden taviz vermez basegmez bir türküdür Enver Gökce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz olmazsak gökyüzü,biz olmasak üzüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz olmasak üzüm göz,kömür göz,ela göz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz olmasak göz ile kan,öpücük,nar ici dudaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz olmasak ray,dösenen tekerlek,yikanan bugday&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayin onbesi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz olmsak Tasovanin tütünü,Kütahyanin cinisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne diz,kardes dizi,yar dizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel degildir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun tüm siirlerinde toplumsal katmandan herkes vardir,isciler,ögretmenler,kadinlar,ögrenciler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köylüler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enver Gökce tipki Mili sef dönemimin karanlik günleri olan 12 eylül günlerinde tank ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;palet,ölüm,iskencelerin,arananlarin afisleri arasinda 1981,de Seyranbaglari Huzur evinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Kasimda yasama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümit iskencede mahsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emek iskencede mahsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenim,ayaklarim üryan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmek iskencede mahsun diyerek emekcilerin birligini,acilarini ortaklastirir yeralti nehirleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daima bizimlesin Enver Gökce...Umutlu olun bahar bizden yana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-3534969894544265113?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/3534969894544265113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/11/yeralti-kollektifi-enver-gokce.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/3534969894544265113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/3534969894544265113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/11/yeralti-kollektifi-enver-gokce.html' title='Yeralti kollektifi Enver Gökce'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxL8tQuNbdI/AAAAAAAAAEY/TOciAZ_2auA/s72-c/enver-gokce.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-4382604593271683739</id><published>2009-11-29T13:44:00.000-08:00</published><updated>2009-11-29T13:45:31.494-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Gülten Akin</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxLrZfWzbmI/AAAAAAAAAEA/wrHmPIslaoY/s1600/gulten_akin.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxLrZfWzbmI/AAAAAAAAAEA/wrHmPIslaoY/s320/gulten_akin.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Biliyoruz yalanla besliyorlar bizi ;Ama 1933 dogumlu Gülten Akin söyle der&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yitigin tartildi orda burda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bozuk mu düzgün mü tartılarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durdun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söylenmemiş, anlatılmamış, söylenememiş olanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlaşılır durdu duruşun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle bakıyorsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinde dolaştırdıkları o karışık ayna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senin çıplak gözlerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kadar ne kadar yabancı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;suya düşmüş arıyı gözleyen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu dünya düşündürmez mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimin hayatı kimin umurunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa sarmalandın, paylaşıldın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ortasında sen gibi bir kalabalığın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler olmasa kim kimi severdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saklı tuttun o insanı insana bağlayan güvenci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yollar boyu, eskitilmiş alanlarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;solgun bir bedeni gezdirmedin Metin' in annesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama biliyoruz Fadime ana"Vardik,Variz Varolacagiz"diyen dillerimiz ,gökyüzüne fethe cikacak Akin Akin,sokak,sokak,vardiya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vardiya üreyecegiz,cogalacagiz kankirmizi rahimlerde alinterimizle yeryüzüne der Sunay Akin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk bu sabah&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk bu sabah göğü görmedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk bu sabah kayısı çiçeklerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüzün ilk kez konuk gibi gelmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim, ev sahabım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karacamı suya indiremedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahanım uçurdum döndüremedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enikli kapılar kitlendi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taş avlular sustu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kez bekledim ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostu bekler gibi bekledim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim acım acıların beyidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canıma bir doru kısrakla gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öfkeyi sabırda eritir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umut yer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyunu gözümden içer bir zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağlar of dağlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün siirleri okuyacagiz,bütün ustalarin,arkadas olacagiz tüm tinerci kimsesiz cocuklarla,barisa güvercinler ucuracagiz,firtinada,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boranda.Bütün emekci siirlerlen gökyüzüne Baris yazacagiz baris.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek bizim olacak.Artik yalanlarla besleyemeyecekler bizi,biz siirlerimizi okuyacagiz her dilden,Kürce,Ermenice,Cingenece,Almanca,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Italyanca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siir demek halklarin kardeslesmesi demek,umud demek,gercegin imgesi demek 1933 dogumlu Leningrad barikatlari demek.Dim dik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sokaklarda siir okumak,ask gibi Akin demek,"kadin olarak dogulmadigi"...kadin olundugu,en sade ve yalin,iste demet demet tüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dillerde siirleri,vardiyada,sokakta,dagda,voltada,anne rahminde,omuz omuza carpisirken bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanyada bir Nazi toplama kampinda ki su düstü aklima "Calisma özgürlestirir" 1933 dogumlu sair söyle der o yok edici fasizme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karsi Emege,günese,hürriyet,düslerde özgürlük olsun özgürlük siirce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak öyle güzel öyle derin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dostun sıcacık merhabasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürekten gülüşünde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak güzel şey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerin sevdiğinin ellerinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinde sevgi dolu bakışlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-4382604593271683739?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/4382604593271683739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/11/yeralti-kollektifi-gulten-akin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4382604593271683739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4382604593271683739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/11/yeralti-kollektifi-gulten-akin.html' title='Yeralti kollektifi Gülten Akin'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxLrZfWzbmI/AAAAAAAAAEA/wrHmPIslaoY/s72-c/gulten_akin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-6400881155446095806</id><published>2009-11-29T13:09:00.000-08:00</published><updated>2009-11-29T13:46:15.303-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Metin Altiok</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxLi67ZYPSI/AAAAAAAAADg/sj6xOaQ_0GE/s1600/fft17_mf73466.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxLi67ZYPSI/AAAAAAAAADg/sj6xOaQ_0GE/s320/fft17_mf73466.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Elim sakalimda,trassiz yüzüm,okumaktan gözlerim bozulmus.Aklima su Mayis arifesinde "yol bozuk,bozuk"türküsü geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüseyisin gülümseyisime bulasiyor.Semaha dönüyor sen ve ben olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgin dalgin voltaliyorum,gözlügün geliyor aklima sahi ne oldu ona ?.Bir anekdot düsüyor senden usuma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ömrümce kendimi hep sözde buldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz cehennemimdi yanip kavruldum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin yanip döne döne semaha döndügün o gün,ben polisler tarafindan seni katledenleri protesto ederken vuruldum,hem de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni yakanlari koruyan o polisler tarafindan Mecidiyeköy'de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ama gitmektir benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yenilmezligim dünyada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben durmaz giderim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu can tende durdukca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve seni anlata bilmek seni,göz yaslarim arasinda,ne anlata bilmek,ne de umutsuzluk,her canda seni anlata bilmek seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metin abi,sevgili egitmen.umudun sözlerini yazan sair.Katlimada ilk kurtulan ilk hece siirlerini naksedecegiz sana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yüzümde gezginci bir adam hali:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sazi ve heybesiyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kücük bir garaj kahvesinin önünde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekleyen biri gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay dokunmus omuzuma bir aksam vakti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günden beri bakislarinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir otobüs penceresinde hizla gecisi"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atesin koru gibi,prometheusum benim,isminin bas harflerini ögreniyor simdi cocuklar sorguluyarak.Üc saz teli koptu bu aksam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayis'in savki vurdu sakaklarima.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyonlar 500 bin güvercin ucuracaklar bu gün,bir tanesi sana gelecek,gagasinda zeytin dalli ve mektuplu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suskundu sokaklar,ellerinde derin devletin pasaportu vardi cakallarin,hüznü damitan o gün,topraga semah döndün metin abi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aciydi konup dergaha aldin sazi eline Pirsultaca türküler ve siirler okudun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asiyor bak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir duvari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayaydinlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gu ce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lu de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gülümsüyordun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caresilikten degil,umuttan aglayasi geliyormu emekcice düsüneler,iste bizimde o gün sokagimiza siirlerle özgürlük gelecek.Asil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yangin Sewas yüregim benim.Ülkem umud simdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste budur bu satirlarin son dörtlügü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"simsiki tutmak avucunda atesi ve semah dönmek,inadina semah.Ve Cewlikte yoksul bir ozandir asla unutulmayan yeralti nehirlerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-6400881155446095806?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/6400881155446095806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/11/yeralti-kollektifi-metin-altiok.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6400881155446095806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/6400881155446095806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/11/yeralti-kollektifi-metin-altiok.html' title='Yeralti kollektifi Metin Altiok'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxLi67ZYPSI/AAAAAAAAADg/sj6xOaQ_0GE/s72-c/fft17_mf73466.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-4937718891513735230</id><published>2009-11-28T11:20:00.000-08:00</published><updated>2009-11-28T11:20:31.579-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Ruhi Su</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxF33yyhtoI/AAAAAAAAADQ/Zozdnoh1XDQ/s1600/ruhi_su.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxF33yyhtoI/AAAAAAAAADQ/Zozdnoh1XDQ/s320/ruhi_su.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ruhi Su,eserleri,yasam tarziyla daima baldiri ciplaklarin yaninda olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emekci bir halk sanatcisidir.Insan sevgisi ve kabesi emekcilerdir her&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaman büyük ustanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerin kabesi var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim kabem insandir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran da kurtaran da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insanoglu insandir...der.Halk emekcisi durusuyla ölümünün 22.yilinda Ruhi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su ustadan ezgili yürekleri dinlemek.Dünyada savas cigirtkanligin hala&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devam ettigi dünyamizda ilk aklimiza Yemen türküsü gelir,Yemen,e gidenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dönmedi hala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1912 yilinda Van'da basladi yasama.Anne ve babasini hic tanimadi.Cocuklugu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cukurovada Ahmed Arif,Yilmaz Güney,Yasar Kemal,Kemal Tahir gibi yoksul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geldi cok kücüktü evlatlik geldiginde.Ailesi cok yoksuldu ve öksüzler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yurdunda Ruhi Su.O günden sonra hep yatili okullarda okur.Muzik yasami&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öksüzler yurdunda baslar.Ilkokul 4 sinifta keman calmaya baslar.Ankara'da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muzik Ögretmen Okulunu kazanir,sonra askeri liseye gönderilir.Burada da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muzikle bagini terketmez.Ve sevmedigi askeri okulda kovulmanin yollarini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arar.Okuldan kacar ve sahte kimlikle yakalanir Istanbul'a götürülüp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haps edilir.Sonra cürüge ciktigindan askeri liseyle ilisigi kesilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhi Su'nun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1936'da Musiki Muallim Mektebinden 1942'de Ankara Konservatur Opera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böülümünden mezun olur.Aldigi bati klasik muzigiyle kendi tarzini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaratir.Ileriki yillarda Ankara Cebeci Ortaokulunda ve Hasanoglan Köy&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enstütisünde bir koro kurar.Ankara radyosunda programlar sunar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dil Tarih Corafya Fakültesinde de büyük bir koro kurar.Ankara devlet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;opera sanatcisi olarak klasik opera eserleriyle basari kazanan basbariton&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhi Su,ilgiyle dinlenir artik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radyo programlarinda emekcilerin begenisini kazanir.Ancak radyo programlarinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alevi deyisleri ve türküleri söyleyip"komünizim propagandasi"yapmakla suclanir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1952'te hem radyodan,hemde operadan uzaklastirilir.O artik bir bölücüdür devlet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;katinda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Kasim 1952'de tutuklanarak Istanbul'a gönderilir.1949 TKP yargilamalari sonrasi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;süren sürek avinda Ruhi Su'da TKP'li oldugu öne sürülerek ünlü anayasanin 141'ci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maddeden yargilanir ve 5 yil hapis,20 ay gözetim hükmü giyer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahsus mahal derler kaldim zindan da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalirim kalirim dostlar yandadir.Zindanlari cok güzel tavfir eder Ruhi Su mahsus mahal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece Ruhi Su komünizm propangandasi yapti denilerek ceza verilir ve opera yasami&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;noktalanir.Iste türkülere ezgili gecisi böyle baslar Ruhi Su.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahsus mahal'de 1957'de cikar.1960'ta Istanbul'da türkü söylemeye baslar.1975'te&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlar Korosunu kurar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekcilerin türkülerini söylemeye basladigi 1938 yilindan ölümüne kadar ne *Mahsus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahal'in agir kosullari,ne engellemeler,ne yasaklar,ne aclik ve yoksulluk Ruhi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su'yu ezilenlerin türkülerini söylemekten alikoyamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini emekci milyonlarin acilarini,umutlarini sanatini yapan Ruhi Su bu yolda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yetimhanelerden süzülerek kalbimize emek oldu.Devletin pasaport vermeyerek Ruhi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su;nun tedavisini engelleyerek 20 Eylül 1985'te hayata dair türkülerini bizlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;armagan etti.73 yillik sanat yasaminda 16..45'lik plak.12 uzuncalar plak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doldurdu.Siirleri,konusmalari,yazilari.1975 basilan EZGILI YÜREK kitabinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplandi.1986'da ise anisina hazirlanan"Ruhi Su'ya Saygi" kitabi yayinlandi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turna derler bir kustadir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asasi Nil deryasinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hirkasi bir dervistedir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nil deryasi umman oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarardi gül benzim soldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakisi aslanda kaldi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dövüsü dahi koctadir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerde Pir Sultanim nerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özümüz asili darda kaldi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemen;den öte bir yerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha Düldül savastadir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti nehirleri kollektifi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3905440250543542207-4937718891513735230?l=yeraltinehirleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/feeds/4937718891513735230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/11/yeralti-kollektifi-ruhi-su.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4937718891513735230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3905440250543542207/posts/default/4937718891513735230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeraltinehirleri.blogspot.com/2009/11/yeralti-kollektifi-ruhi-su.html' title='Yeralti kollektifi Ruhi Su'/><author><name>HACKED</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13363616350245257611</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/TMrn_Nu-GyI/AAAAAAAAAV8/KH2f4njJ2Lg/S220/HACKED.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxF33yyhtoI/AAAAAAAAADQ/Zozdnoh1XDQ/s72-c/ruhi_su.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3905440250543542207.post-7675761686598341760</id><published>2009-11-28T11:18:00.000-08:00</published><updated>2009-11-29T15:00:21.945-08:00</updated><title type='text'>Yeralti kollektifi Pir Sultan Abdal</title><content type='html'>Mehdi dede gelse gerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxF3X9UJdbI/AAAAAAAAADI/MBR-1VOvFdA/s1600/Seyh_bedrettin.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_FjqL_BVk8ns/SxF3X9UJdbI/AAAAAAAAADI/MBR-1VOvFdA/s320/Seyh_bedrettin.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ali divan kursa gerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haksizliklari kirsa gerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Intikam alsa gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskaldiranlarin canyoldasi Pir Sultan Abdal.Onu tanimayan bilmeyenimiz var mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemlisi ne kadar su yukarida yazilan dörtlüge bagli kaliyoruz ? Evet onu sahiplenmeyen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oldugu kadar,sahiplenenler vardir,var olacaktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle benim Pir Sultan Abdal'i yeniden yazmamin amaci isbirlikci düzene yamanan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aleviyim diye gecinenlere,onlarda savunur görünür.Ama özünü revize eder,ideolojik olarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendilerine benzetmeye calisirlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu esasen sahiplenmesi ve savunmasi gereken bizleriz ama bizde bu konuda edilgen kaliyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adeta seyirciyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle Pir Sultani Abdal'i anlatirken esas kaynak siirleridir.1500'lerde yasar,ama tam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak ne zaman dogdugu ne vakit hakka yürüdügü dair cesitli tarihler öne sürülmesine ragmen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilinmez.Asil adi Haydar'dir.Sivas'in Yildizeli ilcesi'nin Banazli Köy'ünde dogmus.Alevi-Bektasi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siyasal/dinsel kimlige sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altini cizerek söylüyorum Pir Sultan Abdal'in yasadigi cag anlasilmazsa,kendisini tanimlayamayiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde sadece onun Alevi inancina bakip yorumlayamayiz.O cagin feodal Osmanli toplumunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sinifsal öz olarak siyasi ve ideolojik olmaktan cok dinsel motifler üzerinde ayrismalar yükseliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gercek anlasilmadan sürecin kendisinide iyi anlayamayiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum sadece Osmanli ve Ortadogu'ya has degildi.Ve söyle anlasilmali.Osmanliyi yöneten egemenlerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mezhebi resmi olarak sunni iken.Anadolu ve daha cok Türkmen halklarinin mezhebi Alevilikti.O günün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kosullarinda bunlar catisan siniflarin bayraklariydi.Ama despot Osmanli bunu maske olarak kullaniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu maskenin altinda maddi olarak yoksullarin catismasi vardi.Onun icin simdi yasadigimiz sürecte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yasanan catismalari din savaslari olarak degerlendirmek yanlistir.Buradan yola cikarak Pir Sultan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdal'in tarihsel ve siyasal yasamin icinde ki rolüne bakabiliriz.Yoksa yanilmaktan kurtulayamayacagimiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi bu tür halk ozanlarinin yada önderlerinin gercek hakkini tarihe ve insan olan insana mal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edemeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pir Sultan,Baskaldirilari dönemlerinin insanidir.Yüzyil savaslari denilen 1500'lerden baslayip(Sah Kulu-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalender Sah vb )1600'lere tasan bir dizi ayaklanmalarin icinde yer almis,desteklemis,hazirligina&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;girismis söyle demis....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönen dönsün,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben dönmezem yolumdan.....deyip tutarli ve yigit bir önder olarak rüstünü ispat etmistir.Iste bazi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isbirlikci Alevi tarihcileri arastirmalarindan kacindiklari söz budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarikattadir elimiz/hakikattadir yurdumuz/sözü ilede halk kitleleri icinde ki örgütlü güce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vurgu yapar Pir Sultan o cagda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu ayaklanmalar icerisinde Pir Sultan Abdal'in en önemli rolünü siirleriyle yol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;göstermistir.Ve siirleri Osmanli(askeri-feodal) egemenligine karsi gelisen,gelistirilen,ayaklanma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve isyanlarin halka anlatimidir siirleri.Pir Sultan Abdal bu yönüylede yasadigi dönemin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplumsal iliski ve catismalarin ,birinci elden yansiticisi olmus.Tarihe isik tutmustur.O yüzden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baslik atarken ayaklanmalarin saiir Pir Sultan Abdal dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadilar müftüler fetva yazarsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste kemen iste boynum asarsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste hancer iste boynum keserse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Dönen dünsün ben dönmezem Pir'imden.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Osmanliya,düzene,düsmanlik,haksizliklarin olmadigi bir düzen istiyordu Pir Sultan.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Baskaldirilari örgütlemek,katilmak,Alevilige inanmak vb.Ölüm fetvasinin nedeni oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Kanüni Sultan Süleyman'in Sivas Valisi Hizir Pasa tarafindan Sivas'ta dara cekilir ve&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;katledilir.Fakat fiziken aramizda olmasa bile saymakla bitmeyen,kirmakla tükenmeyen,yakmakla&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;yok olmayan ve siirleri hayali gönlümüzde manevi ve ideolojik olarak bizlere yol gösteriyor&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;ve göstermeye devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Ondandir ki üzerinden yüzyillar gecmesine ragmen günümüze ulasmis ve burdan ötelere tasina&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;bilme potansiyeli var ezilenlerin elinde bayrak Pir Sultan.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Anadolu halklari onun icin Pir Sultan ölür dirilir derler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-l
