19 Şubat 2010 Cuma

Yeralti kollektifi Manusyan


Bir Özgürlük Tutsağı, Tehcirden göçmenliğe, II. Dünya Savaşından faşizme, Tarih çarkının bireyi öğüten onca sivri dişlisi üzerinde yükselen bir yoldaşlık öyküsü... II. Dünya Savaşı yıllarında, işgal altındaki Pariste, faşizme karşı verilen Direniş mücadelesinin liderlerinden Misak Manuşyanın yaşamı... Aşkı özgürlükten, inancı mücadeleden ayırmayan bir partizanın ölüm mangası karşısında sonlanan kavgası... Umutların, hayal kırıklıklarının, şüphelerin ve korkuların da olanca çıplaklığıyla gözler önüne serildiği bir anlatı... Dostu, sevgilisi ve yoldaşı Meline Manuşyanın kaleminden...


Misak Manuşyanın 1906da Adıyamanda başlayan hayatı, I.Dünya Savaşının, İspanyol İç Savaşının, komünizm düşmanlığının ve otoriter rejimlerin Fransaya savurduğu binlerce yabancınınkiyle, Pariste kesişiyor. Dilini bilmediği, sokaklarını tanımadığı bu şehirde, Manuşun şiiri, müziği, edebiyatı elden bırakmadan kültürünü yaşatma çabası, zamanla tüm halkların özgürlüğünü koruma mücadelesine, insanları yaşatma mücadelesine dönüşüyor. Misak Manuşyan ve 22 dava arkadaşının 21 Şubat 1944te kurşuna dizilerek sonlanan hayatları, direnişi şiddetten ayıran çizginin özgürlük mücadelesi anlamına geldiğini, özgürlüğün olmadığı yerdeyse ne bir halkın, ne de bir aşkın kendini gerçek anlamda var edebileceğini bir kere daha gösteriyor.



Bir bölüm

Fresnes Hapishanesinde geçirdikleri üç ay boyunca, 23ler uzun uzun sorgulanır, yani işkence görürler. Yargılanmaları sırasında taşıdıkları yara izleri de bunu kanıtlar. Sorgulamalarda, eylemlerinden ve bunları niçin yapmış olduklarından başka bir şey söylemezler. Pişman olduklarına dair tek bir söz çıkmaz ağızlarından; aksine, sırf görevlerini yerine getirdiklerini söylerler. Her biri, onları harekete geçiren ortak nedenlerin yanı sıra, kendi özel gerekçelerini açıklar. Mesela Yahudiler, onları toptan ortadan kaldırmak isteyen Nazi barbarlığına karşı kendilerini savunduklarını; Ermeniler, Birinci Dünya Savaşı sırasında Almanların onayıyla katledilmiş halklarının özgürlüğünü korumak için savaştıklarını; İspanyollar, ülkelerinde ortalığı kasıp kavuran faşizme karşı çarpıştıklarını; İtalyanlar, Hitlerin müttefiki Mussolini tarafından kovuldukları memleketlerine dönebilmek amacıyla silaha sarıldıklarını; Polonyalılar, Hitlerin haritadan sildiği vatanlarının yok olmaması için mücadele ettiklerini belirtirler. Hepsi de, işgalci Nazilere karşı halklarıyla omuz omuza savaşırken, kendilerine kucak açmış olan Fransaya karşı görevlerini yerine getirdiklerini söylerler.
 
 
yeralti nehirleri kollektifi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder