8 Aralık 2009 Salı

Yeralti kollektifi Louis Aragon


Sonu bilinmeyen bir yolda


Buldum kendimi bir anda

Direndim, yenilmedim

Ne fayda, sevemedin, Ne fayda

Çaresizliğin esiri olmuş hayatım

Bitmez, tükenmez haykırışlarım

Sensizliğine, çaresizliğine

Ben ömrümden ömür adarım

Mutlu aşk yoktur, Aşkın tarifi yoktur

İmkansız aşk çoktur, Mutlu aşk yoktur

Mutlu aşk yoktur, Bedeli ödenmeyen hayat yoktur

Her aşkın azabına uğrayan çoktur, Mutlu aşk yoktur.

Mutlu aşk yoktur, Sevgisiz kimse yoktur

Sevgiyi tadan çoktur, Mutlu aşk yoktur

Mutlu aşk yoktur, Aşka kapılan çoktur

Sevenin kini yoktur, Mutlu aşk yoktur..

Mutlu aşk yoktur, Sevmenin bedeli yoktur.

Ödenen bir bedel varsa orda aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur....

Mutlu aşk yoktur, Aşkın asilliğine inanan yoktur

Bugünkü bir gecelik aşklar masumluktan mahrumdur

Mutlu aşk yoktur....

Mutlu aşk yoktur, Her aşkın sonunda üzüntü çoktur

Kırılan kalpler, yıkılan hayaller, Mutlu aşk yoktur

Mutlu aşk yoktur, merhametten yoksun insan çoktur

Aşkın olmadığı yerde hayat yoktur, Mutlu aşk yoktur.

Mutlu aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur....

Bir romeo, Bir juliet bu hayata çoktur

Mutlu aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur..

Mutlu aşk var mıdır ki bir de bana ulaşıp hayatımı taçlandırsın

Mutlu aşk var mıdır ki beni benden alıp hayatıma anlam kazandırsın

Mutlu aşk yoktur

Mutlu aşk yoktur

Yoktur, yoktur....

"Kendimle uzlaşmak gibi bir arzum yok, olmadı da hiç. George Brassens'in bestelediği ve yaygınlaştırdığı "Mutlu aşk yoktur", 1943'de yazdığım bir şiirin dizesidir. Söz konusu mutsuzluk, işgal yıllarının mutsuzluğu. Fransa'nın içinde bulunduğu o acıklı durumda mutlu bir aşk olabilir miydi? Ortak bir mutsuzlukta bireysel mutlulukların olamayacağı teması, o zamanlar işlediğim bu tema, aslında hemen yazdığım tüm yapıtlarda da var. Gerçekten, bu şiirde ortaya çıkan sorun, mutlu aşkın olup olmayacağı değil, mutlu çiftin olup olmayacağıdır. Kadın-Erkek çiftini, erkeğin ve kadının en yüce şekli

olarak düşündüğümü söylemiştim. Umarım gelecek günler kadın-erkek çiftine mutluluk taşır."









3 Ekim 1897'de Paris'de doğmuştur. Siyasal eylemci ve komünizm yanlısı şair, romancı ve deneme yazarı. Bugünkü Fransız ozanlarının en önemlilerinden biri diye biliniyor. Önceleri, Dada akımının öncüleri arasında sayılıyordu, sonradan Breton, Soupaux ile birlikte bu yüzyılın en önemli şiir akımı olan Sürrealizm'in kurucularından biri oldu. Bugüne değin şiir, roman, eleştiri, deneme, çeviri olarak 61 kitap yayımladı. Aragon'un ünü, öte yandan, İkinci Dünya Savaşı'nda gizli karşı koyma hareketiyle daha bir büyümüştür. Le Paysan de Paris adlı romanı, gerçeküstücülüğün en güzel örneklerinden biri olarak gösterilmektedir. Charles d'Orléans'dan, Victor Hugo'ya değin uzayan bir şiir çizgisini sürdürür gibidir Aragon. Aragon açık yazan ozanlardandır, birçok şiirleri bu yüzden şarkı haline getirilmiştir. Aragon, romancı olarak da ün yapmıştır. Çağdaş romanların arasında önemli bir yer tutar. Birkaç çevirisi de vardır. 24 Aralık 1982'de Paris'te ölmüştür.







Gökyüzüne kanatlandi yarali serce,bas ucunda sadece sevgilisi vardi,cünkü mutlu ask yoktur diyenlere inat.Zindan da voltaliyordu aklina söyledigi arguvan siirleri

geldi,adimlarini daha da siklastirdi,nehir birden damlalar halinde akmaya basladi tipki su dizeler gibi Aragonca Elsa'ya





Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Zaman sensin

Zaman kadındır. İster ki

Hep okşansın diz çökülsün hep

Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına

Bir taranmış

Bir upuzun saç gibi zaman

Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi

Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken

Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi

Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın

Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi

Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada

Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini

Daha beter seni kaçak

Seni yabancı bilmekten

Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan

Tanrım ne ağırdır sözcükler. Asıl demek istediğim bu

Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim

Sen ki benim saat-şakağımda vurursun

Boğulurum soluk alıp vermesen

Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın

Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Her söz

Dudağımda bir dilenen zavallı

Acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında

İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim

Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali

Kaba konuşmamdan gücenme benim. Bu konuşma

Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar

Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Bilmem ben

Sana benzeyen zamandan söz açmayı

Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm

Tıpkı uzun bir süre garda

El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler

Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının

Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Korkuyorum senden

Korkuyorum yanın sıra gidenden. Pencerelere doğru akşam üzeri

El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden

Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden

Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Kapat kapıları

Ölmek daha kolaydır sevmekten

Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam

Sevgilim.

Iste bu yeralti nehirleri fasizme karsi umut dimdik ayakta diyerek Paris barikatlarina Hitler'i yenmek icin partizanca direngenlikle yazdiklarini sokaklarda pratiklestirmistir ayni zaman da o bir yeralti nehirleridir artik


yeralti nehirleri kollektifi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder