10 Aralık 2009 Perşembe

Yeralti kollektifi Jan Paul Sartre


Sömürgecilik Bir Sistemdir Jan Paul Sartre


Reseau Jeanson üyelerine karsi askeri mahkemede acilmis bulunan davada sanik ve

avukatlarin desteklemesi amaciyla 121 yazar ile sanatci,oyuncu,gazeteci ve ögretim üyeleri

tarihe "121,ler manifestosu"adiyla bilinen 1960 tarihli bu önemli kitabi Karer.info okuyucularini

sömürgeci rejimin aydinlarinin Fransiz burjuvazine karsi verdikleri amansiz mücadeleyi ve bedeli

anlatiyor bu Hepimiz Katiliz belgesi yazari ise caniyla basiyla,ac ve issiz kalarak Cezayir halkina

destek veren Jean Paul Sartre.

Ilginctir bu 121 kisiye kimliklerine bakilmadan calisma yasagi,seyahat kisitlamasi,memur olanlar

ise islerinden atildilar müthis bir bedelin basegmez kahramanlari.

Sömürgeci savas cigirtkanliginin yükseldigi ülkemizde aydin tavrinin nasil olmasi gerektigini

ve bu ugurda bedelin nasil ödenildigi anlatir,bu bizim gercek namuslu aydinlarimizi dista tutuyorum.

***

Fransa,da son derece (1960) önemli bir hareket gelisiyor.Cezayir ic savasi,nda yeni bir dönüm

noktasi,bizi bizi alti yildan beri sürmekte olan krizi unutmaya degil,görmeye ittigi bir anda,Fransiz ve

uluslararasi komuoyunu daha iyi bilgilendirmeye ihtiyac var(bizim aydinlar böyle yapmadilar hic)

yada kendimizi zorunlu hissediyoruz.

Giderek Cezayir isgaline ve savasa katilmayi redden ve Cezayir halkiyla dayanismayi gelistiren

her kesime sorusturma aciliyor,ya haps oluyor ,yada mahkum veyahut isten atiliyor.Bu amaclari

karsi tarafca tahrif edilen yada aslinda görevleri bu insanlari savunmak olanlarca durum masum

gösterilmeye calisildigi icin,genelde anlasmamaktadirlar.

Ne var ki iktidara karsi olan bu direnisin saygiya deger oldugunu ifade etmek yetmez.Onurlari

ve gercege iliskin düsünceleriyle hareket eden insanlarin protestosu olarak gündeme gelen bu

direnis,icinde varolandugu kosularin ötesine gecen ve olaylarin baslangic noktasi ne olursa

olsun,yeniden ele alinmasi gereken bir öneme sahiptir.

****

Cezayir,liler acisindan,askeri,diplomatik araclarla sürdürülen savas,ta kesinlikle cift anlamlilik

söz konusu degildir.Bu bir Ulusal Bagimsizlik Savasidir.Pe ki bu savas.Fransizlar icin ne anlam

ifade ediyor.Yabanci bir ülkeye karsi yürütülen bu isgal hareketi olarak görür aydinlar.

Daha da ötesi bu savasi ve isgali yürütülürken Fransa herhangi bir tehdit altinda degildir.

Fransiz olmamak icin savasiyorlar.

Bu safasin bir Fetih savasi,üstelik irkciligin eslik ettigi emperyalist isgal oldugunuda söylemek

yetmez diyorlar aydinlar.Cünkü her isgal ve savas hareketi yasasi geregi böyledir.

"Gercekte devlet,temel bir tecavüzü ifade eden bu isgal karariyla,en temel insanlik

onurunu ayaklar altina almistir.topraklari isgal edilen halklarin direnmesi mesrudur derler

Fransiz aydinlari(bizimkiler böyle demezler)kendisine karsi gelenleri polisiye ve komplolarla

temizlik hareketine girisir Kontgerilla yöntemleri Cezayirde cok kullanildi,bizde ki gibi

*****

*Bizler Cezayir halkina karsi silah kullanmayi reddedenlerin tavirina saygi duyuyor ve tavri hakli

buluyoruz.

**Bizler ezilen Cezayir,lilere,Fransiz halki adina yardim ve destek sunan Fransizlarin tutumunu

saygiyla karsiliyor ve hakli buluyoruz.

*** Sömürgeci sistemin yokedilmesine katkida bulunan Cezayir halkinin davasi,

bütün özgür insanlarin davasidir..Imzalar yüzyirmibir kisi.

Hepimiz Katiliz..der  Sartre bir yeralti nehiri gibi temizlenir sah damari VAROLUSCULUKTUR hayati
 
Babasını ufak yaşta yitiren Sartre, annesinin ailesinin yanında büyüdü. Olgunluk sınavını Louis le Grand Lisesi'nde verdi. Daha sonraki eğitimini Ecole Normale Supérieure'de, İsviçre'deki Fribourg Üniversitesi'nde ve Berlin'deki Fransız Enstitüsü'nde sürdürdü. Çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı ve 1928'de Simone de Beauvoir'la tanıştı. II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından hapse atılmasının sonrasında Direniş hareketine katıldı. Sinekler adlı ünlü oyunu bu koşullarda yazıldı ve sahnelendi. Aynı sekilde, Varlık ve Hiçlik adlı kendi felsefesini açıkladığı ünlü yapıtı da bu sırada yazıldı.( 1943 )




1945 yılında öğretmenliği bıraktı ve " Les Temps Modernes " adlı edebi-politik dergiyi çıkarmaya başladı. Kitaplarının neredeyse tümü edebi ve politik sorunları işleyen kuramsal metinler olarak şekillendi. Sartre, savaş sonrası dönemde ise özellikle politik etkinlikleriyle öne çıkmaya başladı. Soğuk savaş dönemi boyunca birçok eleştirisine rağmen Sovyetler Birliği'ni desteklemiş, Fransa'nın Cezayir'e karşı yürüttüğü savaşa karşı çıkmıştır. Çıkardığı dergi, bu bağlamda yoğun bir etkinlik göstermiştir.



Sartre, 1964 yılında kendisine verilmek istenen Nobel Ödülünü geri çevirmiştir. Bunun hem yapıtlarına hem de politik konumuna zarar verecegini düşünmüştür. " 121'lerin Bildirgesi " olarak bilinen bildirgeyi imzalamış ve 1961-1962 yılındaki büyük gösterilere katılmıştır. Ayrıca, 1966-67 yılları arasında Vietnam Savaşı'nda meydana gelen katliamları sorgulamak üzere kurulmuş olan Russel Mahkemesi'nin de başkanlığını yapmıştır. Politik etkinlikleri giderek yoğunlaşmış ve kendi iç-dönüşümleriyle birlikte şekillenmiştir. 1968 olayları Sartre'ın kendi fikirlerini ve geleneksel entelektüel konumlarını da sorguladığı bir dönem olmuştur. Sovyetler'in Prag'a müdahalesinin ve Fransa'daki öğrenci hareketlerinin üzerine, teorik politik alanı yeniden değerlendirmeye başlamış, 1973'te Liberation'u kurmuştur.



1974 yılında Sartre'ın gözleri büyük oranda görmez oldu. Bu nedenle politik etkinlikleri yavaşladı, ancak her zaman yine de Batı'nın Doğu üzerindeki baskılarına karşı etkinliklerde bulundu ve insan hakları konusunda her zaman duyarlı oldu. Bu tutumuyla, Aydınların yeri ve rolü konusunda hem teorik hem de pratik bir örnek oluşturdu.


yeralti nehirleri kollektifi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder