5 Aralık 2009 Cumartesi

Yeralti kollektifi Erdal Eren


rüzgarlara adını yazdım


yapraklar uğuldar şimdi

geceye yıldız çaldım

gözlerin parlar şimdi

acını yüreğime kazdım

ağıtlar susar şimdi

Erdal Eren,yiğit kardeşim



susuşuna yağmur

düşlerine güller yağsın

dağlar son sözlerinle

uçurumlar gülüşünle yankılansın

güneşli bakışların

ülkemin şafaklarına kalsın

Erdal Eren,güzel kardeşim



bir halkı astılar bir sabah

ölümü geçirirken senin boynuna

generaller küçüldü sen büyüdün

yarınların özgürlüğü adına

küçük yaşta büyük ölümle öldün

yaşasaydın ağabey diyecektim sana

Erdal Eren,ölümsüz kardeşim


Onlarca  yıl geçti. 18 yaşında coşkulu, yaşama sevdalı, umutlu, sevinçle dopdolu, hepimiz gibi yani. Bir kaç hafta sonra idam edilecek gencecik bir körpe can. Sebinkarahisar’da yoksul bir ailenin çocuğu. Biz gibi, biz Karerli çocuklar gibi, Ankara umut kapısı ya, orada okumuş lise ikinci sınıfı. Yasamı biz gibi, milyonlarca genc gibi açlık ve yoksulluk içinde geçmiş. 18 yasına girip girmediği tartışılmaya dursun, “asmayalım da besleyelim mi?” kültürünün savunucuları tarafından 13 alaca karanlığında asıldı. Erdal idam sehpasına yürürken halkına, sizlere güveni tamdı. Aynı tutumunu mahkemede de sürdürdü...




Şunları söyler: “Beni asabilir, aldığınız emri uygulayabilirsiniz, ölüm cezası da verebilirsiniz. Bu ilelebet sürmeyecektir. Bir gün sizin yerinizde halkımız olacak, siz olamayacaksınız. Halkımız sizin oturduğunuz yerden doğru kararı verecektir”



Onlarca yıl sonra Gökçe Fidan, Ankara varoşlarından haykırıyor:  yeralti nehirleri gibi

Düşlerim var ya

Gözleriniz

Umutlarımız çocukça halellerimiz

Sizleri düşünüyorum hala

Sehpaya çıkarken bile

Yoksul Hesse İbe’yi

Dengbej Xalo Delil’i

Sizleri düşünüyorum hala

Umutlu aralık siyahi akşamlarda

O düşleriniz var ya o düş

Asla yitmeyecek sol mememizin yanında


yeralti nehirleri kollektifi



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder