10 Aralık 2009 Perşembe

Yeralti kollektifi Can Yücel

Sevdan içimde ki belki umuttur/ Kelepçe vurulmayan pranga ayaklarda dirençtir bu Saksida boy vermeye aday yüreğimin gözeneklerinde Hırçın magma dizginsiz bir bir bir fular molotof asi asi bir kardelen sakladığım zulada Newroz umuttur göğe bakan sairin kutup yıldızıdır, zindanda bölüştüğü HAYATTIR voltada sürgün vatandır Kelepçeli bir dili gibi Yasaklı Kırlangıç yeniden umut umut örendir karanlığı Aydınlığa özlemdir Dağlara soylenen türkü Başasagi GÖKÇE bir bir güvercindir ömrümüz vurulmayı bekleyen ,dize dize yasam hayat umut Azadi hasretle gelecek belki de bu göğe bakandır aksam yarın öbür gün sabah gün yine ondan sonra ki dus ile özlemdir yüreğimde sakladığım dize dize fidandır vermek Düşleri hala göğe  bakarak
saklayanlara ...




Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar

Şan Verdil ortalığa bütün bir sonbahar



Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar

O Çıplaklığında atın yine onlar koşacaklar

O çocuklar

O yapraklar

O Sarabi eşkiyalar



Onlar da benim olmasa Gayrı kimim var  demis Can baba.

Şair Can Yücel, 1926 yılında İstanbul`da doğdu. Türkiye'nin ilk Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in oğlu olan Can Yücel, orta öğrenimini Ankara Erkek Lisesi'nde tamamladıktan sonra, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü'nde okudu. İngiltere'de Cambridge Üniversitesi`nde eğitimini sürdüren Yücel, bir süre Londra`da BBC Radyosu`nda çalıştı.



Türkiye`ye dönüşünde Bodrum`da turist rehberliği yapan Yücel, daha sonra İstanbul`a yerleşti ve bağımsız çevirmen olarak yaşamını sürdürdü.



Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında "Yenilikler", "Beraber", "Seçilmiş Hikayeler", "Dost", "Sosyal Adalet", "Şiir Sanatı", "Dönem", "Yöne", "Ant", "İmece", "Papirus" adlı dergilerde yazdı. "Yeni Dergi", "Birikim", "Sanat Emeği", "Yazko Edebiyat" ve "Yeni Düşün" dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi.



İlk şiirlerini 1950 yılında "Yazma" adlı kitapta toplayan Can Yücel, "toplumsal sorunların yarattığı izlenimlerin ağırlığından kurtulmak istermiş gibi" kimi taşlama, kimi bıçak ile işleyen duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti.

Baglanmayacaksin bir seye, öyle körü körüne.


"O olmazsa yasayamam." demeyeceksin.

Demeyeceksin iste.

Yaşarsın çünkü.

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.





Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden.

Çok sevmezsen, çok acımazsın.

Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

Çalıştıgın binayi, masanı, telefonunu, kartvizitini...

Hatta elini ayağıni bile çok sahiplenmeyeceksin.

Senin değillermis gibi davranacaksin.

Hem hiçbir seyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.

Onlarsız da yasayabilirmissin gibi davranacaksin.

Çok esyan olmayacak mesela evinde.

Paldır küldür yürüyebileceksin.

ille de bir seyleri sahipleneceksen,

Çatılarin gökyüzüyle birlestigi yerleri sahipleneceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin,

Günesi, ayı, yıldızları...

Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.

"O benim." diyeceksin.

Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir seylerin...

Mesela gökkusağı senin olacak.

İlle de bir seye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.

Mesela turuncuya, yada pembeye.

Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden,

Çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmis gibi, Hem de

hep senin kalacakmıs gibi hayat.

ilişik yasayacaksin. Ucundan tutarak


yeralti nehirleri kollektifi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder