6 Aralık 2009 Pazar

Yeralti kollektifi Ali Aktas




Sokaga cikiyorum anne yol kaldiysa


sokaga cikiyorum beni toplarsin

devlet karavanasina katacak beni toplarsin...







Faşist cunta işbaşına geldiğinde Ali Aktaş yoldaş yine işkencehanenin yolunu tuttu. Her defasında işkencecilerin yüzüne tükürmekten ve kızıl direnişi örmekten geri durmadı. Hayali ifadeler ve iddialarla tutuklanarak zindana kapatıldı. Ali Aktas zindan ve mahkemede de devrim ve sosyalizmin savunuculuğu üstlendi. Her gittiği yere direnişi taşıdı. Göstermelik mahkeme sonucu faşist generallerce Ali Aktaş idama mahkum edildi ve 23 Ocak 1983 yılında bir kış günü Adana zindanında idam edildi..







Militanlığı ve düşmana karşı uzlaşmaz direngenliğiyle tarihe mal olan Ali Aktaş , faşizmin idam sehpasına giderken yine vakur ve devrime, sosyalizme ve örgütüne olan bağlılığı, halka olan güvenini dile getirdi ve düşmanı işkencede yendiği gibi, idama giderken de yeniyor du.



Nitekim Ali Aktaş ailesine yazdığı mektup, faşist diktatörlük tarafında uzun yıllar gizli çekmecelerde saklandı. Bu faşizm devrimcilerin mektuplarından bile korktuğunu gösteriyordu. Çünkü Onların eli kanlıydı ve suçlulardı. Suçlu oldukları için korkuyorlardı. Doğum gününde idam edilen Aktaş'ın ailesine yazdığı veda mektubu, ailesine 25 yıl sonra verildi. Ali Aktaş yoldaş, faşist cuntanın karanlık dönemlerinde devrime, sosyalizme, örgüte ve halka bağlılığını düşmanla teke tek kaldığı durumda da ortaya koyarak, geleceğe olan inancını dile getirerek faşizmin yüzüne pişman olmadığını haykırarak, ölümü gözünde küçülttüğünü ilan ederek ortaya koyuyordu. Ali Aktaşın yoldaşları olarak, Onun militan ve ölümü hiçe sayan direnişçi çizgisini geliştirip ileriye taşıyacak ve yarım bıraktıklarını tamamlayacagiz yeralti nehirleri gibi.



Yillarca gecenin sesine kulak verdim

Hme kim demistir geceler sessizdir diye

Sessizligin de sesi vardir duymayi bilene

Yildizlarla dolu parlak bir gögün altinda

Gece rüzgarinin sesi

Yapraklarin salinisi

Suyun akisi

Ucurumun kenarlarinda sakli isyan cigliklari

Iste gecenin sessizliginin sesleri,yeralti nehirleri



ALİ AKTAŞ 23 Ocak 1983 yıında İdama giderken ailesine verilmek üzere yazmış olduğu son mektubu



Sevgili anacığım, sevgili babacığım



Bu satırları yazıp bitirdikten sonra hayata veda etmiş olacağım ve belki bu mektubu yazıp bitirdikten sonra sizlere ya ulaşır ya ulaşmaz bu hususta da pek bir güvencim de yoktur. Çünkü, yazıp da size yollayacağım bu veda mektubumun içeriği çok geniş veya kendilerince yasak olacaktır. Ulaşacaksa dahi yine kendilerince politika icabı olacaktır.



Sevgili babacığım ve anacığım, ben bir inanç uğrunda gidiyorum. Evet doğruluğuna inandığım bir inanç uğruna fakat bu inancım mevcut düzene karşı olmak sömürü soygun düzenine karşı olmaktır. Ben bir davadan yakalanmış ve yargılanmış isem de bu işin yalnızca formalitesidir. Çünkü benim asılmam için koyulması gereken hukuki bir delil olması gerekir ki durum delil yetersizliğiyle de olmasına rağmen ve karar kanaat üzerine olmasına rağmen ben idama götürülüyorum. Evet ben söz konusu adamı öldürdüğüm için değil, Emperyalizme, Faşizme, Sosyal-Emperyalizme, Sosyal-Faşizme karşı yılmaz usanmak tavizsiz mücadelemden dolayı asılmaktayım. Evet onlar bizim nefes alışımızdan dahi korkmaktadırlar. Oysaki ben maddi olarak yok olsam da manevi olarak yok olmayacağımı da biliyorlar. Evet ben ve benim gibiler inandıkları davaları uğrunda madden ölsek de manevi yaşarız yaşayacağız buna inancım tamdır. Ben ölüme gideceğimi delil yetersizliği olmasa da dahi baştan beri biliyordum. Çünkü, onlar kendilerinin yaka mahfa götürecekleri halka ve devrime ihanet etmeyenlerin yüreklerinde derin bir korkudur. Ben yakalanabilirim ama halkımın mücadelesi hiçbir zaman ölmez öldürülemez. Halk bağrında nice tohumu, tohumları türetmiş ve türetecektir. Evet ben ölüme giderken hayata erken veda etmekte olmama yanmaktayım. Yoksa öleceğime değil. Her gün her zaman ölümden korkmadım. Korkmayacağım da. Çünkü, ben anamdan babamdan ben, halkımdan korkusuzluğu acı içinde ızdırap içinde yokluk ve kıtlık içinde sabrı, sabretmeyi inançlarımla düşmana .... yaşamayı hem de başı dik ve gururluca yaşamayı ama bir saat daha bir saniye daha.



Size çok şey yazmak istiyordum zaman zaman, ama yazamadım. Nice yazacaklarımdan, nice söyleyeceklerimden ancak söyleyebilip yazabileceklerimden başka bir şey ne söyleyebildim, ne de yazabildimse de bunu anlarsınız inancındayım.



Babacığım benim için çok uğraştın. Farkındayım. Belki kar etti, belki etmedi ben baştan bilmeme rağmen yine de seni yanlış düşüncelere kapılmamanız için bir şey demedim. Yine de uğraşılarının borcunu ödeyemedimse de, en azından şerefimle düşmana teslim olmaksızın gitmem, hayata veda etmem dahi umarım sizin için yüzü kara olmaktan da iyidir.





Anacığım beni bizi ne sancılar içinde var ettiğini, ama yeniden var edebilmeminde ne kadar güç olduğunu biliyorum ve senin acının derinliğini şimdiden anlayamıyor değilim. Onun için şimdiden acını paylaşmak istersem de elimden gelen Bir şey yok. Fakat sana birtek şeyim varsa oda oğlunun senden aldığı senin gibilerden aldığı ilhamı ve kuvvetin inancıyla halka ihanet etmeyen biri olarak gitmemdir.





Ben şuan yazdığım ve yazamadığım nice dost ve akranlarımın tümünü yüreğimde taşıyarak, bilincimde taşıyarak gidiyorum. Evet Ganime analar, Hatun analar, Hüsne nineler Zehra nineler Hamit amcalar. Abbas babalar, Nursel bacılar, Yusuf kardaşlar ve daha bilmem kimler kimler. Ben sizden gelmiş, ben bağrınızdan türemeş biri olarak sizleri düşünmeksizin nasıl giderim hiç mümkün mü?



Evet sevgili analarım, babalarım. Ben gidiyorum. Giderken şerefimle gidiyorum. Ama onlar sömürücüler sömürü soygun düzeninin sahipleri komprador patron ağa devletinin savucuları şerfsizlikleriyle her gün ölecekler. Biz halkımız uğrunda girdiğimiz mücadelede inanarak elimden gelen mücadeleyi yaptım ben D.H.B. örgütüne mensup olarak yargılandım ve D.H.B / TKP ML Hareketi örgütü davasına dahil edildim. Ben hiçbir şey kabul kabul etmedim. Ama evet ben bu örgüte inandım ve hala inanıyorum. Ona her şeyimle, içten inanıyorum. Benim verdiğim mücadele sizce, halkça takdirini yapacak ve değerini biçeceksiniz. Sizlere bunları dahi yazdımsa da inanın pek de içten geçerek de yazdırtabilirdim.





Beni bağışlayın sizleri, halkımı unutmayacak olan ben oğlunuz Ali Aktaş





yeralti nehirleri kollektifi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder